Bilgi mi, Kaynak mı? MrBeast'in 100 Kişilik Vahşi Doğa Yarışmasında Uzmanlar ve Amatörler
MrBeast ミスタービーストMrBeast bu videoda 100 kişiyi ıssız bir ormanın ortasına bırakıyor. Katılımcılar iki takıma ayrılıyor. Mavi takım hayatta kalma uzmanlarından, kırmızı takım ise MrBeast'in deyişiyle "vahşi doğaya pek de uygun olmayan" amatörlerden oluşuyor. Kural basit: yardım geldiğinde en çok üyesi kalan takım 250 bin doları paylaşacak. Oyundan çıkmanın tek yolu işaret fişeği yakıp kurtarılmayı beklemek. Videonun açıklamasında da sorulduğu gibi asıl soru şu: Hayatta kalma mücadelesini bilgi mi kazanır, kaynak mı? Yaklaşık 20 gün süren yarışma, bu sorunun sanıldığı kadar basit olmadığını gösteriyor.
Eşitsiz bir başlangıç: Mağaza alışverişine karşı belirsiz hazırlık
MrBeast, mavi takımın avantajlı başlayacağını bildiğini söylüyor. Bu yüzden kırmızı takıma görevi önceden anlatıyor ve ihtiyaç duyacakları her şeyi almaları için onları bir mağazaya götürüyor. Amatörler ip, branda, 24'lü paket su ve çakmak gibi şeylerle dönüyor. Bir katılımcı mağazada doğrudan çakmağa koştuğunu anlatıyor. Bir başkası çadır paylaşımında kendilerine "çocuk çadırı" kaldığını, neyse ki boyunun 1,65 civarında olduğunu söylüyor.
Mavi takıma ise yalnızca bir MrBeast videosunda yarışacakları söylenmiş. Uzmanlardan biri ne alacağını bilemediği için her hava şartına hazırlandığını anlatıyor. Bir diğeri Alaska gibi bir yere gideceklerini sandığını söylüyor. Takımın profili yine de etkileyici. Bir uzman, sırf keyif için ormanda üç ay kaldığını anlatıyor. Bir başkası kaç gece kalacaklarını soran MrBeast'e "Noel'e kadar" diye cevap veriyor. MrBeast bu insanlar için ormanda çile çekmenin resmen hobi olduğunu söylüyor.
Uzmanlar işe doğal malzemeyle basit barınaklar kurarak başlıyor. Barınaklarda iyi bir yalıtım katmanı oluşturulması gerektiğini vurguluyorlar. On yıldır bu beceriler üzerinde çalıştığını söyleyen bir uzman, malzeme toplamak için on kişiye ihtiyaç duyduğunu ve inşa işinin morale de iyi geleceğini söylüyor. Kırmızı takım ise uzmanlara karşı kendinden emin. MrBeast'in "Onlar profesyonel" hatırlatmasına "Umurumuzda değil, biz de kendimizce profesyoneliz" diye karşılık veriyorlar. İçlerinden biri de "filmlerde gördüklerini yaptığını" söylüyor.
İlk geceler: Beklenmedik bir tablo
İlk gece kırmızı takımın malzeme avantajı açıkça işe yarıyor. Sıcaklık hızla düşünce ise uzmanlar gözlerini kapatmakta bile zorlanıyor. Bir mavi takım üyesi çok bitkin ve susuz olduğunu, neden orada olduğunu sorguladığını anlatıyor. İkinci gün başka biri hiç uyuyamadığını, yerin çok soğuk ve her yerin ıslak olduğunu söylüyor.
İlk elemeler bu noktada geliyor ve şaşırtıcı bir şekilde oyundan ilk çekilen iki kişi mavi takımdaki uzmanlar oluyor. Bunlardan biri 66 yaşında olduğunu ve iki dizinden de ameliyatlı olduğunu söyleyerek özür diliyor. Aynı saatlerde kırmızı takım dışarıda keyifle uyuyor. Bir amatör "harika bir sabah" olduğunu, dünyadan uzaklaşıp mola vermenin güzel olduğunu söylüyor.
Uzmanlar barınaklarını hızla düzeltmezlerse daha fazla kayıp vereceklerini biliyor. Barınakların çalı çırpıdan ibaret kalmaması gerektiğini, üzerlerine yaklaşık 30 santim yaprak yığılması ve bunun için herkesin çalışması gerektiğini söylüyorlar. Yaprak katmanının yağmurda kuru kalmalarını sağlayacağını düşünüyorlar. Kırmızı takım da yağmur altında uyumamak ve yiyecekleri kuru tutmak için bir çatı yapıyor. Anlatıcıya göre bu dönemde uzmanlar kısıtlı kaynaklarını en iyi şekilde kullanırken amatörler ellerindeki avantajı hızla tüketiyordu. Bir uzman da amatörlerin çok çalışıp enerji harcadığını, bu yüzden dayanamayacaklarını düşünüyor.
Üçüncü günde roller değişiyor: Açlık ve yiyecek zulaları
Üçüncü gün tablo tersine dönmeye başlıyor. Barınağını güçlendiren bir uzman bebek gibi uyuduğunu, barınağın sıcacık olduğunu söylüyor. Bir diğeri kırmızı takımda çadır ve uyku tulumu olduğunu ama kendilerinde "bunun" olduğunu söyleyerek barınağını gösteriyor. Bir başkası barınağı beş yıldızlı otelden daha iyi buluyor. Uzmanlar hiçbir şey yemediklerini ama çok eğlendiklerini söylüyor, biri ters takla atıyor.
Amatörler ise güne boş mideyle başlıyor. Kırmızı takım ilk iki günü atıştırmalıkları silip süpürerek geçirmiş. MrBeast karışık çerezlerin en fazla 45 dakika dayandığını söylüyor. Bu sırada mavi takımda doğadan beslenme uzmanı Seth, ormanı adeta bir markete çeviriyor. Yolda yenebilecek bitkileri gösteriyor, dallardan bir balık tuzağı yapıp nehre yerleştiriyor. Amatörler ise oltalarını deniyor ama yalnızca çöp yakalayabiliyor.
Dördüncü gün kırmızı takımın yiyeceği tamamen bitiyor. MrBeast bu duruma karşı önceden bir plan yaptığını açıklıyor: ormanın her yerine pancar, elma ve patates gibi yiyeceklerin bulunduğu zulalar yerleştirmiş. Ona göre bu zulalar doğru yönetilirse hayatta kalmalarına yetecek. İki takım da bulduğu yiyecekleri paylaşmak için ortak kiler kuruyor. Kırmızı takımdan biri, birlikte çalıştıkları ve kimse birbirine sırt çevirmediği sürece bir süre idare edebileceklerini söylüyor.
Mavi takımda güven krizi
Mavi takımda ise ortak kiler fikri herkese uymuyor. Julia bulunan yiyeceklerin saklanması gerektiğini düşünüyor. Kontrolün diğerlerinde olmasını istemediğini, onların yiyeceğe saldıracağını, bir hafta aç kalmayı göze alanlar ile almayanlar arasında kendilerine bir şey kalmayacağını söylüyor. Uzmanlar zulalardan çıkan yiyeceklerle sağlam bir akşam yemeği hazırlıyor ama gerginlik de artıyor. Yemeği dağıtanlardan biri ellerinden geleni yaptıklarını, herkesin memnun olmayacağını ama iletişim kurulmazsa kimseyi memnun edemeyeceklerini söylüyor.
Randy'nin şüpheleri başka bir sorunu ortaya çıkarıyor. Takımdan ayrılan bazı üyelerin barınağında patates içeren bir zula bulunuyor. Randy bu kişilerin gruba katkı sağlamadıkları için gitmelerine iyi ki diyor, ama oyunu kazanmak için insanların gitmemesi gerektiğini de hatırlatıyor. Bu noktada mavi takım beş kişi kaybetmiş durumda. Randy takıma "yarın hiçbirimiz elenmiyoruz" diye moral konuşması yapıyor. Buna rağmen bir üye daha önce kendi takım arkadaşlarına güvenemediği bir oyunda hiç bulunmadığını söylüyor ve Marco da dahil olmak üzere gönüllü ayrılıklar sürüyor.
Tartışmalar da büyüyor. Biri başkasına kimin ne yiyeceğine onun karar veremeyeceğini söylüyor. Bir diğeri 11 kişilik bir grupta tek kişinin bir elmayı alıp gitmesinin saçma olduğunu söylüyor. Ayrılan bir uzman durumu şöyle özetliyor: Elinizde hepsi lider olmaya çalışan 50 hayatta kalma uzmanı, yani "kontrol manyağı" var. Beşinci günde uzmanlar dokuz kişi eksilmiş durumda ve oyunda kalmak için geçinmeyi öğrenmek zorundalar.
Kırmızı takım: Günde bir elma ve düşen standartlar
Anlatıcıya göre kırmızı takımı ayakta tutan şey birlik olup kaynakları idareli kullanmaları. Herkese yalnızca birer elma veriliyor. Bir üye sabahları altı yumurta yemeye alışkın olduğunu, şimdi tek bir elmayla yetindiğini ama bunu para için yaptığını söylüyor. Yine de herkes bu düzene razı değil. Enerjinin dipte olduğunu, başının çok ağrıdığını söyleyenler, açık büfe kahvaltı hayal edenler var. Açlık kırmızı takıma altı eleme kaybettiriyor.
MrBeast kırmızı takımı ziyaret ettiğinde en zor kısmın yemek, güneş ve böcekler, "kısacası her şey" olduğunu duyuyor. Bir üye barınağı dört kişilik bir "malikaneye" çevirdiğini anlatıyor. Uyku düzeninin iyiye gittiğini ama bunun standartlarının düşmesinden kaynaklandığını düşünüyor. Barınaklarının profesyonellerinkinden "yüzde yüz daha iyi" olduğunu iddia ediyorlar. Yağmurda su basma korkusu sorulduğunda biri "hayal dünyasında yaşayacak kadar pozitif" olduğunu söylüyor. Amatörler uzmanların çoğunun eve gitmiş olabileceğini, hepsi uzman olduğu için muhtemelen "en doğrusunu ben bilirim" diye kavga ettiklerini tahmin ediyor. Anlatıcı bu tahminin hiç de haksız olmadığını söylüyor.
Nitekim mavi takımda biri o gün yemek yenmemesi gerektiğini, eldeki erzakın 50 kişiye uzun süre yetmeyeceğini savunuyor. Ama kararın topluluğa ait olduğunu, sonuna kadar dayanmak için çok daha sıkı kurallar gerektiğini, amacın keyif çatmak değil hayatta kalmak olduğunu söylüyor.
Elemeler iki takımda da sürüyor. Kırmızı takımın şefi Brittany ayrılıkları durdurmak için ertesi sabah kahvaltı hazırlamayı deniyor ama yemek bir aksilik yaşanıyor ve yorumlar "berbat" oluyor. Midesi altüst olan bir üye eve gitmek istediğini söylüyor. Mavi takımda ise günlerce süren gerginliğin ardından sakin başlayan bir sabah bile iç çatışmaları durduramıyor. Tartışmayı tatlıya bağlamaya çalışanlara "Bana ne yapacağımı söyleme" diye karşılık veren bir üye, ekip olmanın ona uymadığını ve galiba "doğuştan muhalif" olduğunu söylüyor. Bu da yeni ayrılıklara yol açıyor. Kırmızı takımda meyveler bitince kahvaltı da kalmıyor ve iki üye daha çekiliyor. Biri milkshake özlediğini söylüyor. MrBeast yarışmacıların rakip takımda kaç kişi kaldığını bilmediğini, izleyicilerin de bunu videonun sonuna kadar öğrenemeyeceğini belirtiyor.
Yedinci gün: 50 konserve sınavı
Yedinci gün MrBeast "videoyu kökten değiştirecek" bir şey yapıyor. İki takıma da sürpriz bir teslimatla birer çuval yiyecek bırakılıyor. Çuvalın yanındaki notta her takıma 50 konserve verildiği yazıyor: 72 saat içinde MrBeast'e en çok açılmamış konserveyi iade eden takım ödülü kazanacak. İki takım berabere kalırsa kimse bir şey kazanamayacak.
Kırmızı takımda önce "hepsini yiyelim" sesleri yükseliyor. Sonra karar değişiyor: Rakiplerin, açlıktan kırıldıkları için yiyeceklere saldıracaklarını düşündüklerini söylüyorlar. Konserveleri gömmeye, disiplinli olmaya ve kimsenin yemeğe dokunmamasına karar veriyorlar. Gerekçeleri, ellerinde 72 saati çıkaracak kadar erzak olması. Mavi takım da konserveleri ormanda yalnızca birkaç kişinin ulaşabileceği bir yere saklıyor. Bir üye, kutuların açılmayacağını öğrenen bazı kişilerin çekip gideceğini "kesinlikle" düşündüğünü söylüyor.
Sekizinci gün iki takımın hâli yine farklı. Kırmızı takımda hava kapalı ve üyeler sonunda güneşten kurtuldukları için seviniyor. Ormanda eski bir kömürlü mangal bulmuşlar. Bir üye azıcık yemeğin ve havadaki değişimin iradeye etkisinin inanılmaz olduğunu söylüyor. Mavi takımda ise zehirli sarmaşık yayılıyor ve tuzaklar sekizinci günde hâlâ boş. Biri açlıktan diş macunu yiyeceğini söylüyor, bir başkası konserveleri hayal ediyor. Kerevit ararken dal sandığı şeyin hareket ettiğini ve bir yılan olduğunu fark eden üye de var.
Fırtına ve donan kamp
Gün biterken hava değişiyor. Devasa bir fırtına yaklaşıyor ve hortum ihtimalinden söz ediliyor. Katılımcılardan biri sıcaklığın on dakikada 15 derece kadar düştüğünü söylüyor. Mavi takımdan biri barınağın her an çökebilirmiş gibi durduğunu anlatıyor, ama bir başkası kırmızı takımın bunu kendileri kadar iyi idare edemeyeceğine inanıyor. Gerçekten de kırmızı takım zor anlar yaşıyor. Bir üyenin çadırı uçuyor, bir başkasının çadırı çöküyor ve bazıları alandaki uçağa sığınmak zorunda kalıyor. Bir amatör işler zorlaşınca kendine bir MrBeast videosunda büyük para için yarıştığını ve bu yüzden kalması gerektiğini hatırlattığını söylüyor.
Fırtınanın ardından gece buz gibi geçiyor. Mavi takımdan biri bunun en soğuk geceleri olduğunu, yapraklarda, para kutusunda ve ağaçlarda kırağı oluştuğunu anlatıyor. Kırmızı takımın ateş çukurunu sel götürmüş. Bu gecenin sonunda kırmızı takımdan altı, mavi takımdan iki kişi daha eve dönüyor. Bir amatör ayrılırken MrBeast'e bir daha asla kampa gitmeyeceklerini söylüyor.
Beraberlik ve mavi takımın moral çöküşü
Ödül günü geldiğinde iki takım da açılmamış konservelerini teslim ediyor. MrBeast önce mavi takımın sonucunu açıklıyor: 50 kutu. Taşırken ikisini düşürdüğünü söylese de sayı 50. Ardından kırmızı takımın da 50 kutunun tamamını iade ettiğini açıklıyor. Kural gereği iki taraf da ödül kazanamıyor.
Sonuç mavi takıma ağır geliyor. MrBeast'in aktardığına göre sonuç açıklanır açıklanmaz üç kişi birden pes ediyor, sayı daha sonra beşe çıkıyor. Kalanlardan biri yemedikleri için pişman olduğunu kabul ediyor. Başka bir üye uykusuzluğun da açlığın da insanı mahvettiğini söylüyor. Seth kampı neşelendirmeye çalışıyor ama biri onu dinlemektense tekme yemeyi tercih edeceğini söylüyor. Eşi ve kızına dönmek istediğini söyleyenler oluyor.
Sonunda Seth de ayrılıyor. Herkese doğaya dayanıklı barınak yapmayı öğrettiğini, takımın başarısı için çok uğraştığını ve mavilerin kazanacağını düşündüğünü söylüyor. İşinden daha uzun süre ayrı kalamayacağını, gitmekten zevk almadığını ama işini de düşünmesi gerektiğini anlatıyor. Takım onu uğurlarken bir üye kalça ağrısı ve hastalık nedeniyle ayrılıyor, pirince tek başına güvenemeyecekleri için riskli yollar denediklerini anlatıyor. Mymona'nın ayrılışında ise yarı şaka yarı ciddi bir tonla "fasulye payını ben alırım" ve "daha fazla kişinin elenmesi iyi oldu, gelsin paralar" gibi sözler duyuluyor.
Kırmızı takımda ise azalan sayı daha fazla sorumluluk almayı gerektiriyor. Şef Brittany gittiğinden beri rolün yarısını üstlendiğini söyleyen bir üye frenk soğanı ve havuçla güzel bir yemek yaptıklarını düşünüyor. Bir diğeri düşündüğünden çok daha fazlasını yapabileceğini kanıtladığını söylüyor.
İkinci fırtına ve branda kavgası
MrBeast büyük bir fırtınanın daha geldiğini ve o gece birçok kişinin elenebileceğini söylüyor. Kırmızı takım "Airbn-Beast" adını verdikleri barınağın rüzgârı kesen girişini gösteriyor ve kapıyı bitkilerle sağlamlaştırıyor. MrBeast ayrıldıktan hemen sonra saatlerce bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.
Mavi takımda yaklaşık beş saattir süren yağmurda herkesin ayakkabısı, çorabı ve kıyafeti sırılsıklam oluyor. Yatacakları yer bile ıslanmış, kulübelere su girmiş. Asıl kriz tek brandanın etrafında çıkıyor. Bazı üyeler brandanın altına sığınmak isteyince brandanın altına yalnızca fasulye ve pirincin sığdığı söyleniyor. Bir taraf orasının ortak barınak olduğunu, diğer taraf brandanın fasulye ve pirinç kuru kalsın diye konduğunu savunuyor. Biri hepsinin sabrının tükendiğini, bu işin yakında bitmesi gerektiğini söylüyor. Aynı saatlerde kırmızı takımdan bir üye suyunu tazelediğini, çadırında kitap okuyup kestireceğini ve bunların kendileri için "en kolay, çerezlik günler" olduğunu söylüyor.
On dördüncü gün: Kutu oyunu ve bir düğmeye basmanın bedeli
On dördüncü gün MrBeast'in yeni görevi dengeleri değiştiriyor. İki takımın önünde birbirinin aynısı kutular var. Kutular sırayla açılacak ve her birinden hayati bir malzeme çıkacak. Düğmeye ilk basan takım malzemeyi alıyor, diğer takım hiçbir şey alamıyor. İki takım da bir kutuyu reddederse bir sonrakine geçiliyor. İki taraf da hiçbir kutu için düğmeye basmazsa herkes her şeye sahip oluyor.
İlk kutudan balıkçılık ekipmanı çıkıyor. Mavi takımdan biri nehirde hiç balık olmadığını ve bunun son derece gereksiz olduğunu söylüyor, kutu pas geçiliyor. İkinci kutuda döküm tencere ve tavalar var. Kırmızı takımın şefi bunları istiyor ve rakip alamasın diye basmayı düşünüyorlar, ama sonunda "hepsini alabiliriz, basmayın" görüşü kazanıyor. Üçüncü kutudan Feastables fıstık ezmeli çikolata çıkıyor. Katılımcılar bunu işkence ve zalimlik olarak nitelendiriyor, ama bu kutu da pas geçiliyor. Dördüncü kutudaki inşaat malzemelerini ise barınaklarını zaten yaptıklarını söyleyen takımlar kolayca geçiyor.
Son kutu öncesinde MrBeast rakibin son kutuda düğmeye basması hâlinde diğer takımın hiçbir şey alamayacağını hatırlatıyor. Kırmızı takımda bazıları rakibin basacağını, çünkü basmazlarsa yine eşit olacaklarını, daha az eşyası olan tarafın her şeyi almasını neden istesinler diye düşünüyor. Mavi takımda da benzer bir hesap yapılıyor: Rakibin kendilerinin almasını istemeyeceğini ve son düğmeye basacağını düşünüyorlar. Buna rağmen bir şeye ihtiyaçları olmadığını söyleyenler de var. Ama bir üye rakiplerin kazanmasının kendileri için daha kötü olacağını, bu yüzden bir sonraki kutuda basmaları gerektiğini savunuyor.
Son kutudan tüm takım için et, atıştırmalık ve baharatlar çıkıyor. Mavi takımdan Patrick hemen düğmeye basıyor. Kırmızı takım hiçbir şey alamıyor. Patrick'in hızlı kararı mavi takıma avantaj sağlasa da anlatıcıya göre diğerlerinin görüşlerinin hiçe sayılması takımda anında bir çatlak yaratıyor. "Önce konuşmalıydık", "Basmayın demiştiniz" gibi tepkiler geliyor. Biri vejetaryen olduğunu söyleyince karşısındaki "Bana ne?" diye yanıtlıyor ve tartışma "O zaman defol git" noktasına varıyor. İki takım da bu aşamada birçok oyuncu kaybediyor.
Yine de kalan maviler için bu, iki haftadan uzun süredir ilk kez rakibe karşı kaynak avantajı elde etmek anlamına geliyor. Et pişiriliyor. Biri bunun Noel'den ve Şükran Günü'nden bile güzel olduğunu, protein aldığı için enerjisinin yerine geldiğini söylüyor. Kırmızı takımda ise "O tencereleri istiyordum!" diye tepki veren bir üye, sırf o tavalar için düğmeye basılmadığından şimdi yemeklerinin içinden siyah şeyler çıktığını söylüyor.
Para hesapları ve dağılan mavi takım
Et bittiğinde mavi takım başka bir sorunla karşılaşıyor: para. Ayrılan her kişiyle kalanların kazanmaları hâlinde 250 bin dolardan alacakları pay büyüyor. Takımda "Daha fazla para istiyoruz" sesleri yükseliyor. MrBeast izleyicilerin kaç kişi kaldığını bilmediği için miktarı da bilemeyeceklerini, ama tutarın binlerce dolara ulaşarak ciddileşmeye başladığını söylüyor. Trinh'in payını artırmak için bir plan yaptığı anlatılıyor. Bir takım arkadaşı Trinh'in sinirlerini bozmaya başladığını söylüyor. Bir başkası artık işin en zor tarafının hayatta kalma kısmı olmadığını düşünüyor.
Branda tartışması yeniden alevleniyor. Bir üyeye bencil denmesi üzerine kişi brandayı kendisinin almadığını söylüyor. Bir diğeri, başkasının yaptığı ve içine taşındıkları barınağın yıkılacak olmasına itiraz ediyor. Kariyerinin iyi enerji ve pozitiflik üzerine kurulu olduğunu, moral için takla attığını anlatan bir üye de kazanmak için çabaladığını söyleyerek hatayı üstleniyor. Kırmızı takım uzaktan çığlık ve ardından alkış sesleri duyuyor, birinin fişek yaktığını düşünüyor. Rakip ekibin özellikle eti yiyip bitirdikten sonra dağılmak üzere olduğunu tahmin ediyorlar.
On yedinci günde mavi takımda gerginlik devam ediyor. Bir üye diğerine yalnızca onun öğle yemeği yediğini söylüyor. Karşılığında "Acıkırsam yerim, kimseye hesap vermem" yanıtı geliyor. Patrick de ayrılanlar arasında. Oy birliğiyle alındığı söylenen pirinç yeme kararını duymadığını ve katılmadığını söyleyen bir üye büyük hayal kırıklığı içinde olduğunu anlatıyor. Başka bir üye ayrılanlara gerçekten sevindiğini söylüyor.
Kırmızı takım ise "Birlikte çalışırsak hâlâ kazanabiliriz" ve "Mavi takımı yenebiliriz" diyerek kenetleniyor. Bir üye fişeklerin var olduğunu ama yakarlarsa kaybedeceklerini ve kendisinin kaybetmeyeceğini söylüyor. Nasıl ya da ne zaman bilmese de kazanacaklarına inanıyor. Yine de sayıları azaldıkça şanslarının düştüğünü ve kalmanın zorlaştığını kabul edenler de var. Anlatıcıya göre mavi takım dağılırken kırmızı takım sadece hayatta kalmıyor, bunun tadını da çıkarıyor. Nehir kıyısında dinleniyor, "kötü şeylerin içinde iyi bir yan bulmak şart" diyorlar.
Bu dönemde kamplardaki kişisel çatışmalar da sürüyor. Bir üye başka birini "yapmacık" ve "sahte" olmakla, "tadı tuzu olmayan yemekler yapmak dışında hiçbir katkısı olmamakla" suçluyor. Hedef alınan taraf bunu zorbalık olarak nitelendiriyor. Aynı sahnelerde büyük bir balık tutuluyor, takım olarak temizlenip pişiriliyor ve sevinçle yeniyor. Yine de bir katılımcı artık orada huzur bulamadığını söyleyerek ayrılıyor.
Mavi takımda bir üye durumu şöyle özetliyor: Doğada tek başına hayatta kalma eğitimine sahip olmak, grup olarak hayatta kalınabileceği anlamına gelmiyor. Beş gün üst üste hiç fişek yakılmamış. Amelia'nın gidişinin ardından Trinh'i çok bencil bulan bir üye, kırmızı takım onları tek kişi farkla yenerse kaybedilenin Trinh'in parası olacağını hatırlatıyor. Bir zamanlar 50 uzmanın bulunduğu kampta sayılarının çok azaldığını, bir görev ya da tahliye günü beklediklerini söylüyorlar.
Final: Fişeği saklamak ve bulmak
Üçüncü haftada MrBeast mavi takıma kırmızı takımın kamp haritasını ve bir işaret fişeği tabancası getiriyor. Mavi takım, tabancanın kırmızıların kampında nereye saklanacağını seçecek. Tabancayı ilk bulan takım dilediği zaman, ister hemen ister beş ya da on gün sonra, ateşleyerek videonun bittiğini ilan edebilecek. Diğer takım buna karşı hiçbir şey yapamayacak. MrBeast fişeği ateşleyen tarafın da kaybedebileceğini hatırlatıyor, çünkü kazanan yine en çok üyesi kalan takım olacak. Mavi takım rakiplerin biraz uğraşıp kalori yakmaları için tabancayı sınıra yakın, uzak bir yere saklamayı seçiyor.
Arama göz bağlarının çıkarılmasıyla başlıyor. Kırmızı takımda ilk anda kaos yaşanıyor. MrBeast "Planınız ne?" diye soruyor. Bazıları alanı bölümlere ayırdıklarını söylüyor, ama diğerleri nereye gideceklerini bilmiyor. Biri aramaya başlamadan önce su almak istiyor. Maviler ise sağ tarafa ve en uzak köşelere doğru dağılıyor. Bir süre sonra korna çalıyor ve tabancayı mavi takımdan Taylor buluyor.
Mavi takım rakipte dokuz ya da sekiz kişi kaldığını tahmin ediyor. MrBeast ertesi güne kadar beklemek isteyip istemediklerini sorduğunda "Yirmi gün bekledik zaten" diyerek fişeği ateşliyorlar. Sayım sonucu mavi takımda 11, kırmızı takımda 9 kişi kalmış. Mavi takım 250 bin doları kazanıyor ve MrBeast'in hesabına göre her üye eve 22 bin dolarla dönüyor. Kırmızı takımdan biri rakiplerin bu işte uzman olduğunu, kendisinin ise gelebildikleri noktadan gurur duyduğunu söylüyor. MrBeast kırmızı takım üyelerinin de eli boş dönmemesi için orada geçirdikleri zaman karşılığında her birine 4'er bin dolar veriyor.
Videonun kapanış mesajı açılıştaki soruya verilen cevap niteliğinde: MrBeast'e göre ister yeteneğiniz ister kaynağınız olsun, sonuçta en önemli şey birlikte çalışmak.
Bu 100 kişiyi ıssız bir ormanın ortasına bıraktım. Ve yardım geldiğinde burada en çok üyesi kalan takım tam 250 bin doları bölüşecek.
Mavili ekip, hayatta kalma uzmanlarından oluşuyor. Kırmızılarsa vahşi doğaya pek de uygun olmayan amatörler.
Mavi takım. Çantalarınızı kapın ve beni izleyin.
Ormanda en uzun ne kadar kaldın? En uzun mu? Üç ay! Keyif için mi yani? Evet. Vay be.
Aranızda daha önce kamp yapan var mı? Kaçınız burada bir ay yaşayabilir? Diğerlerinin işi bitti kesin.
Mavi takımın avantajlı olacağını biliyordum. Bu yüzden başlamadan önce kırmızı takıma görevi anlatıp gerekecek her şeyi almaları için onları bir mağazaya götürdüm.
Neler aldınız gösterin. İpim var, yerdeki şu branda var. 24'lü paket su mu aldın bir de? Kesinlikle. Direkt çakmağa koştum. Zekice. Tamamdır!
Ama mavi takıma sadece bir MrBeast videosunda yarışacakları söylendi.
Ne alacağımı bilemedim. Her hava şartına hazırım. Alaska falan sandım.
Doğal atıkla basit barınaklar yapacağız. Yalıtım katmanı iyi oluşturulmalı. On yıldır bu beceriler üzerinde çalışıyorum ama toplama işi için on kişi lazım. Siz inşa edeceksiniz. Moral olur.
Bize çocuk çadırı kaldı. Şansıma boyum 1,65 falan.
Takımındaki tüm bu avantajlarla mavi takımı yenebilir misiniz? Evet. Onlar profesyonel. Umurumuzda değil. Biz de kendimizce profesyoneliz. Evet. Evet.
Bir şey buldum! Filmlerde gördüklerimi yapıyorum.
Bu insanlar bunu eğlence için mi yapıyor? Kaç gece kalacaksınız? Noel'e kadar. Gönderilene kadar. Ormanda çile çekmek adamlar için resmen hobi. İyi geceler.
Ve ilk gece boyunca, kırmızı takımın avantajının işlerini ne kadar kolaylaştırdığı belli oluyordu. Ama sıcaklık hızla düştükçe uzmanlar gözlerini kapatmakta bile zorlandılar.
Çok bitkinim, susuz kaldım ve neden buradayım diye sorguluyorum.
2. gün. Hiç uyuyamadım. Yer çok soğuktu, her yer ıslaktı.
Bu görevden çıkmanın tek yolu işaret fişeğini yakıp kurtarılmayı beklemek. Az önce takımdan ilk pes eden belli oldu. Biri gitti. 49 kaldı. Tek giden o değildi.
Üzgünüm çocuklar. 66 yaşındayım, iki dizimden de ameliyatlıyım. Çok üzgünüm.
Şaşırtıcı ama elenen ilk iki kişi mavi takımdan uzmanlardı. Öte yandan kırmızı takım, ellerindeki imkânlarla dışarıda keyif yaparak uyuyordu.
Harika bir sabah. Güneş parlıyor. Burada olduğum için çok şanslıyım. Bazen dünyadan uzaklaşıp mola vermek güzel oluyor.
Bu sırada uzmanlar, barınaklarını hızlıca düzeltmezlerse daha fazla kayıp vereceklerini biliyorlardı.
Bu barınakların çalı çırpıdan ibaret olmaması gerekiyordu. Üzerlerine 30 santim yaprak yığmalıyız. Herkesin çalışması gerekecek. Yapraklar yağmurda kuru kalmamızı sağlar.
Üçünüz orada mı yatıyorsunuz? Evet. Kaleleri kocaman. Sizce dayanır mı? Öğrenmenin tek yolu var.
Barınağımızı yapacağız. Bu sayede yağmur altında uyumayacağız. Çatı yapıyoruz, yiyecekler kuru kalmalı.
Bunu siz mi yaptınız? Evet. Hayatta kalma videomuzda taktik verin. Evet. Araman yeterli. Gerekebilir.
Uzmanlar kısıtlı kaynaklarını en iyi şekilde kullanırken amatörler ellerindeki avantajı hızla tüketiyordu.
Hepsi bu kadar mı? Kimsenin ölmeyeceğine söz verin. Söz. Tamam.
Gün geceye dönerken amatörler ellerindekileri harcamaya devam etti. Çok çalışıp enerji harcadıkları kesin çünkü dayanamayacaklar. Ama uzmanların emeği de meyvelerini vermeye başlamıştı bile.
Şuna bakın. Beş yıldızlı otelden daha iyi. Bence bu gece daha rahat edeceğiz.
3. gün. Ormanın ortasındayız ama bebek gibi uyudum. Harika bir barınak yaptığımız için sıcacıktı. Kırmızı takımda çadır, tulum vardır ama bizde bu var. Bir şey yemiyoruz ama acayip eğleniyoruz. Ters takla.
Uzmanlar güne iyice dinlenmiş ve enerji dolu başlarken... İşte budur be! Amatörler güne hayatta kalmanın en zor kısmıyla başladı. Bomboş bir mideyle.
Atıştırmalığın var mı? Keşke olsa.
Kırmızı takım ilk iki günü atıştırmalıkları silip süpürerek geçirdi. Ve şimdi... Hepimiz fena açız. Açlık bugün fena vurdu. O yüzden yiyecek ve su aramaya çıkıyoruz.
Bu sırada... Doğadan beslenme dersi başlıyor! Doğada hayatta kalma uzmanı Seth'in bilgisiyle mavi takım ormanı adeta markete çevirmeyi başardı. Yolda çerez niyetine yersiniz. Hatta nehre koymak için dallardan balık tuzağı bile yaptı.
O sırada amatörler oltalarını denediler ama sadece çöp yakalayabildiler. Ama dördüncü güne gelindiğinde atıştırmalık işinin şakası kalmamıştı.
Yiyeceğimiz bitti. Ne kadar yiyecek var? Hiç yok. Bütün gece şunu kemireceğim herhâlde. Yiyecek arayalım.
Karışık çerezler en fazla 45 dakika dayandığı için... Bu ne? Onun için de planım vardı. Pancar! Elma! Ormanın her yerine yiyecek zulaları yerleştirdim. Abi! Ne? Doğru yönetirlerse hayatta kalmalarına yeter.
Eminim bu ormanda her şey vardır. Ama etrafta gezinmemiz lazım. Ormanda bir sürü yiyecek buldum. Bu gece ziyafet var.
İki takım da yiyecekleri paylaşmak için ortak kilerler kurdu. Bir süre idare ederiz bence. Birlikte çalıştığımız sürece tabii. Kimsenin birbirine sırt çevirmemesi lazım.
Abi! Ama mavi takımda Julia öyle düşünmüyordu. Bunu saklamamız lazım. Kontrolün onlarda olmasını istemiyorum. Yemeğe saldıracaklar ve bir hafta aç kalmayı göze alanlarla almayanlar arasında bize bir şey kalmaz.
Zulalardan çıkan yiyeceklerle uzmanlar sağlam bir yemek hazırladı. Akşam yemeği mi? Şaka gibi. Evet. Ve sular ısınmaya başladı.
Elimizden geleni yapıyoruz. Herkes mutlu olmayacak ama bizimle iletişim kurmazsanız sizi memnun edemeyiz.
Biz kaçtık! İyi geceler!
Barınakları nerede Chelsea? Randy'nin şüpheleri bu görevde yeni bir engeli gösterdi. Yok artık. Gerçek mi bu? Patates var. Takım arkadaşları.
Şuna bakın. Gittiklerinde barınaklarında bulduğumuz zula bu işte. Gruba katkı sağlamıyorlardı, o zaman iyi ki gittiler. Diğer yandan da oyunu kazanmak için insanların gitmemesi gerekiyor.
Randy haklı. Yarışmanın sonunda en çok üyesi kalan takım kazanacak ve 250 bin dolarlık ödül, üyeler arasında bölüşülecek. Beş kişi kaybettik.
Dinleyin, yarın hiçbirimiz elenmiyoruz. Tamam mı? Evet!
Randy'nin moral konuşmasına rağmen...
Kendi takım arkadaşlarıma güvenemediğim bir oyunda hiç bulunmamıştım.
Marco, yapma sakın!
Kendi isteğiyle elemeler devam etti.
Tamamdır!
Tartışmalar da tabii.
Kimin ne yiyeceği sana düşmez. Burada 11 kişiyiz, bir kişinin bir elma alması saçmalık.
Elinizde hepsi lider olmaya çalışan 50 hayatta kalma uzmanı, yani kontrol manyağı var.
En azından bu iş benim için bitti. Gidiyorum.
Henüz beşinci gün ve uzmanlar 9 kişi eksildiğinden oyunda kalmak için geçinmeyi öğrenmek zorundalar.
Gelin yiyin! Henüz elma almadığını biliyorum.
Kırmızı takımın birlik olup kaynakları idareli kullanması onları hayatta tutuyordu.
Sadece bir tane alın. Paylaşıyoruz. Sağ ol.
Sabahları 6 yumurta yemeye alışığım, şimdi tek bir elma yiyorum. Ama para için...
Ama herkes günde bir elmaya razı değildi.
Fazla yemek yok. Enerji yerlerde. Dipte.
Bugün pek iyi değilim, başım çok ağrıyor.
Açık büfe bir kahvaltı olsa keşke. Niye konuşuyorsun ki şimdi? Şimdi benim de aklıma düştü.
Ve açlık, kırmızı takıma altı elenmeye mal oldu.
Kahvaltıcılar hazırlansın.
Sizin için en zor kısım ne? Yemekler. Ve güneş. Ve böcekler. Kısacası her şey.
Siz ne yapıyorsunuz? Burayı malikaneye çevirdim. Dört kişiyiz. Uyku düzeni nasıl? İyiye gidiyor. Bence standartlarımız düştüğü için böyle.
Sizce bu profesyonellerinkine göre nasıl? Yüzde yüz daha iyi.
Yağmur yağarsa sular altında kalmaktan korkmuyor musunuz? Hayal dünyasında yaşayacak kadar pozitifim.
Sizin için kolay bir video. Pek emin değilim Jimmy. Jimmy!
Sizce tecrübeniz profesyonellerinkine göre nasıl? Çoğu eve gitmiştir bile. Hepsi bu konuda uzmansa muhtemelen “en doğrusunu ben bilirim” diye kapışmışlardır.
Hiç de haksız değildi.
Bugün yemek yememeliyiz. Bu erzak 50 kişiye uzun süre yetmez. Ama bu topluluğun kararı...
Sonuna kadar dayanmak için çok daha sıkı kurallar koymalıyız. Amaç keyif çatmak değil. Bu, hayatta kalma mücadelesi.
Ve her iki takımda da elenmeler devam etti.
Hepinizin yerine yerim ben.
Elenmeleri durdurmak için ertesi sabah kırmızı takımın şefi Brittany kahvaltı hazırlamayı denedi.
Gelin alın! Olamaz. Çok özür dilerim.
Ve yemek hakkındaki yorumlar... Berbat. İyi değildi.
Midem altüst oldu, yemek falan istemiyorum. Eve gitmek istiyorum!
Aynen öyle canım benim.
İmdat.
Günlerce süren gerginlikten sonra mavi takım sabaha gevşeyerek başladı.
Ama hiçbir şey iç çatışmaları durduramadı.
Anlıyorum ama yemek yapmadan önce... Dur bir saniye. Şunu tatlıya bağlayalım. Biraz yürüyeceğim. Kal ve dinle. Bana ne yapacağımı söyleme.
Bir ekibin parçası olmak bana uymuyor. Doğuştan muhalifim galiba.
Ve bu durum yine daha fazla elenmeye yol açtı.
Bırak elma yesinler!
İçimden gelmiyor.
Kırmızı takım tarafında...
Meyveler bitti, yani artık kahvaltımız kalmadı.
Kahvaltının bitmesi iki kırmızı takım üyesinin sabrını taşırdı.
Hayır, sakın yapma!
Milkshake içmeyi özledim. Canım çok milkshake çekiyor.
Yarışmacılar rakip takımda kaç kişi kaldı bilmiyor. Videonun sonuna kadar siz de öğrenemeyeceksiniz.
6. gün.
7. gün.
Şimdi yapacağımız şey videoyu kökten değiştirecek.
İnanmıyorum! Ne oluyor? Jimmy mi o? Şükür!
Kornaya bastığımda torbayı at. Hızlı gidiyor. Korkuyorum.
Paket servis! Özel teslimat! İnanmıyorum! Hadi! Hop! Ne? Hadi be! Şimdi de profesyonellere kıyak çekelim.
Galiba şu Jimmy şapkası. Evet. Yanlarında bir çuval yiyecek var. Selamlar!
Takım olarak çalışabilecekler mi yoksa bu onları birbirine mi düşürecek?
Ne yazıyor? Evet! “Her iki takıma da 50 konserve yiyecek verildi.” “72 saat içinde bana en çok açılmamış konserve iade eden takım ödülü kazanır.” İki takım berabere kalırsa... Kimse bir şey kazanamaz. İki takım da kazanamaz.
Bence hepsini yiyelim! Evet!
Açlıktan kırıldığımız için yiyeceklere saldıracağımızı düşünüyorlar. Bir yere gömelim. Hepsini gömelim.
Disiplinli olmalıyız. Kimse yemeğe dokunmasın. Sinsilik yok. Mevzu basit. Dokunmuyoruz çünkü şu anda 72 saati çıkaracak kadar erzağımız var.
Bir tane alsam? Olmaz.
Konserveleri ormana saklıyoruz. Sadece birkaç kişi ulaşabilir.
Yemek ve şu balık işi beni çok geriyor. Sabırlı olmamız lazım.
Bugünden sonra bazıları çekip gider mi? Kutuları açmayacağımızı bilirlerse mi? Kesinlikle.
Güneş doğuyor. Sekizinci gün. Hava kapalı, çok güzel. Göstereyim size. Sonunda güneşten kurtulduk.
Ormanda şu eski kömürlü mangalı bulduk. Bu şimdilik moralleri yükseltti. Azıcık yemeğin ve havadaki değişimin iradeye etkisi inanılmaz.
Ama maalesef mavi takım o kadar iyi değildi.
Zehirli sarmaşık yayılmaya başladı. Açlık beni bitirdi.
Sekizinci gün ve tuzaklar hâlâ boş. Açlıktan diş macunu yiyeceğim.
O konserveler nasıldır acaba? Yalan yok, bir kutu et olsa mideye indiririm. Orada bir yerde etli, bezelyeli, mısırlı tam 50 tane konserve var.
Aşağıda kerevit arıyordum. Sola bir baktım, dal parçası sandığım şey gözümün ucunda hareket etmeye başladı. Dönünce ne göreyim... Yılan!
Ama gün biterken iki takım için de rüzgâr tersine dönmeye başlamıştı.
Günün sürprizi de bu. Devasa bir fırtına geliyor. Hortum olması bile muhtemel.
Gitmemiz lazım. Barınağa gitmeliyim. Şimdi ayvayı yedik.
Kesin fırtına kopacak. Korkutucu görünüyor. Resmen 10 dakikada sıcaklık 15 derece falan düştü. Aniden rüzgâr çıktı. Barınak her an çökebilirmiş gibi duruyor.
Yağmurluğum...
Gök mü gürledi?
Yağmur başladı. Sonunda yağmur bastırdı. Herkes barınağına sığınıyor.
Fırtına çok sert geliyor. Kestirme vakti gelmiş.
Tahminlerime göre bu yağmur, çoğu kişinin sabrını zorlayacak.
Fırtına fena başladı. Barınakta toplandık. Kırmızı takım bizim kadar iyi idare edemez.
Bu durum, yarışı çok daha ilginç kıldı.
Uçağa kaçmak zorunda kaldık. Çadırım uçtu gitti. Neler oluyor böyle?
Uçağa gitmeyi düşünüyorum ama galiba herkes orada.
Çadırımız çöktü. Eve gitmek istiyorum.
Bari 250 bin dolar devam etmelerine değecek bir para olsun.
Rezalet. Delireceğim.
İşler zorlaşınca hep şunu düşünüyorum: "MrBeast videosundasın ve büyük para için yarışıyorsun. Onun için kalmalısın."
Tamamdır. Artık yağmur sesi gelmiyor. Sıcaklık bir anda acayip düştü. Hava buz kesti. Çıkıp herkes ne durumda bir bakalım.
Dün gece buradaki en soğuk gecemizdi. Yapraklardaki, para kutusundaki ve ağaçlardaki kırağıdan da belli. Donduk.
Buz gibiydi. Beni kurtarın.
Dışarıda donmuş bir uçak koltuğu göreceğiniz aklınıza gelir miydi? Çok acayip.
Perişan hâldeyim. Açlıktan ölüyorum. Bir geceyi daha böyle geçiremem. Neyse ki biz donuyorsak kırmızı takım da donuyordur.
Burayı resmen sel götürmüş. Şurası ateş çukurumuzdu. Dün hava çok sıcaktı. Neler oluyor böyle?
Yağmur, bu yarışmayı dayanılmaz derecede zorlaştırdı.
Özgürüm!
Ve kırmızı takımdan altı kişi...
MrBeast, bir daha asla kampa gitmiyoruz.
Mavi takımdan da iki kişi...
Sakın kaybetmeyin.
Eve döndü.
Bari fırtına konserveleri yememeleri için yeterli bahane olsun.
Bugün ödül günü, umarım 50 kutuyla biz kazanırız. Bu etabı kazanıp kazanmadığımızı öğrenmek için akşamı sabırla bekliyoruz. O yemeği yemek istemeyen bir kişi bile yok.
Bugün programda ne var çocuklar? Çömlek yapabiliriz.
Kazanamazsak, kırmızı takım için pek iyi bir gün olmayacak.
Çuval güvende.
Merhaba arkadaşlar. Pek kimse kalmamış burada! Açılmamış konserveleri alayım.
Söz verdiğimiz gibi.
Konserveler için teşekkürler. İşte telsiz. Diğer konserveleri alınca sonucu söylerim.
Şimdi de profesyonellere bakalım. Hadi.
Hâlâ yer altında mı? Evet. Tamamdır.
Patrick, yardım eder misin? Çok güçlüsün de. Evet. Al bakalım.
Mavi takım, kırmızı takıma bir şey söyleyecek misiniz?
Tamamdır. Kaç konserve yediniz?
Çok mu merak ediyorsun? Evet. Bir şey yaptıklarını sanıyorlar. Evet. Tam da bu yüzden sordum mavi takım.
Sesin biraz aç ve huysuz geliyor.
Evet!
Kırmızı ve mavi takım. 50 kutu yarışının sonuçları belli oldu. Önümde iki ayrı çuval duruyor. Önce mavi tarafın sonuçlarını açıklayalım diye düşünüyorum. Mavi takım bana tam tamına...
Açlık beni bitirdi. O konserveler nasıldır acaba? Orada bir yerde 50 tane konserve var. Delireceğim.
50 kutu yemek verdi.
Evet! Harika!
İkisini düşürdüm ama 50.
Ve kırmızı takım, yani amatörler... Onlar da 50 kutuyu iade etti. Yani iki taraf da ödül kazanamıyor.
Çok şaşırdık!
Fişek. Fişek. Hayır, cidden fişek.
Mavi takım iyi görünüyor. Kırmızı takımsa sonuca acayip öfkelenmiş gibi duruyor.
Hadi canım!
Ben sonuçları açıklar açıklamaz üç kişi birden pes etti.
Güzel tecrübeydi.
Dağılıyorlar. Oraya gitmeliyim. Az önce ne oldu öyle? Yakıyor musun?
Ana yüreğim gitmemi söylüyor.
Tam beş kişi. Sonuçta hiç yemek yiyemediniz. Yemediğiniz için pişman mısın? Evet.
Bu sonuç resmen içime oturdu. Mavi takımda moraller bir anda çöktü. Bu gece epey fişek görebiliriz.
Hepinizi ayrı ayrı çok seviyorum ama eve döneceğim.
Durum tatsızlaşmaya başladı.
Bugün mavi tarafın morali epey bozuk. Dün gece üç kişi kaybettik. Uykusuzluk insanı mahvediyor. Açlık da mahvediyor. Yemek konusuyla başımız belada sayılır. İlelebet aç kalacağım galiba.
Seth kampı neşelendirmeye çalışsa da herkesin keyfi yerinde değildi.
Cidden, bunu dinlemektense bir tarafıma tekme yemeyi tercih ederim.
Burada haftalarca kalabiliriz. Dönmem gereken bir eşim ve kızım var.
Patrick ve Malik şu an acayip sarılıyorlar ve umarım yine aralarında gitmekle ilgili bir konuşma geçmiyordur.
Hepinizi özleyeceğim.
Abi.
Millet, ben bugün gidiyorum.
Takıma kattığın değerin farkında mısın? Evet.
Herkese doğaya dayanıklı barınak yapmayı öğrettim. Başarılı olmanız için çok uğraştım. Bence maviler kazanacak. İşimden bu kadar ayrı kalabilirim. Gitmekten zevk almıyorum ama işimi de düşünmeliyim.
Seni seviyoruz Seth. Seni seviyoruz Seth. Hayatta kalma konusunda ustasın.
Seth az önce fişeği yaktı. Herkese çok şey öğretti. Çoğu kişi bunu konuşmak istemiyor ama olan oldu. Ve birçok kişinin gitmesi gerekiyor.
Diğer tarafta olanları bilmediğimiz için işimiz zor. Her gün kilo verdiğimi hissediyorum ve vücudum pes etmeden önce verecek pek kilom kalmadı. Sadece elimizdeki pirince güvenemeyiz, bu yüzden şansımızı zorluyoruz.
Fiziksel olarak canım yanmaya başladı, kalçam ağrıyor. Hastayım.
Gitmeye hazır mısın? Hazırım.
Huzur içinde yat Mymona. Hep kalbimizdesin.
Ölmedi be. Onun fasulye payını ben alırım.
Daha fazla kişinin elenmesi iyi oldu. Gelsin paralar.
Biri gittiğinde... Ödül daha da büyüyor.
Sayıları azaldıkça kırmızı takım daha fazla sorumluluk almak zorunda kaldı.
Grubumuzun kanıtlaması gereken bir şey var. Bence öne çıkacaklar.
Şefimiz Brittany gittiğinden beri rolün yarısını ben üstleniyorum. Kızlar frenk soğanı ve havuç doğradı, bence güzel oldu. Yani idare edebiliriz. Hallederiz. Yapabileceğimi düşündüğümden çok daha fazlasını yapabileceğimi kanıtlamış oldum.
Bugün doğum günüm olduğu için abone olan rastgele kişilere ne isterlerse alıyorum. Bir araba, hayalindeki tatil, kiranı ödemek bile olabilir. Sadece abone ol tuşuna bas ve isteğini yorumlara yaz. Önümüzdeki 30 gün içinde rastgele birilerini seçeceğim. Bol şans!
Büyük bir fırtına geliyor ve bu gece birçok kişi elenebilir.
Burası "Airbn-Beast". Burası giriş. Rüzgârı kesiyor.
Yağmur şiddetleniyor. Sizce yağmur geçirmez mi? Bence yağmura dayanıklı oldu.
Yağmur geliyor diye kapıyı sağlamlaştırıyorum. Boşlukları doldurmak için bu bitkilere ihtiyacım var.
Ama ben gittikten hemen sonra saatler boyunca bardaktan boşalırcasına yağmur yağdı.
Yaklaşık 5 saattir durmayan yağmurla uğraşıyoruz. Herkesin ayakkabısı, çorabı, kıyafetleri sırılsıklam. Yatmayı planladığımız yer bile sırılsıklam.
Kulübemin içine de su girmiş. Pek su geçirmez gibi durmuyor.
Brandanın altına sığınmaya geldim. Brandanın altına sadece fasulye ve pirinç sığıyor. Yani kimsenin burada durmasına... Burası resmen tek barınağımız. Tamam, sorun yok.
Eldeki tek brandayı aldılar ve kimsenin kullanmasına izin vermiyorlar. Sahip olduğumuz tek branda bu. Altında bile duramaz mıyım? Bu hiç doğru değil.
O brandanın oraya koyulmasının sebebi... Ortak barınak olarak. Hayır, fasulye ve pirinç kuru kalsın diye. Ama orası ortak barınaktı.
Bak, beni iyi dinle. İçeriyi boşaltıp insanları sığdırmaya çalışıyorlar. Tek amaçları şu an bu. Ama orası ortak barınaktı.
Sanırım hepimizin sabrı tükeniyor. Kampımız sırılsıklam oldu. Bu iş yakında bitmeli. Umarım kırmızı takım da benzer şeyler yaşıyordur.
Suyumu tazeledim. Şimdi çadırımda kitap okuyup kestireceğim. Bunlar bizim için en kolay günler. Çerezlik günler.
Kırmızı takım yağmurun dinmesini keyifle beklerken 14’üncü gün görevim kimin üstün geleceğini belirleyebilir.
Etrafımda toplanın! Kutuların etrafına gelin. Mavi takım, nasılız? Evet. Tamam.
Bu kutular birbirinin aynısı ve her iki takımın önündeler. Kutuları tek tek açacağız ve içinden hayati bir malzeme çıkacak. İki takım da reddederse bir sonraki kutuya geçilecek. Ve butona ilk basan takım, malzemeyi kapar. Bu kutuyu siz alırsanız diğer taraf hiçbir şey alamaz. Anlaşıldı mı? Evet.
Majd, Tareq, ilk kutuyu açın! Bir numaralı kutu. Balıkçılık ekipmanı.
O nehirde hiç balık yok. Balık tutamayız. Son derece gereksiz. Pas mı geçiyoruz? Elbette.
Butona basan yok mu? O butona basanı fena yaparım! Emin misiniz? Evet. İlk kutuya hayır dediniz.
Tareq, ikinci kutuyu aç. Döküm tencere ve tavalar. Döküm tencerede yemek. Şef, ne diyorsun? Diğer her şeye var. Sırf onlar alamasın diye bassak mı?
Hatırlatayım, diğer takım alırsa siz bir şey alamazsınız. İki takım da her kutuyu reddederse, herkes her şeye sahip olur.
Hepsini alabiliriz. Basmayın. Beş kutuyu birden alabiliriz. Ama onlar da alır. Evet mi, hayır mı? Hayır. Hayır mı?
İkinci kutuyu da pas geçtiler. Aptalcaydı. Bunlara ihtiyacımız yok ki.
Üçüncü kutuyu açın. Feastables fıstık ezmeli çikolata. Şu Feastables'lara bakın! Şuna bak ya! Bu işkence! Resmen zalimlik bu.
Fıstık ezmeli mi? Hayır. Fıstık ezmesi. Sütlü çikolata. Şu an resmen ağzım sulanıyor.
Diğer takım basabilir. Sakın basma Carlos. İndir o elini hemen. Lütfen basın artık. Hayır diyorum.
Üç. İki. Bir. Gitti bile. Kapatın kutuyu. Bu gerçekten zordu.
Dördüncü kutuyu açın. İnşaat malzemeleri. Hayır. Daha fazla barınak yapabilirsiniz. Yaptık zaten. Bunu pas geçmek kolay.
Şu ana kadar her iki takım da her kutuyu pas geçti. Bir sonraki kutuyu iyi düşünün. İki taraf da butona basmazsa her şeyi alırsınız. Ama rakibiniz son kutuda butona basarsa siz bir şey alamazsınız.
Basacaklarını sanmam. Basarlar. Basarlar mı? Evet. Neden? Basmazlarsa yine eşitleniriz. Doğru. Neden daha az eşyası olan birinin her şeyi almasını sağlasınlar ki? Bence stratejileri ihtiyaç duyabilecekleri bir şeyi bize vermemek.
Bir soru. Siz basacak mısınız? Hayır. İçini görmek lazım. Evet ama her türlü ikimiz de alacağız.
Rakip, almamızı istemiyor. O yüzden son butona basarlar. Bence de. Almayalım diye basarlar. Sorun değil çünkü bir şeye ihtiyacımız yok. Kazanmaları bizim için daha kötü olur. Onun için bir sonraki kutuda butona basmalıyız.
Majd, Tareq, son kutuyu açın. Tüm takım için et, atıştırmalıklar ve baharatlar. Yok artık be!
Butona basıyorum. Bekle, dur. Hayır! Hayır! Basmıyor musunuz?
Ne... Bastı mı? Bastın mı? Hemen bastı. Mavi takım butona bastı. Ne? Mavi takım hemen bastı. Bir dakika, ne? Hadi be! Mavi takım butona bastı ve siz bir şey alamadınız.
Kimseye basmak yemedi mi? Çünkü önce konuşmalıydık. Hayır dediniz. “Basmayın” dediniz! Artık burada olmak istemiyorum.
Patrick'in hızlı düşünmesi mavi takıma avantaj sağlasa da diğerlerinin görüşlerinin hiçe sayılması anında bir çatlak yarattı.
Hiç dinlemiyorsun, değil mi? Ben vejetaryenim! Bana ne?
İster etabı kaybetmenin hayal kırıklığı olsun...
Kaybetmek çok kötü. Butona basmadık.
İster seslerinin duyulmaması yüzünden.
Benden fazlasını kaybediyorsun. O zaman defol git!
Hem kırmızı... hem de mavi takım birçok oyuncu kaybetti. Ama kalan maviler için bu, rakiplerine karşı ilk kez kaynak avantajı sağlamak demekti.
Yaşasın! Mavi takım!
Böylece iki haftadan fazla süredir ilk kez mavi takım bir ödülün tadına vardı.
Kim etini hemen pişirmek ister? Etler harika görünüyor. Noel'den bile iyi! Şükran Günü'nden güzel. Nefis.
Protein aldığımız için enerjim var. Her şey lehimize ilerliyor.
Ama kırmızı takımda işler o kadar iyi gitmiyordu.
O tencereleri istiyordum! Tencere iyi olurdu. Isaiah, bana güven, demiştim. Sırf o tavalar için butona basmak istemediler diye yemeğimizin içinden siyah şeyler çıkıyor. Bıktım artık. Çok kızgınım.
Ama et bitince mavi takım yeni bir sorunla karşılaştı.
Mesela para! İnsan canlısı biri değilim. Daha fazla para istiyoruz! O kadar çok kişi gitti ki ödül gerçekten çok büyük.
Daha fazla kişi ayrıldıkça kazandıkları takdirde 250 bin dolardan alacakları pay da artıyor. Kaç kişi kaldığını bilmediğiniz için miktarı siz de bilemiyorsunuz. Ama inanın bana, miktar ciddileşmeye başladı. Binlerce dolar.
Trinh de alacağı payı artırmak için bir plan yaptı.
Günün birinde buradan kurtulacak mıyız?
Trinh gerçekten sinirlerimi bozmaya başladı.
Nihayet MrBeast videosundayım!
Nihayet MrBeast videosundayım!
Bence artık işin en zor tarafı hayatta kalma kısmı değil.
Brandayı aldığın için bencilsin!
Ben almadım, Sonny mi aldı?
O zaman brandayı alalım da herkesin...
Başkasının yaptığı ve içine taşındığımız barınağı mı yıkacaksın? Saçma.
Bana bencil demene inanamıyorum bile. Sözümü kesmeye devam et sen.
Kariyerim iyi enerji ve pozitiflik üzerine kurulu. Kötü günlere inanmam. Moral için arkadaşlarımı güldürüp taklalar atarım. Kazanmak için çabaladım.
Benim hatam.
Birinin fişek yaktığını düşündük çünkü çığlık ve ardından alkış sesi duyduk.
Çığlıklar ve alkışlar karıştı. Kesin biri fişek yaktı.
Ekipleri muhtemelen dağılmak üzere, özellikle de o eti yiyip bitirdikten sonra. Kesinlikle kazanabiliriz.
17. gün.
Tatlı patates istiyorum.
Sen öğle yemeği yedin, başka kimse yemedi.
Acıkırsam yerim. Sana hesap verecek değilim. Kimseye hesap vermem!
Bu kız da hiç takım oyuncusu değil.
Şu son numaranız ve yarattığınız gerginlik tam oldu. Sayenizde gönül rahatlığıyla gidebiliriz.
Onu sevmemiştim zaten.
Ama kırmızı takım birbirini gerçekten seviyordu.
Birlikte çalışırsak hâlâ kazanabiliriz! Mavi takımı yenebiliriz bence!
Teşekkürler. Rica ederim.
Hadi canım! Hayır! Ağlayacağım.
Takım çalışması ve özveri şart. Herkes savaşmaya hazır. Kazanmak için hâlâ buradayız. Ekibimiz çok güçlü.
Ama mavi takım aynı hisleri paylaşmıyordu.
Patrick'i kaybettik ve dağılmaya devam edersek olan olur.
Oy birliğiyle pirinç yeme kararı aldık.
Ben onu duymadım.
Daha dün pirinç mevzusunu konuştuk ama.
Ne duydum ne de katıldım.
Kazanıp gitmek istiyorum ama şu an içimde büyük bir hayal kırıklığı var. Bu gerçekten fena ve kimseye kızmak istemiyorum.
Çok üzgünüm Joel.
Gittiklerine gerçekten sevindim.
Duydun mu? Mavi takımın sevinç seslerini duydum sanırım.
Evet. Sanki sayıları azdı.
Ben de tam o an duydum. Galiba iki fişek yakıldı.
Sanki ömür boyu burada tıkılı kaldık.
Kalmadık, fişekler var ama o zaman da kaybederiz ve ben kaybetmem. Bunu kazanacağız. Nasıl veya ne zaman bilmiyorum. Ama biz kazanacağız.
Sayımız azaldıkça kazanma şansımız düşüyor. Kalmak zorlaşıyor. Kolaylaşır diye düşünmeye başlamıştım ama hayır.
Mavi takım dağılırken kırmızı takım çok güzel kenetlendi. Sadece hayatta kalmıyor, tadını çıkarıyorlardı.
Dinlenme vakti çocuklar. Nehir kıyısında vakit geçirelim.
Kötü şeylerin içinde iyi bir yan bulmak şart.
Aşırı yapmacıksın, inanılmaz sahtesin. Gerçekten berbatsın, şaka gibi.
Konuşabilir miyim?
Tadı tuzu olmayan yemekler yapmak dışında hiçbir katkın yok. Açıkçası yemeklerin berbat. Üzgünüm ama söylemeliydim.
İyi misin? Hayır. Biraz yürümek ister misin? Evet.
Resmen zorbalık yapıyorlar.
Bir şey mi tuttu o? Yaşasın! Evet! Bayağı büyük görünüyor! Aferin!
Pardon.
Takım olarak temizledik. Şimdi de pişiriyoruz. Yaşasın!
Resmen zorbalık yapıyorlar. Kötü kızlar işte.
Bugün gitmek istiyorum. MrBeast yarışmasını kazanamadım ama elimden geleni yaptım.
İyi dayandın.
Çatal isteyen? Çok güzel. Tadı harika! Sahi mi? Evet.
Bir şey senin için doğruysa huzur bulursun. Ama artık burada huzur bulamıyorum.
Çıkarın beni buradan!
Doğada tek başına hayatta kalma eğitimine sahip olmak grup olarak hayatta kalınabileceği anlamına gelmez.
Tam tamına beş gündür üst üste tek bir fişek bile yakılmadı.
Amelia gitti ve bence Trinh çok bencil biri. Kırmızı takım bizi bir kişiyle yenerse ve sen burada sevinirsen giden senin paran olacak.
Sayımız çok azaldı. Bir ara burada 50 hayatta kalma uzmanı vardı. Umarım yarın görev günüdür ya da tahliye günü olur. Bir şey olması lazım.
Ormanda üç hafta, bakalım ne durumdalar. Selam, kırmızı takım! Neler oluyor burada?
Selam millet! Görev ister misiniz? Evet!
Amatörler, sizce bu niye bende?
Kurtarma ekibi orada mı?
Bu kırmızı takımın kamp haritası. Ve bu da işaret fişeği. Bu işaret fişeğini onların kampında nereye saklayacağımızı belirleyeceksiniz.
İşaret fişeği tabancasını ilk bulan taraf onu ateşleyerek videonun bittiğini duyuracak. Oyunu bugün bitirebilirsiniz. Beş gün sonra, 10 gün sonra, ne zaman isterseniz. Ve diğer takım hiçbir şey yapamayacak.
Tüylerim ürperdi.
Fişeği ateşlerseniz de kaybedebilirsiniz. Bunu da unutmayın.
Ya iki hafta tutarlarsa? Kafayı yemişler demektir.
Sınır boyunca yürürler. Bence de. Buraya getiririz. Biraz uğraşsınlar da kalori yaksınlar o hâlde. Kesinlikle uzak bir yer olmalı.
İnanmıyorum! Amanın.
Hedef burası.
Evet, iyi mi? Başlıyoruz. İşte bu.
İşaretledikleri yer burası. İşaret fişeği burada. Bakalım ilk kim bulacak.
İşaret fişeğini ilk bulan takım bu videonun biteceği zamanı belirler.
Hazır mısınız? Evet! Evet!
Üç! İki! Bir! Göz bağlarını çıkarın, bol şans! Başlıyoruz! Gidin ve bulun!
Şaka gibi ya!
Planınız ne amatörler? Plan nedir?
Göremiyorum ki!
Hey, plan ne?
Her yeri bölümlere ayırdık.
Nereye gideceğinizi konuştunuz mu?
Ben en arkadaki ormana gidiyorum.
Çocuklar bekleyin! Nereye gidiyoruz?
Gözleriniz bağlıyken plan yapmadınız mı?
Gözleriniz bağlıyken plan yapmadınız mı? Tam bir kaos! Dur! Kırmızılar karıştı. Hepsinin planı var. Fişeği bulan kişi olmaya kararlılar.
En uzak köşe bende. Rıhtıma git, diğer taraf bende. Gidin ve fişeği bulun!
Su almam lazım. Ya o arada maviler bulursa?
Ağırdan alıyor, sorun değil. Mavi takım daha yaklaşmamıştır.
Şu an sınıra çok yakınım. Sınırın altındayım. Tamam, ben de burada fişeği arıyorum. Onu bulacağım. Kesin bulacağım. Hadi be.
Ormanın derinliklerindeyiz! Ekip arkadaşını buldu. Kimse arka köşeye girmedi. Sağ tarafa gittiler. Sen oradaysan bu taraf bende.
Ben de rıhtıma doğru ineceğim. Her taraf buradan görünüyor. Etrafı taraman lazım. İçeri doğru bakabilirim. Bu fişeği gerçekten bulmak istiyorum. Hepimiz fişek tabancasını bulmaya odaklandık.
Yanımda kameraman yok, belki de bu doğru yerde olmadığımın işaretidir. Ama umarım fişeği ilk biz buluruz.
Aşağıdaki alanı tamamen görebiliyorum ama fişek yok. Burada da görmüyorum. Bir şey var mı? Hayır. Burada yok. Burada da yok. Git bir bak.
Galiba gördüm! Dalga geçme. Şaka. Hadi be. Her yere baktım. Ama yok. Olsa görürdük.
Dur. O da ne?
Biri fişeği buldu. Buldunuz mu? Korna çalıyor. Biz bulduk galiba. Umarım biz bulmuşuzdur.
Bu yarışmacılar son 20 günü ormanda arkadaşlarını kaybederek geçirdiler. Çıkarın beni. Gitmekten keyif almıyorum. İttifaklar sınırlarını zorladı. Gök mü gürledi? Yağmur başlıyor. Hepsi bu an içindi.
Buldum! Fişeği buldum! Buldum! Ben Taylor, buldum onu. Buldum! Evet! Buldum.
İlk onlar buldu. Sizce amatörlerden kaç kişi kalmıştır? Dokuz! Sekiz! Umarım "bu iş tamam" diye düşünüyorlardır. Umarım fişeği ateşlerler ve bizde daha çok kişi vardır.
Daha kalabalık olabilirler mi? Belki ama pek sanmıyoruz. Yarına kadar bekleseniz? Yirmi gün bekledik zaten! Evet. Ateşle şunu!
Yirmi günün ardından her şey bu ana bağlı. En çok yarışmacısı kalan taraf parayı alır. Üç! İki! Bir! Göz bağlarını çıkarın!
Çok doğru. Mavi takımdan 11, kırmızı takımdansa sadece 9 kişi kaldı. Mavi takım, tam 250 bin dolar kazandınız! İnanılmaz, resmen çıldırıyorlar! Duygusal bir an.
Ne diyebilirim ki? Onlar bu işte uzman. Bu kadarı için gururluyum.
Burada vakit geçirdiğiniz için her birinize 4’er bin dolar veriyoruz. Eve eli boş dönmüyorlar. Her biri eve 22 bin dolarla dönüyor!
İster yeteneğiniz olsun ister kaynağınız, sonuçta en önemlisi birlikte çalışmak! İzlediğiniz için teşekkürler.
Makale yayınlanma tarihi
