Pasifik'te Bir Adadan Kendi Yaptıkları Yelkenliyle Kaçmaya Çalışan Beş Kişinin Hikâyesi
MrBeast ミスタービーストVideonun çıkış noktası basit ama zorlu bir kural: Jimmy ve arkadaşları Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki bir adada mahsur bırakılıyor. Adadan kurtulmanın tek yolu, bulabildikleri malzemelerle bir yelkenli yapmak ve kilometrelerce açık denizi geçip karşıdaki adaya ulaşmak. Jimmy bu meydan okumayı, arkadaşlarıyla bir adada mahsur kalsalar kurtulup kurtulamayacaklarını merak ettiği için yaptıklarını söylüyor. Ekipte Jimmy, Chandler, Nolan ve daha önce başka bir videoda yelkenli yapmış olan Hase var. Sonradan kameraman Darius da işe dahil oluyor. Ekipten hiçbiri daha önce yelkenli kullanmamış. Hase dışında kimse ne yaptığını bilmiyor.
İlk gün: Barınak ve sınırlı erzak
Yelkenliye başlamadan önce ekip, adanın kendilerini öldürmemesi için bir barınak kurmak zorunda kalıyor. İlk gün bir tür ağaç ev yapıyorlar. Düğüm atmak ve yapıyı yükseltmek bile saatler sürüyor. Onuncu ve on birinci saatlerde hâlâ kampla uğraşıyorlar. Ekipten biri, kamp kurarken bile bu kadar zorlandıklarına göre yelkenli yapımının nasıl geçeceğini düşünmeleri gerektiğini söylüyor.
Ellerinde içinde az miktarda hayatta kalma gereci bulunan bir sandık var. Su stoğu ilk bakışta fazla görünse de Jimmy bunun yelkenli bitene kadar yetmesi gerektiğini ve işin ne kadar süreceğini bilmediğini vurguluyor. Akşam ateş yakıp plan yapıyorlar. Kimin daha önce yelkenli yaptığı sorulduğunda Nolan ve Chandler "hayır" diyor, Jimmy de yapmadığını söylüyor. Hase'nin ekipte bulunma sebebi tam olarak bu tecrübe.
İkinci gün: Maket, bambu ve kıyıya vuran çöpler
İkinci günün sabahı herkes yeni uyanırken Hase çoktan çalışmaya başlamış oluyor. İki gövdeli bir yelkenli maketi yapıyor. Gövdelerin üzerine enine kirişler gelecek, ortada da bir direk olacak. Yelken için Nolan'ın gömleğinden bir parça kullanılıyor. Maket suda yüzüyor ama Jimmy asıl ihtiyaçlarının bunun yaklaşık 30 katı büyüklüğünde, 450 kilo taşıyabilecek ve onları karşı adaya götürecek bir tekne olduğunu hatırlatıyor.
Ana yapı malzemesi bambu. Ekip, bambunun hafif olduğu için batmadığını söylüyor. Ancak bambular ormanın derinliklerinde. Ormana girmeden önce Hase acil bir toplantı yapıp mızrak başlı yılan, sarı kirpikli engerek ve gezgin muz örümceği konusunda uyarıyor. Toplama sırasında karıncalar ve arı kovanları da sorun çıkarıyor. Ekipten biri adadaki her şeyin onları öldürmeye çalıştığını söylüyor.
İkinci önemli malzeme kaynağı ise kıyıya vuran çöpler. Ekip, bölgeden geçen büyük gemilerin okyanusa çöp attığını ve bunların adaya vurduğunu anlatıyor. Bu çöplerin bir kısmını yelkenlide yeniden kullanmayı planlıyorlar ve bu sırada plajları da temizlemiş olduklarını söylüyorlar. "Sızdırmayan her kap altından değerlidir" sözü bu aşamanın özeti gibi. En değerli buluntular mavi plastik variller. Birinci varil parçalanmış çıkıyor ama ardından suyun üstünde kalabilen sağlam variller bulunuyor. Günün sonunda yeterli malzeme toplandığı düşünülse de aşırı sıcak yüzünden enerjileri tükeniyor. Jimmy'ye o günkü ilerlemeden memnun olup olmadığı sorulduğunda, bu hızla işin bir ay süreceğini söylüyor.
Gece Nolan yatağında büyük bir örümcekle uyanıyor. Ekipten biri bunun tehlikeli tür olduğunu söylüyor. Örümcek uzaklaştırılıyor ama Nolan uyuyabileceğini sanmıyor.
Üçüncü gün: Gölgeye taşınma ve salın şekillenmesi
Ertesi sabah ekip, güneşin altında erimemek için çalışma alanını plajın ilerisindeki gölgelik bir yere taşıyor. Jimmy adanın sıcaklığını anlatmaya kelimelerin yetmeyeceğini, günde birkaç saat değil tüm gün çalışabilmek için gölgeye ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Yeni yere giderken Chandler üçüncü varili buluyor. Bu, teknenin yüzme ihtimalini artırıyor.
İnşa sırasında Chandler yorulup kameraya geçiyor ve kameraman Darius'u işe katıyor. Darius tekne yapmayı bilmediğini söylese de bu değişiklikten sonra sal şekillenmeye başlıyor. Ekip, dalga çarptığında düğümlerden biri bile gevşerse okyanusun ortasında batacaklarının farkında. Bambulardan güverte yapılıyor ve yapı gerçekten bir yelkenliye benzemeye başlıyor.
Hase ertesi gün gelgitlerde bir avantaj fark ediyor. Gelgit çekilirken suyu kıyıdan uzağa çektiğini, bu anı yakalarlarsa okyanusa doğru sürüklenebileceklerini anlatıyor. Ama şunu da ekliyor: Rüzgâr ve akıntı ters olursa motorları bile olsa o adaya varamazlar. Hase herkesin kendisine güvendiğini bildiğini, daha önce hiç yelkenli kullanmamış insanlarla hedefe ulaşırlarsa bunun unutulmaz bir anı olacağını söylüyor.
Dördüncü gün: Kayıp varil ve Nolan'ın sıcak çarpması
Ekibin yorgunluğu belirginleşiyor. Biri her yerinin ağrıdığını, biri her yerinden kum çıkmasından bıktığını söylüyor. Günün hedefi kıç güvertesini bağlamak ve kürek için malzeme toplamak. Yelkene geçmeden önce teknenin yüzüp yüzmediği test edilecek.
Asıl sorun, dördüncü varilin hâlâ bulunamamış olması. Hase üç varille dengenin bozuk olduğunu, bir ucun yamuk duracağını ve dört varil gerektiğini söylüyor. Jimmy videonun büyük kısmının çöplerin arasında malzeme aramakla geçtiğini ama bu çöplerin kaçış için tek umutları olduğunu belirtiyor. Hava 40 derece civarında. Hase, düğüm atmada herkesten iyi olduğu için bağlamaları kendisinin yapıp kontrol etmesi gerektiğini savunuyor.
İki saat plajı aradıktan sonra bir varil bulunuyor ama 1,5 kilometre taşınması gerekiyor. Nolan yanına su almadığı için bunun bir hata olduğunu, parmaklarının karıncalandığını ve görüşünün daraldığını söylüyor. Taşımaya çalışırsa bayılacağını düşünüyor. Darius varili ve bir dümen parçasını getirirken Hase de Nolan'a su içirerek yardım ediyor. Ekip bu anı, başarmak için birlikte çalışmaları gerektiğini anladıkları anlardan biri olarak anlatıyor.
Aynı gün kıyıda bulunan metal bir parçanın altına ateş yakıp plastiği eritmeyi ve kürek kalıbına dökmeyi deniyorlar. Bu deneme başarısız oluyor. Su kaynadığı hâlde plastik erimiyor. Ekipten biri teoride plastiğin erişte gibi yumuşaması gerektiğini düşündüğünü söylüyor. Bir başkası ise şaka yollu bunun bir Mark Rober videosu olmadığını, "bir avuç salağın yaşam mücadelesi" olduğunu söylüyor.
Yüzme testi
Su stoğunun yarısından fazlası tükenmiş durumda. Bu yüzden daha fazla oyalanamayacaklarını düşünüyorlar. Variller yuvalara sabitleniyor. Bunlar yerinden çıkarsa batıp her şeye baştan başlamak zorunda kalacaklar. Sonra 17 enine kirişin her biri iki taraftan aynı yöntemle bağlanıyor. Okyanusu geçerken onları bir arada tutacak olan bu ipler.
Ekip kritik bir karar noktasına geliyor: Ya inşaya devam edip dua edecekler ya da ara verip teknenin suda nasıl durduğunu görecekler. Suya indirmeyi seçiyorlar ve tekne yüzüyor. Jimmy video boyunca ilk kez bunun mümkün olduğunu hissettiğini söylüyor.
Bu noktada Jimmy kanalın genel çizgisi üzerine de konuşuyor. Kanalda dev setler kurduklarını, yüzlerce yarışmacı getirip 1 milyon dolar gibi büyük ödüller verdiklerini anlatıyor. Bazen dört arkadaşla bir adaya bırakılıp birlikte yelkenli yapmanın da güzel olduğunu ekliyor. Bunun en zor videolardan biri olduğunu, sıcak ve böcekler yüzünden kolay olmadığını ama ekiple vakit geçirmenin eğlenceli olduğunu söylüyor. Eskiden bu tür videolar yaptıklarını, neden bıraktıklarını bilmediğini belirtiyor.
Beşinci gün: Kürekler, omurga ve yengeç yelken
Ellerindeki şey henüz bir yelkenli değil, sadece bir sal. Rüzgârı yakalayacak bir yelkene ihtiyaç var. Su durumu kritikleşiyor ve Nolan bitkin görünüyor. Ekipten biri yalnızca kollarında ve ellerinde altmıştan fazla böcek ısırığı olduğunu, ertesi gün de gidemezlerse ne kadar dayanabileceğini bilmediğini söylüyor.
Plastik eritme başarısız olunca kürekler için başka bir çözüm bulunuyor. Ekip, küreklerinin kürekten çok bayrağa benzediğini kendi aralarında şakayla dile getiriyor. Sonunda dört kürek yapılıyor. Hase ayrıca teknenin düz gitmesini sağlayacak bir omurga uzantısı ekliyor. Yelken için çok ince ve dayanıklı bambu istiyor ve "yengeç yelken" adını verdiği bir tasarım kuruyor. Bunu antik Polinezyalıların kullandığı tipe benzetiyor. Yelken direklere bağlandıktan sonra bir menteşe deliği açılması gerekiyor. Hase bu olmazsa yelkenin parçalanacağını söylüyor. Ekip, herkesin bir görev üstlenmesiyle "tıkır tıkır işleyen bir makineye" dönüştüklerini anlatıyor.
Zamanlama kritik. Hase yeni ayla birlikte gelgitler olduğunu, yüksek gelgit çekilirken yola çıkarlarsa doğrudan karşı adaya sürükleneceklerini söylüyor. Gelgitin değişmesine 12 saatten az kala çalışmaya devam ediyorlar. Yelken monte edildiğinde rüzgârı yakalıyor. Rüzgâr yönü uygun değilse bir ip çekilerek yelken indirilebiliyor. Karanlık basmadan her şeyi 1,5 saatte bitirmeleri gerekiyor ama çalışma gece yarısına kadar uzuyor. Ekipte herkes o kadar yorgun ki Chandler ne yaptığını hatırlamakta zorlanıyor. Sonunda Jimmy, adadan kurtulmak için birlikte yapabilecekleri her şeyi yaptıklarını söylüyor.
Yola çıkış: Akıntı ve yön sorunları
Yola çıkmadan önce ekip bir söz veriyor. Yorulunca da, daha da yorulunca da, kürek çekmek istemeseler de "kürek çekmeye devam" edecekler. Başlangıçta akıntı onları dışarı doğru çekiyor ve bu işlerine yarıyor. Ancak Hase, birkaç saat içinde akıntının onları yanlamasına açık okyanusa çekmeye çalışacağı bir kanala gireceklerini, bu yüzden oraya kadar adaya olabildiğince yaklaşmaları gerektiğini anlatıyor.
Yelken açıldığında rüzgârı yakalıyorlar ve saatte yaklaşık 2 kilometre hızla ilerliyorlar. Hâlâ 8 kilometreden fazla yolları var ve hedef ada henüz görünmüyor. Daha 20. dakikada şikâyetler başlıyor: yorgunluk, mide bulantısı, bitmiş kollar. Neredeyse rüzgâra karşı gittiklerini fark ediyorlar. Hase dağınık kürek çekmenin işe yaramadığını görüp 15 dakikalık rotasyonlar kuruyor. Sağ tarafta üç kişi kürek çekiyor, bir kişi dinleniyor. Yaklaşık 45 dakika sonra yolun yüzde 20'sini geçtiklerini tahmin ediyorlar.
Kanala yaklaştıkça sorunlar artıyor. Nolan'ın küreği kırılıyor, tekneden bir parça düşüyor, Hase de düşüyor. Bir ara tekne tamamen yan dönüyor ve rotaya ancak hep birlikte uzun, derin kürek darbeleriyle dönebiliyorlar. Bu sırada ilk adadaki kumsalları artık görünmüyor.
Kanaldaki saatler
Ekip altı gün boyunca günde 12 saat çalışarak salı yaptığı için baştan yorgun. İkinci saate gelindiğinde biri omzunun bittiğini, biri yıldızlar gördüğünü söylüyor. Güneşin altında "ıstakoz gibi piştiklerini" anlatıyorlar. Jimmy artık başarabileceklerine inanmadığını söylüyor.
Kanala girildiğinde deniz dalgalanıyor. Hase en çok akıntının ve rüzgârın burada olduğunu, kürek gücünün onları fazla güneye gitmekten koruduğunu anlatıyor. Bir noktada Hase rüzgâra doğru dönmek için Darius'tan durmasını istiyor. Darius ise beş saniye bile durursa yanlış tarafa gideceklerini söyleyerek itiraz ediyor. Saatler boyunca akıntı onları önce sola, sonra sağa çekip daireler çizdiriyor ve ilerleyemediklerini fark ediyorlar.
Altıncı saatte Jimmy'yi deniz tutuyor, Chandler uyuyakalmış gibi görünüyor. Jimmy kendisinin ve Chandler'ın işe yaramaz hâle geldiğini, görevin tamamen Hase, Nolan ve Darius'a kaldığını söylüyor. Darius durmadan kürek çekiyor, Hase hem dümeni hem yelkeni idare ediyor. Hase adanın beş kilometre uzakta olduğunu, adadan gelen rüzgâr hattına girerlerse akıntı ve rüzgârla birlikte ilerleyebileceklerini ama başta o kadar mesafe kaybettiklerini ki "yokuş aşağı inebilmek için yokuş yukarı tırmandıklarını" anlatıyor.
Yedinci saatte durum en kötü noktasına geliyor. Kürek çekmeyi bıraktıkları anlarda geriye kaydıklarını ve Pasifik'e doğru çekildiklerini görüyorlar. İşaret fişeği ateşleme fikri gündeme geliyor. Yedi saat hiç durmadan kürek çektiğini söyleyen ekip üyelerinden biri artık devam edemeyeceğini söylüyor. Ada hem çok yakın hem de çok uzak görünüyor.
Gelgitin yardımı ve son kilometreler
Jimmy bitkin hâlde yatarken iki gün önce söylediklerini, bu haftanın ne kadar eğlenceli geçtiğini düşündüğünü anlatıyor. Tam o sırada gelgit yükselmeye başlıyor ve onları hiçbir şey yapmadan adaya doğru çekiyor. Ekip farkında olmadan kanaldan kurtulmuş oluyor. Darius'un ölçümüne göre 4,6 kilometre kalmışken bir kez daha denemeye karar veriyorlar. Ekipten biri, "pes ettim" demediği sürece pes etmiş sayılmayacağını söylüyor.
Sekiz saatten fazla kürek çektikten sonra mesafe hızla düşüyor: 4 kilometre, 2,7, ardından 1,5 ve sonunda 1 kilometre. Ekip "kara göründü" diye seviniyor.
Son yüzde beş: Gelgitin dönmesi
Sevinç kısa sürüyor çünkü önlerinde son bir gelgit değişimi var. Gelgitin değişmesine 20 dakika kaldığı hesaplanıyor. Hase'nin baştaki uyarısı tekrar önem kazanıyor: Rüzgâr ve akıntı ters olursa motorla bile adaya ulaşamazlar. Yaklaşık 500 metre kala akıntıya kapılırlarsa adayı ıskalayacaklarını biliyorlar. Teknede 11 saati geride bırakmış olarak son 15 dakika için yükleniyorlar.
Yolun yüzde 95'i tamamlanmışken rüzgâr tamamen dönüyor ve kötü bir yan rüzgâr başlıyor. Yelkenin indirilip indirilmemesi konusunda tartışma çıkıyor. Biri yelkenin onları güneye ittiğini düşünürken Hase yelkensiz rüzgârı yenemeyeceklerini savunuyor. Geri sayımla son bir güç denemesi yapıyorlar ama gelgit değişiyor. Önceden onları arkadan iten su artık karşılarına çıkıyor ve onları dışarı itiyor. Ada yaklaşık 800 metre uzaktayken, yüzerek bile varabilecekleri bir mesafedeyken, uzaklaşmaya başlıyorlar.
Başarısızlık ve Jimmy'nin değerlendirmesi
Ekip yaklaşık 12 saat kürek çekip yelken açtıktan sonra 20 dakika daha hızlı olsalar adaya ulaşacaklarını söylüyor. Hase ekipten özür diliyor. İşaret fişeği ateşleniyor ve meydan okuma başarısızlıkla bitiyor.
Jimmy bunun kanalında yaptığı en zor yarışma olduğunu söylüyor. Bu kadar yaklaşıp yalnızca son yüzde beşlik kısımda gelgit değiştiği için adaya ulaşamamanın durumu daha da zorlaştırdığını ekliyor. Kaybetmeyi ve bu hissi sevmediğini, izleyicileri de hayal kırıklığına uğrattığını düşündüğünü söyleyip özür diliyor. Bir sonraki videoda başarısızlık olmayacağına söz veriyor ve helikoptere binerek adadan ayrılıyor. Video, ulaşılamayan hedefi hatırlatan "Hedef: Adaya ulaşmak" yazısıyla bitiyor.
Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki bu adada mahsur kalmış durumdayız. Adadan kurtulmamızın tek yolu bir yelkenli yapıp kilometrelerce açık denizde şu diğer adaya yelken açmak.
Neden? Acı çekmemiz hoşlarına gidiyor. Başlayalım o zaman. Hadi.
Ne arıyoruz? Yelkenli için malzeme. Yelkenli kullanan var mı? Hayır. Yok. Ama kamp şart. Şimdiden terledim. Burası kamp için uygun. Evet, hadi.
Animasyon olduğu için göremiyorsunuz ama yapmamız gereken bu. İyi de imkânsız. Başaramazsak burada kalırız. Sen resmen kafayı yemişsin.
Yelkenliyi yapmaya başlamadan önce biz daha kaçamadan ada bizi öldürmesin diye malzeme toplayıp bir barınak yapmamız gerekiyor. Arkadaşlarımla bir adada mahsur kalsak kurtulabilir miyiz diye merak ettiğim için bu iddiayı yapıyoruz. Evet, her delikanlı bunu merak eder. Ve böylece bu adada yaşlanıp kalmayacağız.
Kale inşaatı iyi gidiyor. İçinde az miktarda hayatta kalma gereci olan sandığı boşalttık. Bu su çok görünebilir ama yelkenliyi bitirene kadar bize yetmeli. Ve bunun ne kadar süreceğini bilmiyorum. Çünkü biz sadece hiçten bir barınak yapmaya çalışan bir grup YouTuber'ız.
Daha yükseğe. Chandler, bir fikrim var. Tamam, hadi. Tamam.
10. saat. Düğüm nasıl gidiyor? Beni öldürme. Tamam, bitti. İndir beni. Nasıl indireceğim? Çök.
Kamp kurarken bile zorlandık. Bir de yelkenliyi yaparken düşünün. Evet. Eyvah. Biraz uzun sürecek.
11. saat. Süper. Evet, epey bir sürecek gibi.
Ama bu sadece başlangıçtı. Yarışmanın bizi bu denli bitireceğini ve hayatta kalma azmimizi bu kadar zorlayacağını tahmin etmemiştik.
Görüşüm daralıyor. Kürek çekmeliyiz. Büyük dalga!
Güneş hızla batıyordu. Biz de çok güvenli bir şekilde ateş yaktık. Sonra da plan yaptık.
Nolan, hiç yelkenli yaptın mı? Hayır. Ya sen Chandler? Hayır. Ben de yapmadım. Hase bunun için burada. Çünkü önceki bir videoda yapmıştı. Ve yarın yelkenliye başlıyoruz. Hadi o zaman! Evet! Nasıl yapacağız bilmiyorum ama yapana kadar buradayız.
İlk gün bir barınak yaptık. Ağaç ev gibi oldu. Daha önce yelkenli kullanmamış bir grupla denize açılmaya can atıyorum.
Ne yaptığını bilen tek kişi Hase olduğu için ikinci günün sabahında... 2. gün. ...teknede çalışan tek kişi oydu.
Hase, ne yapıyorsun? Gitmeye çalışıyorum. Herkes gözünü daha yeni açtı. Sen işe koyulmuşsun bile. Ne yapıyorsun?
Bu yelkenlimizin maketi. İki gövdemiz var. Üzerine enine kirişler gelecek. İşte şurası da direğimiz.
Yelken nerede? Nolan, gömleğini ver. Neden benimki? Tamamı değil. 2. gün. Tamam, al senin olsun.
Bakalım yüzecek mi? Yüzüyor! Evet!
Prototipimiz işe yaradı. Ama bunun 30 katı büyüklüğünde, 450 kilo taşıyabilecek ve bizi o adaya götürecek bir şey lazım. Onu yapana kadar buradayız. O zaman başlayalım.
Önce malzeme toplamamız gerek. Harika bir yelkenli neden yapılır? Bambudan. Bambu hafif olduğundan suda batmaz. Yeterince bulursak tamamdır. Ama tüm bambular bu ormanın derinliklerinde ve içeride ne gibi tehlikeler bizi bekliyor bilmiyorum.
Hase acil toplantı istedi. Ne oldu? Tamam, ormana girmeden önce dikkat etmeniz gereken şeyler var. Mızrak başlı yılan, sarı kirpikli engerek ve gezgin muz örümceği. Ciddi misin? Bir şey olmaz. Hadi bambu toplayalım.
Gömleğimin içi karınca doldu. Kovanı dürtersem ne olur? Sakın yapma. Asla yapmam. Buradaki her şey bizi öldürmeye çalışıyor. O ne be? Kuşmuş.
Kanka, malzeme koymak için kasalar var. Bunlar işe yarar, değil mi? Umarım. Dönerken ağır hareket edeceğiz. Epey toplamışsınız! Evet. Çok iyi be.
Sızdırmayan her kap, altından değerlidir. Buradan büyük gemiler geçiyor ve okyanusa çöp atıyorlar, onlar da bu adaya vuruyor. Yeniden kullanabileceğimiz çöpler. Yelkenli için kullanırız. Hem plajları temizliyoruz hem de kaçıyoruz. Kıyıya vurmuş başka şeyler de olabilir. Adayı didik didik etmeliyiz. Hepsi kusursuz olmalı.
Bu düşündüğüm şey mi? Bir mavi bidon daha. Ama bu parçalanmış. Yazık. Jimmy! Şuna bak. Kanka, bakalım yüzüyor mu? Yüzüyor mu? Yüzüyor. Bu önemli.
Bir mavi bidon daha. Bu sağlam gibi. İnanamıyorum! Sıcaktan bayılacağım ama buna değer.
Yelkenliyi yapmak için yeterli malzememiz var. Ama sıcak yüzünden bugün pek enerjimiz kalmadı.
Bugün pek bir şey yapmadık gibi geliyor. Kafasında balık olan adam bunu söylüyor olamaz. Lafını geri al, şapka o! Sınırı aştın işte. Üçte "yelkenli". Bir, iki, üç. Yelkenli!
İkinci gün herkes bitik durumda. Jimmy, bugün yaptıklarımızdan memnun musun? Bu gidişle bir ay sürer. Dinlenin beyler. Sabah bir yelkenli yapacağız. İyi geceler.
Amanın! Nolan yatağındaki örümcekle uyandı. Dur. Çok büyükmüş. Bu tehlikeli olan. Nolan, tut şunu! Bana geliyor! Ne yapayım? Amanın! Götür şunu! Etrafa saçmış oldun ama!
Hallettik. İlgi çekmeye çalışmayı bırak da yat. Uyuyabileceğimi sanmam. İyi geceler. Kesin bir yerde avlanıyordur.
Ertesi sabah dünkü gibi güneşin altında erimek istemedik. Çalışma alanımızı plajın ilerisindeki gölgeye taşıdık. Bu adanın ne kadar sıcak olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez. Günde birkaç saat değil tüm gün çalışabilmek için gölge bir yer lazım.
Ve yeni yerimize giderken... Altın madeni! Chandler üçüncü bir varil buldu. Bu da yelkenlimizin yüzme ihtimalini artırdı.
Herkes malzeme toplarken yoruldu ama düzgün bir yelkenli yapmak için yeterli bambu ve odunumuz var. Yapalım şunu! Hadi yelkenli yapalım! Kurtulalım buradan. En kısa zamanda lütfen.
Bir şeye benzemiyor ama bu çubuk ve çöp yığını bir şekilde yelkenliye dönüşecek. Ama epey emek gerekecek.
Yoruldum. Vur şunu. Darius, sen başka şey yap. Ben çekim yapacağım. Chandler çekime gitti. Seni çekeceğim. Chandler. Mola veriyorum. Kameramanımızı mı oyuna soktun? Hadi, yardım et. İnanılmaz. Darius, yardım edeceksin. Tamamdır. Tekne yapmayı biliyor musun? Biz bilmiyoruz.
Darius yelkenli görevine ve Chandler kameranın başına geçince sal şekillenmeye başladı. Ama bir dalga çarptığında bu düğümlerden biri bile gevşerse... 3. gün. Okyanusun ortasında batarız.
Kıç güvertesini yapma zamanı! Kıç mı? Gemilerde öyle denmez mi? Bilmem. Niye öyle? Tuvaletini yaptığın yer.
Niye öyle? Tuvaletini yaptığın yer. Şunu bilin, denizdeyken kimse tuvaletini yapamaz.
Şuradaki bambular gemi güvertemiz. Gerçekten bir yelkenliye benzemeye başladı. Ortaya çıkıyor. Yaşasın. Şuna bakın! Hadi bakalım!
Bağlamaya devam edip yüzeyi eşitler ve yelkeni kurabiliriz ya da yemek yeriz. Yemek yiyelim. Kesinlikle yemek. Tamam.
İsim bulduk mu yoksa bekliyor muyuz? Bekliyor muyuz? İsmi ne? İsmi bu olsun. Anlaşıldı.
Ertesi sabah Hase gelgitlerde olası bir avantaj fark etti.
Gelgit yükselip alçaldığında suyu kıyıdan uzağa çeker. O anı yakalayabilirsek bizi okyanusa doğru sürükler. Ama rüzgâr ve akıntı ters olursa motor verseniz bile o adaya varamayız.
Herkesin bana güvendiğini biliyorum. Bunu başarırsam ve daha önce hiç yelkenli kullanmamış adamlarla yola çıkıp hedefimize ulaşırsak unutulmaz bir anı olur.
Nasılız beyler? Yorgun. Her yerim ağrıyor. Her yerimden kum çıkmasından bıktım. Ben süperim. İyi uyudum. Sus be.
Bugünün hedefleri belli. Kıç güvertesini bağlıyoruz, kürek yapmak için malzeme topluyoruz. Sonra da yelken mi? Hayır. Önce test edip yüzdüğünü göreceğiz. Yüzüyorsa yelkeni yapacağız. Yoksa ben yüzerim.
Chandler'la malzeme ararken anladım ki şimdiye kadar bu videonun çoğu yelkenli için çöpün içinde malzeme aramakla geçti. Ama bu çöpler adadan kurtulmak için tek umudumuzdu. Çünkü hâlâ dördüncü varili bulamamıştık.
Dengemiz bozuk. Şu uç yamuk duracak. Dört varil lazım. Evet. Bence şu aşamada, varil bulana kadar yürümemiz gerekiyor.
Bilmenizi isterim ki hava 40 derece falan. Ter içindeyim. Bu ada çekilmez hâlde.
4. gün. Nasıl gitti Chandler? Buldun mu bari? Pek neşeli görünmüyor.
Herkesin güçlü yanlarını kullanmalısın. Tek bir yanlış düğüm atarsak her şey dağılabilir. Düğüm atmada buradaki herkesten iyiyim. O nedenle ben yapmalı ve kontrol etmeliyim.
Hâlâ mavi varil arıyoruz. İki saattir plajı altüst ettik. Saçmalık bu.
Dur. Bir şey var mı? Yok artık. İnanmıyorum. İşte bu! Gel buraya! İşe bak. İşte bu! Vay be. Bunu 1,5 kilometre taşımamız lazım.
Bayılacağım. İyi misin? Taşıyabileceğimi sanmıyorum. Cidden. Taşımaya çalışırsam bayılırım. Keşke su getirseydim.
Kıyıya vurmuş bu metal şeyi bulduk. Altına ateş yakacağız, böylece plastikleri eritip kürek kalıbına sokabileceğiz. Tamam. Biraz daha odun toplayıp plastiğe ne olacak bakalım.
Su almamak yanlıştı. Parmaklarım karıncalanıyor ve görüşüm daralmaya başladı.
Şaka gibi! Çok sıcak. Darius! Darius! Darius! Darius!
Artık hiçbir şey aramayacağım. Bundan sonra da hiçbir şey taşımayacağım.
Hase! Hase! Gördüğüm en güzel şeylerden biri. Darius mavi bir varille geliyor.
Hase, Nolan'ın yardıma ihtiyacı var. İyi değil. Yanındayım dostum. Sakin ol. Bayılacak. Su lazım. İç hadi.
Ama bir varil ve dümenle döndü. Buna değdi. Başarabiliriz Nolan. Nolan?
Başarmak için birlikte çalışmamız gerektiğini anladığımız anlardan biriydi. Su stoğumuzun yarısından fazlasını tükettik bile. O yüzden daha fazla kalma lüksümüz yok. Ve ihtiyacımız olan o son varili de bulduğumuza göre odaklanma vakti.
Variller bir yuvaya sabitlendi. Bizi su üstünde tutacak mekanizma bu ve hepsi yerinde kalacak. Umarım. Giderlerse batarız. Sonra baştan başlamamız gerekir.
Madem bu bitti, enine kirişleri halledelim. 17 kiriş için de bu bağlama şeklini uygulayacağız. İki tarafa da yapmamız gerek.
Kırdın işte. Okyanusu geçerken bizi bir arada tutması için bu ipe güveniyoruz.
Şu an kritik bir noktadayız. İki seçeneğimiz var. İnşaya devam edip olması için dua etmek. Ve denizde dağılırsa hapı yutarız. Ya da bir ara verip şunu suya indirebiliriz. Ne durumda olduğuna bakabiliriz.
Bakalım yüzüyor mu? Yüzmeye gidelim. Hadi! Tamamdır. Bir adada geçen onca zaman bizi tam bu ana getirdi! Hadi!
Bu düğümlere güvenip karşıdaki adaya ulaşacağız. Kırdın işte. Gemi mimarı falan değilim. Sadece bir şeyler biliyorum.
Yüzüyor! Yüzüyor! Yaşasın! Evet! Tekne gerçekten yüzüyor! Evet! Yüzme testini geçtik. İnanılmaz!
Şimdi bunu gerçek bir tabanı, yelkeni, dümenleri ve kürekleri varken düşünün. Çok iyi olacak! O adaya gidiyoruz. Video boyunca ilk kez bunun mümkün olduğunu hissettim.
Bu kanalda devasa setler kurduğumuz, yüzlerce yarışmacı getirdiğimiz ve 1 milyon dolar gibi büyük ödüller verdiğimiz çok video yapıyoruz. Ve bazen dört arkadaşınla bir adaya bırakılıp birlikte yelkenli yapmak güzel oluyor.
Hava sıcak, böcekler var. En zor videolardan biri. Yanlış anlamayın, kolay değil. Ama çocuklarla vakit geçirmek de çok eğlenceli. Eskiden böyle videolar yapardık. Neden bıraktık bilmiyorum ama ben çok eğleneceğim.
Yarın akşama kadar iyi çalışırsak bir yelkenlimiz olur. Sonraki gün de akıntı uygunsa o adaya yelken açabiliriz. Ama gördüğünüz gibi bu yapbozun oldukça önemli bir parçası eksik. Şu an elimizde bir sal var. Yelkenli değil. Esasen bizi okyanusta götürecek rüzgârı yakalayabilen bir şey yapmamız lazım.
5. gün. Yelken yapıyoruz. Gitmemiz lazım. Su durumu kritikleşiyor. Nolan bitik görünüyor.
Böcek ısırıkları beni endişelendirdi. Sadece kollarımda ve ellerimde altmıştan fazla böcek ısırığı var. Ciddiyim, yarın da gitmezsek buna ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Bugün bitmesini sağlamam gerek. Yarın buradan gidiyoruz.
Başaramadık. Plastiği eritemedik. Su resmen kaynıyordu, teoride plastiğin de kaynaması gerekirdi. Tıpkı erişte gibi. Anlamıyorum ama bunun için Mark Rober'ı izliyorsunuz. Evet. Bu bir avuç salağın yaşam mücadelesi.
Dur, ne? Omurga uzantısı, teknenin istemese bile düz gitmesini sağlar. Harika. Yeni bir planım var. Şöyle... Anladın mı ne demek istediğimi? Tamam. Küreğimiz oldu. Yan çevir.
4. gün. Tamam. Bağlayalım bari. Anladın sen. Bu sadece prototip. Bakalım ne olacak? Küreğimizin kürekten çok bayrağa benzemesi üzücü mü? Daha sıkı bağlarız.
Evet, bu yavrulardan dört tane yaptık. Kürek çekeceğiz. Omuzlarım şimdiden yoruldu. Bunu saatlerce yapacağız.
Bana çok ince ve dayanıklı bambu lazım. Yelkenimiz tam da bu. Yengeç yelken. Antik Polinezyalılar gibi. Tamamdır.
Hase yelkeni direklere bağlamayı bitirdikten sonra
Hase yelkeni direklere bağlamayı bitirdikten sonra menteşe için bir delik açmak gerekiyordu. O olmazsa yelken parçalanır.
Evet, ilginç olacak. Evet. Her birimiz bir görev üstlendik ve bu tıkır tıkır işleyen makineye dönüştük.
Ver şu gömleği. Sağ ol. Omurgayla uğraşıyorum. Bu yelken işe yarasa bari. Kürek bitmek üzere. Bu ip fena sıkışmış. Yapamayacağız galiba.
Yarın o adaya varmak istiyorsak bu inşaatın son aşaması ya tamam ya devam demekti. Çünkü yeni ayla birlikte gelgitler yaşıyoruz. Yüksek gelgit çekilirken yola çıkarsak bizi doğrudan o adaya doğru sürükleyecek. Zamanlama harika. Bugün bitirebilirsek yarın hazır oluruz.
Gelgitin değişmesine 12 saatten az kala çalışmaya devam ettik. Ve yelkeni monte etme zamanıydı.
Vay canına! İşe yarıyor! Bak, rüzgâr geliyor. Kürekler... Epey dayanıklı. Bitti. Gayet iyi. Tamamlandı.
Rüzgâr buna çarpıp bizi ileri itecek. Rüzgârın yönünü sevmezsek şu ipi çekeceğiz.
5. GÜN
Hop, yelken inecek. Aferin.
Yakında hava kararacak. Karanlık basmadan ne varsa 1,5 saatte bitirmeliyiz.
Ve saatlerce çalışmaya devam ettik. Tükenme noktasına gelene dek kendimizi zorladık.
Neredeyse gece yarısı. Durum raporu alalım. Chandler, ne yapıyorsun? Bilmiyorum. Bunun adı neydi? Artık kimsenin beyni çalışmıyor bence. Dümen mi yapıyorum? Normalde bu saatte uyuyor olurduk. Dümen yapıyordum sanki.
Testere kullanacağım. İyi misin? Bitti işte.
Ve bu kadardı. Bu noktada bizi bu adadan temelli kurtarmak için beraber yapabileceğimiz her şeyi yapmıştık.
Gece boyunca rüyamda tek düşündüğüm, bu adadan gitmek, eve dönmek ve ailemi görmekti. Ama onlara kavuşmanın tek yolu sonsuz tehlikelerle dolu okyanusu bu derme çatma yelkenliyle aşmak.
Bugün hayatlarımızın kaderi Tabiat Ana'nın ellerinde. Bugün bittiğinde o adada olacağız. Ve bizi Tabiat Ana'nın gücünden ayıran tek şey bu yelkenli ve biziz.
Hadi! Şu okyanusa bakın. Sonunda denize açılacağız. İnanamıyorum. Bir hafta boyunca eşek gibi çalıştıktan sonra işte ortaya çıkardığımız düzenek bu. Vakit geldi.
Yelken açıp o adaya varmadan ya da Pasifik'in ortasında Titanik gibi kalmadan önce... Titanik Atlantik'teydi. Mahvettin ama.
Size Typeless'tan bahsedeceğim. Konuşmanızı her uygulamada mükemmel bir yazıya dönüştüren akıllı bir sesli klavye. Okyanusta boğulma ihtimalimiz olduğu için Tarık'a mesaj göndermeliyiz.
Tarık, adaya yelken açmak üzereyiz. Ve başaramazsak bil ki seni sevmiyorum. Evet, böyle.
Ve Typeless mesajı çeviriyor, tüm dolgu kelimeleri atıp cümleyi yeniden yapılandırıyor. Güzel. Gereksiz kelimem çoktur. Biraz öyle.
Tarık, ben Chandler. Neredesin? Bir el atsaydın ya. Bakın, tüm o "aa"lar falan gitmiş. Cidden ya. Noktalama işareti koymuş.
Tarık, sana iOS, Android, Mac ve Windows'ta bulunan Typeless'tan mesaj atıyorum. Gereksiz kelimeleri siliyor, cümleleri düzeltiyor ve dört kat hızlı yazabiliyorsun. Bu karekodu tara ve Typeless'la bir daha klavye kullanma.
Tamamdır. Kimler adadan kurtulmaya hazır? Evet! Yorulunca ne yapacaksınız? Kürek çekmeye devam. Daha da yorulunca? Kürek çekmeye devam. Kürek çekmek istemezseniz ne yapacaksınız? Kürek çekmeye devam! Üç deyince kürek. Bir, iki, üç! Kürek! Benim küreğim yok.
Büyük an geldi. Şaka gibi ya! Artık geri dönüş yok. Ya şimdi ya hiç. Akıntı harika. Beni dışarı çekiyor.
Kürekleri hazırlayın. Hiç çekmediğiniz kadar asılın. Çek, çek. Bunu aşmamız lazım. Sağ taraf daha fazla çek. Uğraşıyorum. Nolan, nasıl gidiyor? Kötü. Olmuyor. Kürek çekin. Asıl!
Beklemediğimiz kadar uzun bir gün olacak. Ya o adaya varırız ya da ölürüz. Gelgit bizden yana. Oraya varacağız. Ritmi yakalayın.
Akıntı bizi dışarı atmak istiyor, bu da işimize geliyor. Ama bu akıntı bize çok uzun süre yardım etmeyecek çünkü birkaç saat içinde akıntının bizi yanlamasına açık okyanusa çekmeye çalışacağı bu kanala gireceğiz. Bu yüzden elimizdeki her şeyi kullanıp adaya olabildiğince yaklaşmalıyız.
Yelkeni açın. Dikkat edin. Bakalım rüzgârı arkamıza alıp adaya ulaşabilecek miyiz. İşte bu. Rüzgârı yakaladık. Evet. Güzel. Saatte 2 kilometre ile gidiyoruz. En azından adaya varırız. Öyle gelmiyor olabilir ama şu an ilerliyoruz.
Şu ana kadar adadan bu kadar uzağız ve ada hâlâ görünmüyor bile. Çünkü hâlâ 8 kilometreden fazla yolumuz var ve ne kadar süreceğini hiç bilmiyoruz.
20 dakika oldu. Herkes nasıl? Şimdiden çok yoruldum. Kötü. Midem bulanıyor. Üzgünüm ama sürekli kürek çekmelisiniz.
Ama şu belliydi ki dördümüz de saatlerce durmadan kürek çekersek… Kollarım şimdiden bitti. Size hiç imrenmiyorum. ...kanala varmadan tükenip kalmamız da olası.
Neredeyse rüzgâra karşı gidiyoruz, bu çılgınca. Geminin kaptanı olarak... Sağ taraf küreğe devam. Deniyorum. Durmadan çekin. Sırtım yoruldu, yatarak kürek çekiyorum.
Hase bir strateji geliştirdi. Bu kürek çekme tarzı iyi değil. 15'er dakikalık rotasyonlar olacak. Arada dinleniriz. Sağ tarafta üç kişi olsun. Nolan, gel. Tamam.
Dönüşümlü kürek çekiyoruz, bir kişi dinleniyor. Mola sırası bende. Omzum fena ağrıyor. Jimmy, değişelim mi? Öne geçme sırası bende. Hadi bakalım. Hızlandık işte. Ya tamam ya devam.
Yaklaşık 45 dakikadır yoldayız ve yolun yüzde 20'sini geçtik sanırım. Ama kanala yaklaştıkça işler ters gitmeye başlıyordu.
Eyvah. Kürek kırıldı. Nolan'ın küreği gitti. Bu büyük bir sorun. Biliyorum. Şuraya sokayım, umarım işe yarar. Bence olmaz. Neyse, küreğe devam.
Kürekler yetmiyormuş gibi... Olamaz! Tekneden parça düştü. Hase düştü. Kürek çekmeye devam. Üzgünüm. Bu kötü oldu.
Üstüne üstlük doğru yöne bile bakmıyorduk. Durun, kesinlikle yan dönüyoruz. Rotadan saptığımızda hep birlikte asılalım. Hazır? Hadi. Uzun ve derin. Gücünüz yettiği kadar. Rüzgâr da artıyor. Elimden geleni yapıyorum.
Ne kadar asılırsak o kadar dönüyoruz. İyi. Budur. Şimdi döndürüyoruz. Tamam, rotaya döndük. Oh be! Doğru yöne bakıyoruz. Yelken açtık!
Başlangıç zor oldu ama tempomuzu yakaladık. İyi ki okyanusun ortasında bu ekiple kürek çekiyorum. Ben de. Evet, ilk adadan bayağı uzaklaşıyoruz. Kumsalımızı göremiyorum. Buradan sonrası rahat gider gibi. Ama daha çok iş var.
Çok iş demek yetersiz kalır. Çünkü büyük ilerleme kaydetsek de herkes bitkindi.
Çünkü büyük ilerleme kaydetsek de herkes bitkindi.
Biliyorum. Susuz kaldım. Chandler nasılsın? İyi görünmüyorsun. Nasılsın? Midem bulanıyor. Ne kadar uzaktayız bilmiyorum. Saatler geçmiş gibi, en az 2 saattir yoldayız.
Altı gün, günde 12 saat çalışarak sal yaptık. Yani hepimiz bitiğiz.
Neden bilmiyorum ama omzum bitti. Chandler yerime geç. Yıldızlar görüyorum. Çünkü her yerim ağrıyor. Biraz daha et çubuğu.
Güneş yakıyor resmen. Güneşin altında ıstakoz gibi pişiyoruz. Bu tam bir işkence. Artık başarabileceğimizi sanmıyorum.
Ama hep dediğim gibi bu kanalın içindeki akıntı o kadar güçlü ki bizi yanlamasına ölümcül açık okyanusa itmek için her şeyi yapacağı da kesin. Ve şimdi kanal saatler değil, birkaç dakika uzağımızda.
Deniz çok dalgalı. Burası kanal. Şu anda açık okyanustayız. Bizi dışarı çekmek istiyor.
Darius hemen dur. Dur. Daha kürek çekme. Anlamıyorsun. Beş saniye bile durursam kesin o tarafa gideriz. Biliyorum ama rüzgâra doğru döneceğiz. En doğrusu bu. Zaten dönüyoruz. Hadi beyler, şimdi.
Bu kanalı geçmemiz lazım. En çok akıntı ve rüzgâr burada. Gücünüz bizi çok güneye gitmekten koruyor ki karşıya geçebilelim.
Küreği bırakmadım. Devam. Gücümüz tükenmeye başladı sanki. Gücümüz tükenmiyor. Şimdi tazelenme vakti. Hadi. Geri kürek.
Gücümün yettiği kadar çekiyorum. Adamsın. Asıl. Hepimiz bittik. Yorgunuz ama pes etmiyoruz. Kusacak gibiyim. Pes etmek yok. Çok emek verdik, pes edemeyiz. Yüzde 100 başaracağız. Hiç şüphem yok.
Kollarım makarna gibi oldu. Zaten öyleydi. Beni oraya getirtme. Gemiyi geri döndürürüm. Hadi!
Saatler boyunca akıntı bizi durmaksızın sola çekti. Hep beraber! Sonra sağa sürükledi. Çekin. Rotaya girmeliyiz. Ve bize daireler çizdirdi. Başım çok dönüyor. Hadi! Birlikte, hep beraber. Ve ilerleme kaydedemediğimizi fark ettik.
Sanki burada kaldık. Mahsur kaldık. Okyanusun ortasında yenildiğimizi düşünmeye başlıyorduk. Altımızda köpek balığı var mıdır? Kesinlikle.
Bu noktada geri dönmek için çok uzaktaydık. Devam etmek içinse ümitsizdik.
Sanırım Jimmy kusmak üzere. Chandler da uyumuş gibi. Altı saattir aralıklarla kürek çekiyoruz. Darius durmadan kürek çekiyor. Hase dümen sallayıp yelkeni tutuyor. Jimmy'yi deniz tuttu. Hepimizin vücudu bitti. Artık devam edemem.
Ben ve Chandler işe yaramaz olunca bu görev tamamen Hase, Nolan ve Darius'ın ellerine kaldı.
Darius harikasın. Sağ ol. Ada beş kilometre uzakta. Adadan gelen rüzgâr yönüne girersek akıntı ve rüzgârla beraber ilerleyebiliriz. Ama başlangıçta o kadar çok mesafe kaybettik ki sanki yokuş aşağı inebilmek için yokuş yukarı tırmanıyoruz.
Ve çabalarına rağmen tüm ekibimiz birlikte çalışmadan başarılı olamayacaktık.
Hareket etmiyoruz sanki. Titriyorum. Resmen titriyorum. Tam yedi saattir buradayız. Bu meret hiç de düşündüğümüz gibi ilerlemiyor.
Başaracağımızı sanmıştım. Ben de. Çok iyi mesafe kat etmiştik. Ve kürek çekmeyi bıraktığımız böyle anlarda geriliyoruz. Şimdi Pasifik Okyanusu'na çekiliyoruz. İşaret fişeğini çıkarma vakti geldi. Hayır demeyeceğim.
Daha devam edemem. Bu salın üzerinde bulunduğum yedi saat boyunca hiç durmadan kürek çektim. Bilmiyorum, yapamıyorum işte. Artık olmuyor. Kötü olan şu ki ada resmen tam şurada. Çok yakın ama bir o kadar da uzak.
Yelken açmadan önce hepimiz bir söz vermiştik. Kürek çekmek istemezseniz ne yapacaksınız? Kürek çekmeye devam!
Bu yelkenlide bitkin bir hâlde yatarken iki gün önce söylediklerimi düşünmeye başladım. Bazen dört arkadaşınla bir adaya bırakılıp birlikte yelkenli yapmak güzel oluyor. Geçtiğimiz hafta çok eğlendim.
Ve tam umudum yeniden yeşerirken bir mucize eseri Tabiat Ana bizi itmeye başladı.
Fark ettiniz mi bilmiyorum ama hiçbir şey yapmadan adaya dönüyoruz. Çünkü gelgit yükseliyor. Bizi karaya doğru çekiyor.
Ve bu noktada farkında olmadan kanaldan resmen kurtulmuştuk.
Darius yaklaşıyor muyuz? 4,6 kilometre diyor. Bir kez daha denesek mi? Buna değer. Var gücümle asılacağım. Pes edeceğimi söyleyebilirim ama “pes ettim” demediysem etmemişimdir.
Üç deyince kürek. Bir, iki, üç! Kürek! Başarabiliriz bence.
Sekiz saatten fazladır kürek çekiyoruz. Hepimiz güneşten yandık, karnımız acıktı, susuz kaldık ama pes etmeyeceğiz.
Tamamdır, dört kilometremiz kaldı. Devam edersek başarırız. Başaramayacağımızı düşünen var mı? 2,7. Galiba 1,5 kilometreden biraz fazla kaldı. Yaklaştığımız için heyecanlı mısın? Evet!
Darius, daha demin 4,2 kilometreydi. Hatırlıyorum. Şimdi 1,5. Ve bakın, ada ne kadar yakında artık.
1,4'ten sonra ne gelir? 1,3. 1,2'den sonra ne gelir? 1,1. 1,1'den sonra? Bir kilometre. Geldik sayılır! Çok mutluyum! Kara göründü!
Ama heyecanımız bizi etkilemeye başladı çünkü önümüzde son bir gelgit değişimi vardı.
Gelgite kadar 20 dakikamız var. Vakit doluyor. Ama rüzgâr ve akıntı ters olursa motor verseniz bile o adaya varamayız. İşte budur. Her şeyinizi verin.
Son düzlükteyiz ve bu “ya tamam ya devam” anı. Muhtemelen 500 metre uzaktayız ama akıntıya kapılırsak adayı ıskalarız ve bu video mahvolur.
Çok fazla sağa kayıyoruz. Kaçıracağız. Komik mi bu? Hadi, güç verin. Bu son işte. Son 15 dakika. Hadi. Daha güçlü.
Bu teknede 11 saat geçirdik. Şimdi kaybedecek değiliz. İşte o an geldi. Adayı görebiliyoruz. Adaya varabiliriz. Beraber yapalım. Ekip çalışması. On dakika daha. Kusacağım yahu.
Yolun yüzde 95'ini bitirmişken ve çok az bir mesafe kalmışken bir sürü terslik çıktı.
Rüzgâr tamamen döndü. Kötü bir yan rüzgâr alıyoruz. Yelkeni indirelim mi? Bizi güneye itiyor gibi. Yelkensiz, rüzgârı yenemeyiz. Rüzgârın yönünü hissetmiyor musun? Rüzgâr yüzümüze vuruyor. Hase bence yelkeni açalım. Hiç mantıklı değil. Uzaklaşıyoruz.
Beş. Asılmazsak varamayız. Sağ taraf. Hadi. Dört. Okyanusu geçmek neden bu kadar zor? Üç. Asılın hadi. İki. Çekmeye devam.
Gerekirse elimle bile ittiririm. Büyük dalga! Asıl! Yükleniyorum! Çek! Yükleniyorum. Çek. Çek. Çek. Çek.
Endişeliyim. Çünkü artık ileri doğru gidemiyoruz.
Gelgit değişti ve bizi resmen dışarı attı. Önceden bizi arkadan iten su şimdi bize karşı koyuyordu. Ve yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu.
Çok yakındık. Uzaklaşıyor muyuz?
800 metre uzakta. Oraya yüzebilirdik. Umutsuz vaka mı artık?
Bu kadar. Üzgünüm beyler. İnanamıyorum. Adaya çok yaklaşmıştık ama. Şimdiyse uzaklaşıyoruz. Başarmaya çalıştığımız şeyin kayıp gidişini izliyoruz. Resmen ağlayacağım. Onca emekten sonra adaya ulaşamadık. Beyler... Berbat bir durum. Az kalmıştı.
Bu derme çatma teknede neredeyse 12 saat kürek çekip yelken açtıktan sonra 20 dakika daha hızlı olsaydık o adada olurduk. Tam oradaydık. Üzgünüm. Beceremedik işte.
Fişeği ateşleyelim. Şunu hiç sevmem.
Kanalımda şimdiye kadar yaptığım en zor yarışmaydı. Bu kadar yaklaşıp sadece son yüzde 5'lik kısımda gelgit değişti diye adaya ulaşamamak da durumu daha da zorlaştırıyor. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Kaybetmeyi de bu hissi de sevmiyorum. Sizi de hüsrana uğrattım. Gerçekten üzgünüm.
Söz veriyorum, bir sonraki videomuzda başarısızlık olmayacak. Şimdi helikoptere bineceğim. Görüşürüz.
HEDEF: ADAYA ULAŞMAK
Makale yayınlanma tarihi
