Arktik'te Yedi Gün: MrBeast ve Arkadaşlarının "Telafi" Hayatta Kalma Denemesi
MrBeast ミスタービーストVideo, açık bir hedefle başlıyor: Jimmy (MrBeast) ve beş arkadaşı yedi gün boyunca Arktik'te kalacak ve hayatta kalmak için yalnızca yanlarında getirdiklerini kullanabilecek. Jimmy'nin anlattığına göre bir önceki hayatta kalma videosunda başarısız olmuşlardı; adaya yaklaşmalarına rağmen hedefe ulaşamamışlardı. Bu video, onun ifadesiyle bir "telafi denemesi". Grup yarım metrelik karın üzerine iniyor ve çok geçmeden işler planlandığı gibi gitmemeye başlıyor. Soğuk, ıslaklık ve yiyecek eksikliği tekrar tekrar sorun çıkarıyor. Videonun asıl gerilimi de Jimmy'nin aynı türden bir videoda üst üste ikinci kez başarısız olmamak için gösterdiği çaba.
Çadır yok, barınak kar
Jimmy, arkadaşlarına çadır getirmemelerini söylediğini anlatıyor. Bunun yerine kara bir barınak oyacaklar ve grubun "evi" bu olacak. Birinci günün iki hedefi var: barınak kurmak ve ateş yakmak. Jimmy'ye göre Arktik'te güneş batınca hava o kadar soğuyor ki karanlık çökmeden içeri girmezlerse donarak ölebilirler. Gece rüzgârına on dakika maruz kalmanın bile soğuk ısırmasına yol açabileceğini söylüyor.
Kar kalesinin iki amacı var: grubu Arktik rüzgârından korumak ve vücut ısılarını paylaşmalarını sağlamak. Bir kısım derinlere kazarken, derinde karın daha sert olduğunu fark ediyorlar. Bu sırada biri yakacak odun aramaya çıkıyor ve bulduğu odunların kuru olmasını büyük şans olarak görüyor. Hase döndüğünde altı kişi barınağa sığmayı deniyor ama yer dar. Biri "primadonnalara" rahat gelmeyebileceğini, yine de en azından kimsenin ölmeyeceğini ve önceliğin de bu olduğunu söylüyor.
Güneş batmadan önce ateşi yakmayı başarıyorlar. Jimmy, eldivenlerindeki buzun artık çözülebileceğine seviniyor. Kar eritip içme suyu elde etmeye çalışıyorlar ama kar ekledikçe su soğuk kalıyor. Bu sırada birinin montu, ardından pantolonu ateşten tutuşuyor. Gece yarısı geçtiğinde barınak hâlâ herkesi alacak büyüklükte değil. Hase sığmıyor, kameraman Darius da sığmıyor ve dışarıda uyuyacağını söylüyor.
Kurallar: günde bir uçak, fişek ve kazınan saç
İlk gece sonunda herkes küçük ve rahatsız mağaraya "balık istifi" sığışıyor. Ekip bunu hayatlarındaki en kötü uyku olarak anlatıyor. Kamera neredeyse donmuş, çantaların üstünü kırağı kaplamış. Biri eldiveni olmadığını, kamerayı tutamayacak kadar elinin üşüdüğünü söylüyor. Bir başkası ayak parmaklarını hissetmediğini dile getiriyor.
Bu noktada Jimmy kuralı açıklıyor. Her gün bir uçak üzerlerinden geçecek. Ayrılmak isteyen, işaret fişeğini ateşleyip gidebilir ama gitmeden önce saçını kazıtmak zorunda. İlk gece berbat geçmesine rağmen o gün kimse ayrılmıyor ve herkes saçını koruyor.
İkinci gün: barınağı büyütmek ve tuvalet krizi
Böyle bir geceye bir daha dayanamayacaklarını düşündükleri için ikinci günün hedefi, altı kişinin yan yana uyuyabileceği kadar barınağı genişletmek. Jimmy bunu başaramazlarsa eve kel döneceğini söylüyor. Kameraman Darius'a yardım etmesi söylendiğinde, kendisine söyleneni yaptığını belirtiyor.
Saatlerce oyma işinin ortasında başka bir sorun ortaya çıkıyor: tuvalet. Biri bir tuvalet çadırı olduğunu sanmış. Çadır malzeme listesinde varmış ama çantasında yer olmadığı için getirmemiş. "Her şey yanlış, hiçbir şey yolunda gitmiyor" çıkışı bu anda geliyor. Tuvalet yeri bulmaya gönderilen kişi, kampın yakınına yapılırsa bunun ayıları çekeceğini söylüyor. Ona göre işin en ürkütücü yanı sürekli hayvan izleri görüp hayvanın kendisini görmemek. Bu, hayvanın onu izlediğini düşündürüyor. Aynı kişi işaret fişeğini ateşlemeyi epey düşündüğünü itiraf ediyor ve daha ikinci gün olmasına rağmen sıradan bir mücadelenin altıncı ya da yedinci günü gibi hissettiğini söylüyor.
Bir sorun daha var: Yanlarında yalnızca üç, belki dört günlük yiyecek getirmişler. Avlanmaya başlamazlarsa hayatta kalamayacaklarını düşünüyorlar.
Soğuk ısırmasının eşiği ve gelemeyen uçak
Karanlık çöktükçe sıcaklık o kadar düşüyor ki barınak bile onları soğuk ısırması tehlikesinden koruyamıyor. Biri burnunun donduğunu ve bazı yerlerinin morardığını fark ediyor. Chandler'ın ayak parmakları ise uyuşmuş. Dokunuşu zar zor hissediyor, parmaklar bembeyaz olmuş. Ekip bunu soğuk yanığının başlangıcı olarak değerlendiriyor ve soğuk ısırmasına dönüşmeden ısıtmaya çalışıyor. Ayaklar ısınsın diye birinin koltuk altına sokuluyor.
Ertesi gün saçını kazıtıp gitmek isteyen olup olmadığı sorulduğunda biri bunu düşündüğünü söylüyor. Ancak pilot, kar yağışı yüzünden uçamayacağını bildirmiş. Jimmy grubu dayanmaya ve o gün risk almamaya çağırıyor. Ekipten biri, mücadelenin en kötü gününün tahliyenin mümkün olmadığı tek gün olmasına dikkat çekiyor. Jimmy de yaralanma ihtimalinin en yüksek olduğu günlerin uçağın gelemediği günler olduğunu söylüyor.
Üçüncü gün: ıslak odun, tüyler ve göldeki kalın buz
Gece yağan kar kampı neredeyse gömmüş. Öncelik yeniden ateş yakıp ısınmak ama bütün odunlar ıslak. Birinin aklına bir fikir geliyor: tüyleri kav olarak kullanmak. Tüyler sayesinde bir kıvılcım tutuşuyor ve ateş yanıyor. Ateşi yakan kişinin dediğine göre bu ateş olmasaydı o gün atlatılamazdı.
Sıcaklık sağlansa da asıl ihtiyaç yiyecek. Jimmy yanında bir buz burgusu getirmiş. Kampın yakınında donmuş bir göl var ve plan, buzu delip balık tutmak. Jimmy ile Hase yiyecek bulmaya giderken Chandler'a bakma görevini Nolan üstleniyor.
Göl üzerinde rüzgâr çok sert ve görüş kısıtlı. Buzun daha ince olabileceğini düşündükleri koyu bir noktayı hedefliyorlar. Burgu kullanılırken sert bastırmak yerine bıçakların kesmesine izin vermek gerektiği anlatılıyor. Buzun kalınlığı ekipte tartışma yaratıyor; tahminler 75 ile 90 santim arasında gidip geliyor ve "yarım Tarık boyu" esprisiyle 75 santimde karar kılınıyor. Delik bir kol boyu derinleşiyor ama sonunda burgunun boyu yetmiyor ve daha derine inemiyorlar. Kıyafetleri sırılsıklam olduğu ve hipotermi riski doğduğu için eli boş geri dönmek zorunda kalıyorlar. Jimmy bu dönüşte bir önceki başarısız videoyu düşündüğünü ve bu kez başarısız olmayacağına söz verdiğini anlatıyor.
Kampta durum daha da kötüleşmiş: Mutfak tamamen karla kaplanmış ve yemek yapmak için kullandıkları malzemelerin çoğu kaybolmuş. Dönenlerin morali çok düşük. Biri kendisini bayıltıp yedinci gün uyandırmalarını istiyor. Islaklık en büyük tehdit olarak görülüyor; ekipten biri, o su vücudunun yanında donarsa insanın ölebileceğini söylüyor. Çözüm olarak ladin ağacının dallarından yatak yapıyorlar. Onlara göre gecenin soğuğunun çoğu yere temastan geliyor ve dallar yalıtım sağlayacak. Hase'in dallarla gelmesi "erken Noel hediyesi" gibi karşılanıyor ve grup ilk kez gece boyunca sıcak kalma umudu taşıyor.
Dördüncü gün: drone, kayaklar ve nehir yolculuğu
Güneşli bir sabah, bunun her şeyin yoluna gireceği gün olduğu düşüncesini doğuruyor. Ama ufukta bir tipi yaklaşıyor ve balık tutamazlarsa yiyecekleri o gün bitecek. Bu kez daha iyi bir yer bulmak için Darius'un drone'unu kullanıyorlar. Mantıkları şu: Altında akan su olan bir buz kütlesi daha ince olur. Drone görüntülerinde büyük bir nehir fark ediyorlar. "Büyük nehir, çok balık demek" diye düşünüyorlar. Ancak nehir uzakta; önce gölü geçmek, sonra ormanı aşmak gerekiyor.
Göl üzerindeki yolculuğu kolaylaştırmak için kros kayağı takımları getirmişler. Jimmy ve Darius kayak bilmiyor ve Darius sürekli düşüyor. Orman kısmında kar ayakkabılarına geçiyorlar. Yolda devasa ayak izleri görüyorlar; Hase bunların mus geyiğine ait olduğunu söylüyor ve grup geyiğin olmadığı tarafa yöneliyor. Bir ara Jimmy'nin bacağı bir deliğe sıkışıyor; onu düşmekten yalnızca bir dal kurtarıyor.
Bu arada kampta kalanlar Jimmy'nin isteği üzerine barınağı "malikaneye" çevirmeye çalışıyor. Chandler tavandan büyük parçalar koparmanın yeni bir yolunu buluyor. Uzaktan izleyen biri, tavanı çökertmemeleri konusunda uyarıyor.
Uçak geldiğinde kampta kalanlar ciddi bir baştan çıkarılma anı yaşıyor. Biri parmağının tetikte olduğunu, ateşleyecek gibi olduğunu söylüyor; bir başkası deli gibi istediğini ve "bu acıya son verelim" dediğini anlatıyor. Hep birlikte giderlerse Jimmy'nin döndüğünde yerde sadece saçlarını bulacağı esprisi yapılıyor. Nehirdeki Jimmy ise kamp çok uzakta olduğu için fişeği ateşleseler bile haberi olmayacağını söylüyor. Sonuçta fişek ateşlenmiyor.
Nehirde de buz beklenenden kalın çıkıyor. Delik bir kol boyunu geçmesine rağmen suya ulaşılamıyor. Jimmy düştüğünde botuna ıslak kar dolmuş, ayak parmakları kıpkırmızı olup morarmaya başlamış. Isınmak için ayağını Darius'un koltuk altına sokuyor. Soğukta geçen üç saatin ardından Jimmy, geri dönmezlerse birinin ciddi şekilde yaralanabileceği sonucuna varıyor ve tekrar başarısız olduklarını kabullenme zamanının geldiğini söylüyor. Bulutlara bakarak fırtınanın kopmak üzere olduğunu düşünüyorlar. Kampa dönüşte, dört zorlu saat boyunca yaklaşık iki metre derinliğe kadar kazdıklarını ama güneş batınca bırakmak zorunda kaldıklarını anlatıyorlar. Jimmy ertesi gün dönüp balık bulana kadar kazacaklarını söylüyor. Kampta biri fişeği ateşlemesi gerektiğini düşünüyor. Dördüncü günün sonunda ellerinde yiyecek yok.
Moral bozukken genişletilmiş mağara grubu biraz rahatlatıyor. Köşeler büyümüş ve herkes birbirine çarpmadan eşit aralıklarla uzanabiliyor. Biri, Nolan'la arasında artık epey boşluk olduğu için barınağı genişletenlere teşekkür ediyor.
Beşinci gün: son yemek ve son kumar
Beşinci gün son yemekleri kalıyor; böyle durumlar için getirdikleri atıştırmalıklar da bitmek üzere. Üstüne bir tipiye yakalanıyorlar. Uçak gelmiyor, kurtarma ekibi yok. Kar ıslak olduğu için dışarı çıkan herkesin sırılsıklam olacağını biliyorlar. Jimmy, balık tutmaya gidenler döndüğünde birinin hipotermiye girmiş olacağını varsaymaları gerektiğini söylüyor ve kampta kalanlardan sıcak su ile bir acil durum istasyonu hazırlamalarını istiyor.
Jimmy'nin gerekçesi açık: Arkadaşlarını tanıdığını ve bu balık tutulamazsa ertesi gün hepsinin pes edeceğini söylüyor. Son videoda başarısız olduklarını, tekrar başarısız olmak istemediğini vurguluyor ve grubu "Balık tutacağız!" diye bağırtıyor. Tipi yüzünden kayak götürmemeye karar veriyorlar; bu daha az ekipman ama daha uzun bir yolculuk demek. Önceki gün açtıkları patika yağan karla tamamen kaybolmuş.
Kampta kalanlar ise kendi sorunlarıyla baş başa. Biri, ne yapacağını bilen herkesin az önce gittiğini söylüyor. Odunlar sırılsıklam ve ıslak odun tutuşmuyor. Sonunda buldukları kuru bir ağacın içini yontup kuru kav elde etmeyi deniyorlar; ellerindeki tek kuru malzeme bu.
Nehre ulaşan grup, bıraktıkları burguyu Excalibur gibi buzda saplı buluyor. Bir kısmı eski deliğin kenarlarını genişletirken bir başkası, nehirlerin birleştiği yerde suyun daha çok çalkalandığını ve buzun orada daha ince olabileceğini düşünerek yeni bir yer arıyor. Bu tahmin işe yarıyor: Yaklaşık yirmi santimlik buzu delip suya ulaşıyorlar. Yem olarak donmuş yiyecekleri kullanıyorlar. Balık tutmak için birden fazla delik açmanın en iyisi olduğunu ve doğru yerde olsalar bile bir saat bekleyebileceklerini söylüyorlar. Jimmy, yemek yemenin ısınmak demek olduğunu, yemezlerse üşüyüp hipotermiye gireceklerini ve bunun sonları olacağını anlatıyor.
Dört saat sonra hâlâ balık yok. Jimmy çok üşüdüğünü, balığın oltaya takılacağına dair inancını kaybetmeye başladığını söylüyor. Kalori eksikliği yüzünden o gece ve ertesi gün çok üşüyeceklerini, kar artarsa mücadeleyi bitirmek zorunda kalabileceklerini dile getiriyor. Ardından başarısızlığı sevmediğini, ne kadar sürerse sürsün orada oturup izleyiciler için bir balık tutacağını söylüyor. Tam bu monolog sırasında oltaya bir şey vuruyor. Jimmy'nin kendisi bile "sahte olduğunu düşünecekler" diyor.
İlk balık buzun kenarına takılıyor ve biri onu eliyle yakalamaya çalışırken kaçırıyor. Bu kişi daha önce hiç çıplak elle balık tutmadığını söylüyor ve yedek eldivenlere ihtiyaç duyuyor. Grup, bu balıklardan biri varsa sürüyle olduğunu düşünerek oltayı hemen suya geri atıyor. Bir süre sonra Jimmy'nin oltasına yeniden bir balık takılıyor ve delikten yavaşça, sakince çekerek sonunda bir balık çıkarıyorlar. Ardından Hase'in oltasına vuruyor ve ikinci balık da geliyor. Jimmy saatlerdir su içmediğini, başının ağrıdığını anlatıyor. Toplamda yedi saatlik avın sonunda iki balık yakalamışlar.
Kampta ziyafet
Kampta kalanlar da kendi başlarına ateşi yakmayı başarmış, suyu hazırlamış ve "tek eksiğimiz bir balık" diyerek bekliyor. Jimmy mavi çantayı açtırıp sürprizi gösteriyor. Birinci balık pişiriliyor, ikincisi altıncı günü atlatmak için saklanıyor. Ekipten biri hiç bu kadar taze balık yemediğini söylüyor. Arktik'in ortasında balık yemenin şaşkınlığı yaşanıyor ve herkes tadının harika olduğunu belirtiyor.
Altıncı gün: fişek, geriye bakış ve teşekkür
Altıncı gün uçak geldiğinde bu kez Jimmy herkese telaşlanmamalarını söyleyip fişeği kendisi ateşliyor. Açıklamasına göre beş zorlu günün ardından ekibin biraz eğlenmeyi hak ettiğini düşünüyor ve yedinci güne ulaşırlarsa onlar için bir sürprizi var.
Jimmy balığı neredeyse yakalayamadan ayrılmak üzere olduklarını söylüyor. Ekipten biri bunun en zor meydan okuma olduğunu iddia edince, yedi yıl önce birine turşu yedirmeye çalıştıkları zamankinden zor olup olmadığı soruluyor. Jimmy'ye göre bu, yaptığı en zor ikinci meydan okuma. Neredeyse on yıldır bunun gibi hayatta kalma videoları çektiklerini söylüyor ve geçmiş videolardan sahneler eşliğinde hem en kötü hem de en güzel anları hatırlıyor: 24 saat suyun altında oturmak, fırtınada kusacak gibi olmak, gerçekten yüzen bir tekne.
Jimmy, toplumdan kopmuş hâlde mağarada arkadaşlarıyla şakalaşmanın video çekerken en çok eğlendiği anlardan biri olduğunu söylüyor. Kâğıt üzerinde berbat olması gereken bir videonun bu kadar güzel an barındırmasını arkadaşlarına bağlıyor ve onlara minnettar olduğunu belirtiyor. İzleyicilere de teşekkür ediyor; çocukken bugünkü hayatını hayal ettiğini anlatıyor ve yıllar önce gelecekteki kendisine "Umarım YouTube yapıyorsundur" diye seslendiği bir kayıt gösteriliyor. Ardından kartopu savaşı ve karda yuvarlanmalarla sırılsıklam oluyorlar; biri altıncı günü "on numara" olarak nitelendiriyor. Gece, Jimmy'nin son gece için sakladığı çikolatalarla kapanıyor.
Yedinci gün: helikopter değil, köpek kızakları
Jimmy yatmadan önce ertesi gün helikopterle ayrılmayacaklarını söyleyerek ekibi meraklandırıyor. Yedinci gün sabahı önce "bir hafta daha buradayız" şakası yapıyor. Gitmeden önce her bir çöp tanesini temizlemeleri gerekiyor. Ardından sürpriz ortaya çıkıyor: Bir gün önce ateşlenen fişeğin haber verdiği şey helikopter değil, bir sürü Arktik köpeğinin çektiği kızaklar. Ekipten biri bunun Arktik'e en uygun dönüş olduğunu söylüyor. Grup, yedi günü tamamlamış olarak köpek kızaklarıyla eve doğru yola çıkıyor; içlerinden biri sıcak bir duş için can attığını söylüyor.
Önümüzdeki yedi gün boyunca Arktik'te mahsuruz. Hayatta kalmak için sadece üzerimizdekiler var.
İniyoruz. Şu an yarım metrelik karın üzerindeyiz. Barınak yapalım. Gece soğuk olacak. Nereye gidiyoruz? Beni takip edin.
Ve soğuk sadece bir başlangıç. Her şey ters gidiyor. Hiçbir şey yolunda değil. Hipotermi geçireceksin. Ayak parmaklarım morarıyor. Bir mucize lazım.
Son hayatta kalma videomuzda başarısız olduk. Bu yüzden, bu benim ve beş arkadaşımın telafi denemesi. Çocuklara çadır getirmeyin dedim çünkü…
Ne yapıyor o? O da ne? Burası evimiz olacak. Karın içinde mi kalacağız? Evet.
Bugün iki hedefimiz var: Barınak yapmak ve ateş yakmak. Daha derine kazın. Kürekle mi kazıyorsun? Daha fazla kürek alıyoruz.
Çünkü Arktik'te güneş batar batmaz… Hava kararmadan içeri girmezsek donarak ölebiliriz. Hiç baskı yok. Geceleri hava o kadar dondurucu oluyor ki on dakika rüzgâra maruz kalmak soğuk ısırmasına neden olabilir.
Hemen odun bulmalıyım. Derinlerde kar daha sert.
Çocuklar var gücüyle kar kalesini kazıyor. Kar kalesinin amacı bizi Arktik rüzgârından korumak ve vücut ısımızı paylaşmamızı sağlamak.
Aman Tanrım, arkadaşlar! Gece sıcaklık eksiye düşecek. Buna çok ihtiyacımız var yoksa soğuk ısırmasından parmaklarımızı kaybederiz. Daha hızlı olmalıyım. Hepsi kuru. Çok şanslıyız.
Yakacak odun bulduk. Millet, Hase geldi. Hase de döndü, kaleye sığmayı deneyelim.
Biraz dar gibi. Bu gece uyuyacak bir yerimiz var. Çok rahat. Bacaklarımızı uzatabilirsek. İçeride bile değilim. Güneşin batmasına iki saat kaldı.
Bu şekilde rahat uyuyamayız. Primadonnalara rahat gelmeyebilir ama en azından ölmeyeceğiz ki önceliğimiz de bu. Kimse ölmesin.
Hava kararmadan zamanla yarıştık. Kısmen yaşanabilir olan sığınağımızı büyütmeye çalışıp ateş yakmayı denedik.
Ateş devasa olacak. Çok heyecanlıyım. Yakmamız lazım. Bu gece buraya sığmayacağız gibi. Kazmaya devam etmeliyiz.
Yandı işte. Şimdi eldivenlerimin buzunu çözebilirim. Ateşi yaktık. Bu ne demek oluyor? Şunu tut. Ne pişiriyoruz? Ne yapıyorsun? Onu ateşe koy, içme suyumuz olsun.
Bu büyük bir kutlama anı ama güneş batıyor. Ev bitti mi? Hayır. Daha çok var. Şu an bence iki-üç kişi rahatça sığar.
Bakalım suyun tadı nasılmış. Bir test et bakalım. Suyun sıcak olması beklenir ama kar ekledikçe soğuk kalıyor.
Dikkat et. Aman, montum yanıyor. Pantolonun. Dur. Pantolonum cidden yanıyormuş.
Gece yarısını geçti, yani teknik olarak ikinci gündeyiz. Ve biliyorum ki herkes yatmak istiyor ama ev hâlâ yeterince büyük değil. Hase sığmıyor, kameramanımız Darius da sığmıyor. Dışarıda uyuyacağım.
Birinci günde başarıyla ateş yaktık ve küçük, rahatsız mağaramıza balık istifi doluştuk. Ama hayatımızdaki en kötü uykuydu.
Kamera resmen… Kamera neredeyse donmuş. Çok kötü bir uykuydu. Dün gece o kadar soğuktu ki çantalarımızın üstü kırağı kaplamış.
Bu kamera elimi donduruyor. Al. Dostum, eldivenim yok. Eldivenim yok. Tutulamayacak kadar soğuk. Tanrım. Ayaklarım donuyor. Ayak parmaklarımı hissetmiyorum.
Millet, bakın. Şu uçağı görüyor musunuz? Şuraya bakın çocuklar. Daha yedi gün olmadı. Ne oluyor?
Günde bir kez o uçak üzerimizden geçecek ve isteyen fişeği ateşleyip gidebilir. Gitmeden önce saçınızı kazıtmalısınız.
Bu fişeği ateşlersem gidebilir miyim? Saçını kazıdıktan sonra. İşte fırsatın. Gitmek istiyor musun? Dün gece berbattı. Giden yok mu? Pekâlâ. Yarın görüşürüz. Bugünlük herkes saçını korudu.
Şurası belliydi ki yedi gün hayatta kalabilmek için… Böyle bir gece daha dayanabileceğimi sanmıyorum. Barınağımızı genişletmeliydik.
Darius, neden çekiyorsun? Gel yardım et. Bilirsin, bana söyleneni yapıyorum.
Altı kişiyiz. Bu geceki hedefimiz bu şekilde yan yana uyuyabilmek ve burada yan yana uyumak. Yapamazsak eve kel döneceğim. Vay canına, harika görünüyor.
Saatlerce barınağımızı oyduk ama bir gerçek yavaş yavaş dank ediyordu.
Tuvalet planın neydi? Tuvalet çadırı var sandım. Ama getirmedin mi? Malzeme listesindeydi. Kim getirmedi? Çantamda yer yoktu. Nasıl tuvalet yapacağız? Yapmayacağız! Her şey yanlış! Hiçbir şey yolunda gitmiyor!
Tuvalet yeri bulmaya gönderildim. Kampın yakınına yaparsak bu kesinlikle ayıları çeker. Tüm bu olaydaki en ürkütücü şey, sürekli hayvan izleri görüp hayvanı görmemek, bu da hayvanın beni izlediğini düşündürüyor ve hiç hoşlanmıyorum.
Şu an iç açıcı şeyler düşünmüyorum. İşaret fişeği tabancasını ateşlemeyi epey düşündüm. Bakalım göreceğiz. Ben…
Bunun daha ikinci gün olduğuna inanamıyorum. Sıradan bir mücadelenin altıncı ya da yedinci günü gibi. Bunun altından kalkabileceğimizden emin değilim.
Aşağıdaki çocuklar canla başla çalışıyor ve onlarla gurur duyuyorum. Umarım bu gece evde hepimiz güzel bir uyku çekeriz çünkü hâlâ bir sorun var. Sadece üç, belki de dört günlük yiyecek getirdik. Ve avlanmaya başlamazsak hayatta kalamayacağız.
Daha üçüncü gün bile olmadı ve galiba burnum donuyor. Bazı yerleri morarmaya başladı. Bu ilginç bir video olacak.
Karanlık çöktükçe sıcaklık o kadar şiddetli düştü ki barınağımız bile bizi soğuk ısırması tehlikesinden koruyamadı.
Ayak parmaklarım uyuştu. Dokunuşumu hissediyor musun? Zar zor. Ayakların buz gibi. Bembeyaz olmuş. Rengi gitmiş. Bu hiç iyi değil. Al, koltuk altıma sok. Başparmağımın üstü hiç bu kadar düz değildi.
Chandler'ın ayak parmakları beyazlamış, soğuk yanığı başlangıcı. Soğuk ısırmasına dönmeden ısıtmalıyız.
Chandler'ın şansına Tabiat Ana'nın bize başka bir sürprizi vardı.
Saçını kazıtıp gitmek isteyen var mı? Ben düşünüyorum. Olmaz çünkü pilot az önce havanın çok karlı olduğunu söyledi. Uçamazmış. Dayanın ve bugün riske girmeyin, arkadaşlar.
Yani mücadelenin şu ana kadarki en kötü günü tahliye edilemeyeceğimiz tek gün mü? Yaralanma ihtimalinizin en yüksek olduğu günler uçağın gelemediği günlerdir.
Olamaz. Dün gece ne kar yağmış? Hava kesinlikle değişti. Oldukça kötü görünüyor. İşte orası eskiden kampımızdı. Bugün hava buz gibi.
Önceliğimiz ateş yakıp ısınmaktı. Hadi ama. Normalde bu kadar zor değil. Ama gece yağan kar bir sorun yaratmıştı. Islak bu. Bütün odunlar ıslak. Bu kötü oldu.
Islak bu. Bütün odunlar ıslak. Bu kötü oldu. Bir fikrim var. Tüyleri almışsın. Olamaz. İşte bu. Oldu. Tüy ustası. Bu ateş olmazsa bu gün geçmez. Bir kıvılcım çıktı. Tüyler işe yaradı. Onu hayatım pahasına korumalıyım. Hadi ama. Lütfen, lütfen olsun. Sıcaklık. Ateşi yaktık.
Evet. Şu anda sıcaklığa odaklandık ama aslında yiyecek falan bulmaya odaklanmamız gerekiyor. İşe yarayacak bir şey getirdim. Bu bir burgu. İlginç bir bilgi. Kampımızın yakınında donmuş bir göl var. Biz de bu burguyla delik açıp balık yakalayacağız.
Ama yola çıkmadan önce Chandler'a bakmamız lazım. Daha iyi gibi. Rengi yerine geliyor. Hase'le yiyecek bulmaya gitmeliyiz, biz yokken doktorluk görevini kim devralacak? Ben ona bakarım. Bunun için sağ ol Nolan. Rica ederim dostum.
Bakalım balık yakalayabilecek miyiz? İyi şanslar. Görüşürüz çocuklar. Nolan, Chandler'a iyi bak. Sığınakla ilgileniriz. Beyler, dikkatli olun. Sakın ölmeyin.
Şuradaki karanlık bir noktayı hedefleyelim. Tamam. Belki orada buz daha incedir. Hava çok soğuk. Çok rüzgârlı. Dostum, rüzgâra karşı dönüş yolu berbat olacak.
Tamam, şurası, tam burası. Bekle, şunu çek Hase. Bu gösteriyor ki… Buzun üzerinde kamp yapıyoruz derken ciddiydim. Buz kırılacak ve düşecek miyiz? İmkânsız. Çok kalın. Hava çok soğuk.
Deneyebilir miyim? Evet. Olay sertçe bastırmak değil. Bırak, bıçaklar kessin. Hey, Tarık, buraya gel. Göremiyorum. Çok rüzgâr var. Bu buz ne kadar kalın? Umarım o kadar kalın değildir. Ama şimdi öğreneceğiz. Of, bu çok fena. Hadi. Devam et.
Derinliğe bakalım mı? Bakalım. Yok artık! Vay, ilerlemişiz. İyi gidiyoruz. Gözlerim!
Buradaki hava tahmin edebileceğimizden bile daha kötü. Durumumuz iyice sarpa sardı. Tüm mutfağımız tamamen karla kaplanmış. Ve yemek yapmak için kullandığımız malzemelerin çoğunu kaybettik. Birazını kurtarmaya çalışayım. Fena hâlde kar yağıyor. Diğerleri balık tutuyor. Umarım bu akşam yiyecek getirirler.
Ne dersiniz? 75 santim var mı, 90 mı? Yarım Tarık boyunda, yani 75 santim. Tamam. Bu balığı kesinlikle yakalamalıyız yoksa beşinci ve altıncı günlerde bizimkiler pek mutlu olmayacak. Ne kadar derin olduğuna bakın. İşte kolum. Amanın. Suya ulaşmamıza bir parmak falan kaldı yoksa bu alet daha fazla dönemeyecek. Hadi. Hadi. Az kaldı. Hadi. Şans dileyin.
Açım. Açlıktan ölüyorum. Hayır. Hayır. Fiziken daha derine inemiyoruz. Matkabımız yeterince büyük değil. Buz işte bu kadar kalın. Yani balık yok mu? Belki burada olmaz.
Buzun çok kalın olduğunu fark edince ve hipotermi riskimiz olunca kıyafetlerimiz sırılsıklam olduğu için geri dönmek zorunda kaldık. Yiyeceksiz geri dönmek beni gerçekten düşündürdü. Başarısız olduğumuz son hayatta kalma videomuz aklıma geldi. Söz veriyorum, sonraki videomda yine başarısız olmayacağım. Yine başarısız olmayacağım.
Selamlar. Bir şey yakaladınız mı? Hayır. Kendimi çok yenik hissediyorum. Evet. Bugün şu ana kadar berbattı. Moralimiz çok düşük. Bayıltıp yedinci gün uyandıran olur mu? Daha üçüncü günde olmamız abuk. Daha dört gün var.
Evet. Ellerim dâhil her yerim sırılsıklam. Bu gece hava çok soğuyacak. Evet. Bu çok kötü bir şey. O su vücudunuzun yanında donduğunda ölürsünüz. Tamam, kıyafetlerimize kadar sırılsıklamız. Bu gece çok soğuk olacak. Hemen bir şey yapmazsak birimiz hipotermiye girecek.
Şu ladin ağacı var ya? Dallarını alacağız ve kendimize yatak yapacağız. Böylece yalıtım sağlayıp uyuyabileceğiz. Geceleri çok soğuk oluyor ve bunun çoğu yere temastan kaynaklanıyor. Bunlar mükemmel. Bunlar yatak yapmak için uygun.
Hey, Hase geldi. Hase. Kim ister? Ben alırım. Daha çok var. Hase'in o dallarla gelmesi erken Noel hediyesi gibiydi. Sonunda gece boyunca sıcak kalma umudumuz olmuştu. Bu hayat kurtarır, millet. Teşekkürler. İyiyiz. Herkes iyi. Önemli olan da bu. Bu gece iyi uyuyacağım.
Dostum, harika görünüyor. Çok şükür bugün hava çok daha iyi. Vay canına, güneş çok iyi geldi. Bugün nihayet her şeyin yoluna gireceği gün.
Hava bozacak gibi. Ne? Ne? Hava. Şu karanlık var ya? O tipi. Hase. Tipi mi? Tipi. Hızlanmamız lazım. Ve bu yetmezmiş gibi… Balık tutmazsak bugün yiyeceğimiz bitecek. Fazla yemeğimiz kalmadı. Durun bir. Hayır.
Bugün balık tutacak daha iyi bir yer bulmak için Darius'un drone'unu kullanıyoruz. Sol çubuğu yukarı it. Tamam. Altında akan su olan bir buz kütlesi arayacağız. Akan su, daha ince buz demektir. Evet, o kesinlikle bir nehir. Bakın, şu küçük kıvrım. Bu büyük bir nehir. Büyük nehir, çok balık demek.
Arkadaşlar, orası epey uzak. Gölün karşısında, nehre gitmek için bir de ormanı aşmak var. O kadar yürüyebilir misiniz? Evet. Sonra da balıkları tutup geri getireceğiz. O zaman yola çıkalım. Merak etmeyin. Gizli bir silahım var.
Jimmy, kayak yapar mısın? Hayır. Ne yaptığımı bilmiyorum. Belli. Gölün üzerindeki yolculuğu kolaylaştırmak için kros kayağı takımları getirdik. Belki ben ve Darius için değil.
Bundan nefret ediyorum. Şöyle, ittir, ittir, kay. İttir diyorsun… İttir, kay. İyi gidiyorsun. Bu tuhaf şekilde eğlenceli. Hadi gidip biraz balık tutalım. Hadi beyler. Bu iş bizde. Aferin beyler. Sizinle gurur duyuyorum.
Hey, Darius? Efendim? Bu kadar çok düşmesen olur mu? Şu kayakları toparlayın. Ormanın içinden geçmek için kar ayakkabıları giyiyoruz ki karın üzerinde yürüyebilelim. Drone'a göre nehir bu tarafta. Sığ karda kalmaya çalışalım.
Şeye bakarsanız… Aman Tanrım! Tam ne diyordun? Harika zamanlama. Ne? Kar mı?
Her yerdeki şu hayvan izlerine bakın. Evet. Ormana giden bu ayak izleri bizim değil. Bu ne Hase? Mus geyiği. Ayakları bu kadar büyük mü? Devasalar. Bu izlere bakılırsa aman yani! Pekâlâ, bence mus geyiğinin olmadığı tarafa gidelim.
Umarım açtığımız delikten balıklar fışkırır. Bunca rezil olduktan sonra balıksız dönemem.
Chandler. Ter içinde kaldım. Jimmy yerini daha büyük yapmamızı söyledi. Malikâne yapalım.
Burası soğuk. Yorulduk. Hırpalandık. Bu sık ormanlık kısmın içinden geçmemiz gerek. Nehir de şurada. Az kaldı arkadaşlar. Dayanın. Tükenmeye ne kadar yakınsın?
Tükendim bile. Nehri görüyorum. Hadi canım. Amanın! Ne kadar harika. İnanılmaz! Pekâlâ, balık tutmaya başlayalım.
Bacağım bir deliğe sıkıştı. Geldim abi. Düşmemi engelleyen tek şey bu dal.
Kamptakiler nasıl acaba? Umarım çalışıyorlardır.
Vay canına! Hadi! O parça büyük değil mi? Chandler tavan için yeni yol buldu. Harikaydı!
Bu dünyadaki en büyük parça. Arkadaşlar, taktik bulduğunuzu biliyorum. Ama lütfen tavanı çökertmeyin. O devasa bir parça. Bilinçsiz yapıyoruz.
Sanırım tam burası. Tam burası. Tamam.
Az önce gördüğünüz bütün o yolculuk, buzun daha ince olduğuna dayanıyordu. Bakalım ne kadar yandık?
Hadi Jimmy, hadi. Hadi Jimmy. Ponpon kızım mısın? Hoşuma gitti de. O kadar enerjin varsa gel şunu kullan. Enerjin fazla geldi. Sen de dal. Tamamdır, daldık.
Biraz balık tutacağız. Bizimkiler bu gece, yarın gece ve sonraki gece ziyafet çekecek. Videonun geri kalanında ziyafet var. Kendimi gaza getirmeye çalışıyorum. Çünkü tüm bu çabanın boşa gitmesinden endişeleniyorum ve yoruldum.
Millet, uçak geldi. Uçak geldi. İşaret fişeği nerede? Bir barınak inşa ettik. Yani bunu ateşleyebiliriz işte. Ateşleyip eve gideriz. Dolu mu? Uçak bu. Selam.
Yani şu an epey cazip görünüyor. Parmağım tetikteydi. Yapacaktım. Dostum, deli gibi istiyorum. Abi hepimiz... Hadi yapalım şunu. Bu acıya son verelim. Hepimiz gidersek Jimmy döndüğünde yerde saçlarımızı bulur.
Umarım o uçakta çocuklar kel kalmıyordur. Açıkçası kamp o yönde çok uzakta. İşaret fişeğini ateşleseler haberim olmaz.
Gözlerinize dikkat edin. Delik kolum kadar derin oldu ama hâlâ suya ulaşamadık. Dün yaşadığımız sorunun aynısını yaşayabiliriz. Burası bir nehir yani daha ince olmalı. Ama şimdilik pek de ince görünmüyor.
Ayakkabılarım sırılsıklam. Nehrin yanında düştüğümde botum ıslak karla doldu ve şimdi donuyorum. Çoraplarını çıkarıp sık. Resmen kıpkırmızı. Ayağımı hemen koltuk altına koyar mısın?
Ayak parmaklarım hafiften morarmaya başlamıştı, o yüzden Darius'un koltuk altına soktum. Teşekkürler Darius. Ayağını bulmayı beklediğim son yer burasıydı.
Ne isterdim biliyor musun? İçeri girdiğimizde yanan bir ateş ve sıcak çikolata. Kimden bahsettiğimizi unuttun ama…
Ama soğukta geçen üç saatten sonra... Hase, dostum... Geri dönmemiz gerektiğini anladım. Geri dönmezsek, şakam yok, biri ciddi yaralanabilir. Sanırım tekrar başarısız olduğumuzu kabullenmenin zamanı geldi.
Bulutlara bakılırsa fırtına kopmak üzere. Şuraya bak. Hiçliğin ortasındayız. Kampa geri dönmeye başlamalıyız. Umarım bizimkiler bugün bizden daha şanslı olmuştur. Akşam yemek olmadığını öğrendiklerinde Nolan ve Chandler'ın yüz ifadelerini düşünmeden edemiyorum.
Nasıldı? İyi misiniz? Dört zorlu saat boyunca iki metre derinliğe kadar kazdık ve sonra güneş batmaya başladı. Balık yok mu diyorsun? Yarın geri dönüp balık bulana kadar kazacağız diyorum. Gidip biraz uzanacağım.
İşaret fişeğini ateşlemeliydim. Yemeğimiz yok. Dördüncü gün, yiyecek yok. Sakin olalım. Biliyorum, moraller düşük. Balığımız yok. Mağaraya bakarak moralleri yükseltelim.
Görüyor musun? Bu çılgınca. Şu köşe çok daha büyümüş. Amaç, bu gece kimsenin kimseyi uyandırmaması. Birbirimize çarpmayacak şekilde eşit aralıklarla duruyoruz.
Bugün aşırı zordu. Bir başarıya ihtiyacımız var. Her şey üst üste geldi. Bugün çok meşakkatliydi. Sığınağı genişlettiğiniz için teşekkür etmek istiyorum. Artık Nolan'la aramda epey bir boşluk var. Birbirimize çarpmayacağız. Biraz uyuyacağım çünkü sanırım yarın her şeye baştan başlamam gerekecek. Aman ne güzel.
Beşinci gündeyiz ve son yemeğimiz kaldı ama böyle durumlar için atıştırmalık getirmiştik. Jack Link’s et çubukları gibi. Ve altı gram proteinle gün içinde bize enerji vermesi için mükemmel. Darius, benimkini alabilirsin. Evet. Ve burada olmasaydık sizin de kendinize alabileceğiniz Walmart'a uğrardık.
Ama bu et çubukları bitince neredeyse hiçbir şeyimiz kalmıyor. Ve bir de tipiye yakalandık. Gelen bir uçak yok. Kurtarma ekibi de yok. Kendi başımızayız. Balık tutmamız lazım, ama maalesef kar ıslak. Dışarı çıksak sırılsıklam oluruz. Balık tutsak bile durum aşırı tehlikeli bir hâl alıyor.
Balık tutmak için o deliğe geri gideceğiz ve geri döndüğümüzde varsaymalıyız ki biri hipotermiye girecek. Ne? Yani sizin sıcak suyu hazır etmeniz lazım. Bir acil durum istasyonu hazır olmalı. Çok tehlikeli. Pekâlâ. Gidelim.
Şaka bir yana, çocukları tanıyorum ve bu balığı tutamazsak yarın hepsi pes edecek. Ve son videoda başarısız olduk. Adaya yaklaştık ama başaramadık. Tekrar başarısız olmak istemiyorum, o yüzden balık tutacağız.
Evet, tutacağız. Şimdi ne yapacağız? Balık tutacağız. İnanarak söyleyin. Şimdi ne yapacağız? Balık tutacağız! Hadi gidip balık tutalım! Hadi gidelim! Görüşürüz çocuklar. Dikkatli olun. Ateşi nasıl yakacağız ki?
Tipi olduğu için kayak yapmamaya karar verdik, bu yüzden daha az ekipmanımız var, ama bu, yolculuğun daha uzun süreceği anlamına geliyor. Bakalım işe yarayacak mı?
Nehre giderken açtığımız patika yağan kar yüzünden tamamen yok olmuş. Hallederiz. Merak etmeyin. Sadece o yöne doğru uzun süre yürümeliyiz.
Peki, insan nasıl ateş yakar? Bunu bizim çözmemiz gerek. Yakacak odunlar sırılsıklam. Islak odun pek tutuşmaz. Sıcak suya ihtiyaçları olacak ve biz... Biz nasıl... Ne yapacağını bilen herkes az önce gitti. Çocuklar... Çözmemiz gereken çok şey var.
Üçte biri bitti. Üçte biri tamam. Peki, patikamız nerede? Patikamız tamamen kaybolmuş. İşte burada. Gördüm. Evet. Burası dün sıkışıp kaldığım yer.
Jimmy iyi misin? İyiyim. Ve bugün orayı doldurdum. Hadi. Tamam. Yapalım. Bugün balık tutacağız.
Bulduğumuz bu kuru ağacı kullanacağız. İçi kuru. Neyi tutuşturacağız? Biraz kuru kav.
Hadi. İşte bu. Açıldı. Başardık. Tamam. İçeri girelim.
Kuru odunu bulduk, şimdi yontmaya çalışacağız ki ateş yakabilelim. Elimizdeki tek kuru malzeme bu.
İşte burada. Dostum, işte başlıyoruz. Gel bakalım balıkçık. Senin için geliyoruz balık. Şu burgu mu? O benim bıraktığım ağaç. Excalibur gibi, değil mi? Pekâlâ.
Hay aksi. Donmuş olabilir.
Hay aksi. Donmuş olabilir.
Tamam. Deliğimiz hâlâ burada. İşimize dönelim. Kenarları genişleterek başlamalıyız. Böylece burgu daha derine inebilir.
Sen buzu kırarken ben de daha ince bir yer arayayım. Nehirlerin birleştiği yerde belki su daha çok çalkalanıyordur ve buz biraz daha incedir. Umarım.
Şu an bir mucizeye ihtiyacımız var. Balık yakalamamız lazım. Yemek yemek ısınmaktır. Yemezsen üşürsün. Üşürsen hipotermi olursun ve sonra işimiz biter.
Tek bir başarıya ihtiyacım var.
Jimmy. Ne? Delmeyi başardık. Gerçekten mi? Burası yaklaşık yirmi santim. Bir bakayım. Gözlerimle görmem lazım. İşte bu be! Umarım ilk balık tutma deliğimizi açmışızdır.
Yem için donmuş yiyecekler var. Balıklar yemi yutacak mı? Balık tutmak için birden fazla deliğimizin olması en iyisi. Bu kadar çabaya bir balık tutmalıyız.
Ve şimdi bekliyoruz çünkü doğru yerde olsak bile bir saat sürebilir. Bir saat sürebilir.
Bir balık istiyorum. Hiç vuran oldu mu Darius? Hayır.
Arkadaşlar.
4 SAAT SONRA
Yalanım yok, şu an gerçekten çok üşüyorum. Bir balığın oltaya takılacağına dair inancımı kaybetmeye başlıyorum. Ve şimdi balık tutmazsak kalori eksikliğinden dolayı bu gece ve yarın çok üşüyeceğiz. Ve kar yağışı artarsa bitirmek zorunda kalabiliriz.
Bilmiyorum. Bilmiyorum. Üst üste başarısız olmak istemiyorum. Ben böyle biri değilim. Başarısızlığı sevmiyorum, o yüzden ne kadar sürerse sürsün burada oturacağım ve bir balık tutacağım çünkü sizin için başarmak istiyorum.
Durun, bir şey oltaya vurdu. Çok abuk! Sahte olduğunu düşünecekler. Bu çok tuhaf. Oltada balık var. Balık mı tuttuk? Jimmy, balık yakaladık. Monoloğun sırasında yakaladın Jimmy. Yok artık, Jimmy. Kanka!
Hayır, sanırım tam şurada. Yakala. Elimle yakaladım. Hayır, şaka mısın? Hayır, kaçırdın mı? Hayır, o... Olamaz. Hayır!
Elimdeydi. Buzun kenarına takıldı. Evet, yan geldi. Tamam, devam et.
Tamam, bu balıkların olayı şu, birini yakalarsan sürüyle vardır. Oltayı suya geri atmalıyız. Bir tane varsa devamı da vardır. Bir balık yakalayacağız. Yemin ederim, bir daha başarısız olmayacağız.
Hayır, bu kötü. Sorun değil. Yedek eldivenlerim var. Evet. Sorun yok. Sen oltana bak. Herkes oltasına baksın.
Pardon abi. Sıkıntı yok. Olur böyle şeyler. Az kalsın ben de elimi sokuyordum. Yok be, daha önce hiç yapmadım. Hiç çıplak elle tutmadım.
Jimmy, bakma. Yakaladın. Oldu mu? Tamam Jimmy. Çok nazik ve yavaş. Yavaş ve sakince delikten yukarı.
Evet, yakaladık bir tane! Evet, balığımız var! Bir tane yakaladık. Aman Tanrım. İşte bu. Balık yakaladık.
Az kalsın deliğe düşürüyordum. Tamam, tekrar balık tutalım. Çünkü devamı gelir. Tamamdır. Tamamdır. Şunu bankın üzerine koyalım.
Umarım Jimmy'ler güvendedir. Onlar gelmeden her şeyi hazırlamaya çalışıyoruz. Umarım balık tutmuşlardır. Ateşi yakmaya hazır mısın Chandler?
Az kaldı. Devam et. Devam et. Tutuştu. Ateşi yaktık. Tamam, ufak bir ateş yaktık. Şimdi tek yapmamız gereken onu büyütmek. Beslemeye devam etmeliyiz.
Hase, oltaya vuruyor. Gergin tut. Çek, yavaşça çek. Gerginliği koru. Çekmeye devam et. Bir şey var. Yukarı çek. Evet. İnanılmaz! Aman Tanrım. Bu akşam ziyafet var. Evet!
Saatlerdir su içmedim. Başım ağrıyor. Neler olduğunu bilmiyorum, ama birkaç balık yakaladım. Yedi saatlik balık avının ardından, iki balık yakaladık. Gidip çocuklarla kutlayalım. Hadi gidelim.
Kar eklemeye hazır. Hase bizimle çok gurur duyacak. Döndüğünde, "Bunu yapmama gerek yok mu?" diyecek. Ateşi yaktık. Suyu hazırladık. Tek eksiğimiz bir balık.
Ateş yakın! O gördüğüm bir balık mı? Her şeyi hazırladık. Evet. Çocuklar, merak ettiğinizi biliyorum. Hase, mavi çantayı al. Umarım bu bir şaka değildir. Çocuklar, bu akşam ziyafet var. Evet! İşte bu be! Zafer.
Tamam, birinci balık pişiyor. Aferin size. Çok iyiydi. Evet, pişmiş bir balığımız var. Kimler aç bakalım? Ben. Ben. Yiyin bakalım.
Merak etmeyin. Altıncı günü atlatacak ikinci balık var. Evet. Amanın! Hiç bu kadar taze balık yememiştim. Tadı harika. Balık yediğimize inanabiliyor musunuz? Burada, Arktik'in ortasında.
İnanmak ne kelime, yaşıyorum şu an. Yaşıyorum, inanıyorum. Görüyorum. Rüyalarımda görüyorum. Hepsi dâhil.
Beyler, balığımızı nasıl buldunuz? Çok lezzetliydi. Harikaydı.
Yarın ekip için çok eğlenceli bir planım var. Söylemeden önce, Chandler, "Hızlandırılmış çekim girsin" desene. Hızlandırılmış çe... Montajda keserler. Hepsini söyle. Hızlandır...
Çocuklar, uçak geldi. Telaşlanmayın ama fişeği ateşliyorum. Vay. Çünkü ne kadar eğleneceğimiz konusunda endişeliyim.
Beş zorlu günün ardından, bence çocuklar biraz eğlenmeyi hak etti ve yedi güne ulaşırlarsa onlara bir sürprizim var.
Balığı yakaladık çünkü neredeyse balıksız ayrılıyordum. Bu en zor meydan okumaydı. Yedi yıl önce turşu yedirmeye çalıştığımız zamankinden daha mı zor?
Hadi bakalım. İçeride. Hadi.
Bu şimdiye kadar yaptığım en zor ikinci meydan okuma.
Neredeyse on yıldır bunun gibi hayatta kalma videoları çekiyoruz.
24 saat boyunca suyun altında oturacağım. Hayatımın en kötü anlarını yaşıyorum. Ne yapıyoruz biz? Kusacak gibiyim. Tıpkı o fırtınadaki gibi. Durum kötüleşiyor çocuklar.
Ama en güzel anlarından bazıları. O tekne gerçekten yüzüyor. Toplumdan kopmuş bir hâlde, mağarada çocuklarla şakalaşıyoruz. Video çekerken en çok eğlendiğim anlardan biri.
Bu çocuklara teşekkür etmek istedim çünkü onlar sayesinde böyle bir video, teoride berbat olması gerekse de birçok harika an barındırıyor ve onlara çok minnettarım.
Belki söylemeye gerek yok ama elbette sizlere de çok minnettarım. Küçük bir çocukken şimdi yaşadığım hayatı yaşamayı hayal ederdim.
Merhaba, 10 yıl sonraki ben. Umarım YouTube yapıyorsundur.
O nedenle hepinize teşekkürler. Şimdi birine kartopu atacağım.
Jimmy, beni it. Aman Tanrım! Pekâlâ, şimdi sırılsıklam oldum. Altıncı gün on numaraydı.
Bu şekerlemeleri son gece için saklıyordum ve şimdi zamanı geldi. Çocuklar! Ne? Bir hediyem var. Güzele benziyor. Ben... Nolan, kardeşine de versene.
Şerefe. Dünyanın en lezzetli çikolatasıyla bitirmek harika oldu.
Hase, hadi. Yatma vakti. Sabah sürprizde görüşürüz çocuklar. Ne? Kısacası yarın helikopterle ayrılmıyoruz. Ne? Ama gidiyoruz, değil mi? Duruma göre. Görürsünüz. Ne?
Yedinci gündeyiz. Evet! Çıkarın bizi buradan! Şimdi videonun sürprizine gelelim. Bir hafta daha buradayız. Bırak ya, ben gidiyorum. Sürpriz ne? Mağaradan çıkıp toplanınca size göstereceğim. Hemen yapalım o zaman. Şimdi.
Ama her bir çöp tanesini temizlemeden gitmemize izin yok. Tamam. Hızlandırılmış çekim girsin. Tareq'in hızlandırılmış çekim gücü yok. Hızlandırılmış çekim girsin.
Evet! Pekâlâ. Hadi gidelim. Hadi eve gidelim. Aman Tanrım. Sürprizi getirin!
Bu işaret fişeği bir sırrın sinyalini verdi ve bu sır helikopter değil. Bir sürü Arktik köpeği.
Harika. Bu da ne? Bundan daha Arktik olamaz. Abi, ne kadar çok köpek var. Tanrım, eve gitmek için can atıyorum.
Köpecikler!
İşte benim aracım. Götür beni eve bebeğim. İşte Arktik'te yedi gün. Artık gidiyoruz. Sıcak duş almak için can atıyorum.
Hey, bu videoyu beğendiyseniz abone olmayı unutmayın. İzlediğiniz için sağ olun.
Bu çılgınlık. Video dediğin böyle biter işte.
Makale yayınlanma tarihi
