Eski Sevgiliye 30 Gün Zincirli Kalmak: 250 Bin Dolarlık Ödül, Kısalan Zincir ve Son Dakikadaki İhanet İhtimali
MrBeast ミスタービーストVideonun kurgusu basit ama acımasız. Dört yıl birlikte olup üç yıl önce ayrılan Josh ve Suzie, göz bağları çıkarıldığında karşılarında birbirlerini buluyor. Jimmy'nin teklifi şu: Otuz gün boyunca birbirlerine zincirli kalırlarsa 250 bin dolar kazanacaklar. Kelepçeyi çıkaran ya da kırmızı çizgiyi geçen olursa yarışma anında bitiyor ve kimse bir şey kazanamıyor. Ayrılık hâlâ taze: Suzie'nin anlatımına göre ayrılığı başlatan kendisi, Josh ise hâlâ kızgın. Video boyunca asıl soru, zincir kısaldıkça bu iki kişinin birbirinden tamamen mi kopacağı yoksa yeniden mi yakınlaşacağı.
İlk günler: Aynı odada ayrı hayatlar
Çiftin otuz gün kalacağı alanda mutfak, spor aletleri, ayrı yataklar ve üzerinde soru işareti olan kapalı bir kapı var. Kelepçeli oldukları için tuvalet ve duş en büyük sorun gibi görünüyor, ancak kelepçenin zincir üzerinde kaydırılabildiği gösterilince bu engel kısmen aşılıyor. Kelepçeyi bir an bile çıkarmak videonun sonu demek.
Anlatıcı, Suzie'nin daha önce benzer bir yarışmada bir yabancıyla aynı odada yüz gün geçirdiğini hatırlatıyor; bu kez fark, kapana kısıldığı kişiyi fazlasıyla iyi tanıması. İlk günlerin havası soğuk: Birlikte yemek yiyip yemeyecekleri bile belirsiz. Suzie, Josh duştayken kameraya yarışmanın kendisini gerdiğini, dört yıl birlikte olup üç yıldır ayrı olduktan sonra şimdi bir kutuda zincirli olduklarını ve bir noktada birinin konuşmaya başlaması gerektiğini söylüyor.
Başlangıçta zincir 20 metre. Anlatıcıya göre bu uzunlukta birbirlerinden bağımsız yaşayabiliyorlar ve tam olarak bunu seçiyorlar. Josh ise Suzie'ye "biraz sert davrandığını", çünkü onu terk edenin Suzie olduğunu kabul ediyor; sorunları konuşmaları gerektiğini ama önce ortama alışmak istediğini söylüyor.
Beşinci gün: Para karşılığında daha kısa zincir
Beşinci gün ilk teklif geliyor. Zincir her durumda kısalacak; seçenekler ya 15 metrelik zincir ya da 10 metrelik zincir artı ödül havuzuna 25 bin dolar. Suzie önce 10 metrenin çok kısa olduğunu düşünüyor, Josh ise dört yıl "bedavaya" yanında durduğunu, şimdi biraz daha yakın durabileceğini söyleyerek ek parayı değerli buluyor. İkisi de kabul ediyor ve zincir yarıya iniyor.
Etkisi yirmi dört saat dolmadan hissediliyor. Suzie, Josh duş alırken masada oturmak zorunda kaldığını, zincir yetişmediği için yatağa gidemediğini anlatıyor; sabah dörtte Josh'un tuvalet için onu uyandırdığını söylüyor. Kişisel alan daraldıkça sürtüşmeler artıyor.
İlk büyük kavga: "Sen yıldızsın, ben dekorum"
Bu dönemde bir sabah Josh'un kamera önünde yaptığı bir yorum bütün günlük bir tartışmaya dönüşüyor. Suzie'ye göre sorun yorumun kendisi değil, Josh'un onunla dalga geçmesi ve başkalarının da ona gülmesini istemesi. Suzie, bu kadar insan izlerken birini küçük düşürmenin utanç verici olduğunu, Josh'un saygısızlık meselesini şakaya çevirdiğini söylüyor. Josh ise Suzie'nin olayı büyüttüğünü, bunun sadece bir yorum olduğunu savunuyor. Suzie'nin "Sen yıldızsın, ben dekorum" sözüne Josh, ikisinin eşit olduğunu söyleyerek karşılık veriyor.
Suzie bu noktada yarışmanın hiç tanımadığı biriyle çok daha kolay olacağını düşündüğünü, sonunda Josh'a karşı ne hissedeceğini bilmediğini söylüyor. Sonunda Josh özür diliyor ve dünü dünde bırakmayı öneriyor. İkisi de otuz günü tamamlamak istediklerinde uzlaşıyor; Josh o an amaçlarını "hayatta kalıp parayı kazanıp sonra bir daha konuşmamak" olarak tanımlıyor. "Yeni bir başlangıç" teklifini Suzie kabul ediyor.
Onuncu gün: 6 metre ve yeniden düzenlenen ev
Onuncu gün zincir ücretsiz olarak 6 metreye iniyor. Ancak Jimmy, önceki kısaltmada kişisel alan sorunları yaşandığını ve ileride zinciri kısaltarak çok daha fazla para kazanma fırsatları geleceğini gerekçe göstererek, yalnızca bu seferlik mobilyaların sökülüp yeniden yerleştirilmesine izin veriyor. Bir ekip yardımıyla Suzie ve Josh eşyaları birbirine yakın olacak şekilde, özellikle banyo ve yataklar etrafında yeniden düzenliyor; bu düzen kalan yirmi gün boyunca sabit kalacak.
Anlatıcıya göre eşyaları taşımak ikisinin de moralini düzeltiyor. Kavgalar sürse de zincir onları birbirine yaklaştırıyor ve yeniden arkadaş oluyorlar. Sıkıldıkları bir gün yedikleri Lunchly kutularıyla duvara kalp yapıyorlar; birinin günlük yazmak, diğerinin koşu bandında yürümek istediği anlarda Josh yatağı koşu bandının yanına taşıyarak uzlaşıyor. İkisi de kurtulmak için iş birliği yapmaları gerektiği konusunda hemfikir.
Ayrılığın asıl hikâyesi
Aralar düzelmişken Josh ilişkinin neden bittiğini konuşmak istiyor. Suzie'nin anlatımına göre kötü ayrılmamışlar; ama sürekli tekrar eden bir sorun varmış: Her istediğini Josh'a durmadan anlatmak zorundaymış gibi hissediyormuş. Yeniden bir şey denemeleri için öncekinden çok farklı olacağını hissetmesi gerektiğini söylüyor.
Ayrılıktan sonrasını da konuşuyorlar. Suzie yalnızlıktan ve ağlamaktan gözlerinin şiştiğini anlatıyor. Josh da ağladığını, Suzie'yi takip etmese de Instagram hesabına her hafta bakmaya devam ettiğini, uzun süre parçası olduğu bir hayatı dışarıdan izlemenin çok garip geldiğini söylüyor. Ardından ayrıldıklarında hâlâ Suzie'ye aşık olduğunu, ayrılmayı hiç istemediğini ve onu sevmeyi tamamen bırakmadığını itiraf ediyor. Suzie, yarışmanın Josh'u bambaşka bir şekilde görme şansı verdiğini söylüyor; ama odada olan bitenin gerçek hayatın iyi bir yansıması olmadığı çekincesini de ekliyor.
On beşinci gün: Açık hava karşılığında 3 metre
Yakınlaşma sürerken dış dünyadan kopukluk Josh'u zorlamaya başlıyor. Josh, burada olmak için dışarıdaki hayatından vazgeçtiğini, iki haftadır dışarı çıkmadığını ve mental olarak iyi hissetmediğini söylüyor.
On beşinci gün bunu hedef alan bir teklif geliyor: Bahçenin tamamına istedikleri zaman erişip alanlarını ikiye katlayabilirler, ama bunun için zincir 3 metreye inecek. Josh dışarıyı çok özlediğini, belki gün batımı ya da gün doğumu görebileceklerini söylüyor. Suzie ise sırf dışarı çıkmak için zinciri yarıya indirmeye değmeyeceğini, güneş görmemeyi kolayca tolere edebileceklerini düşünüyor. Josh fırsatı kaçırmaktan korksa da 15 gün boyunca 3 metrelik zincirin ne kadar hareket alanı bırakacağından emin değil. Sonunda teklifi reddediyorlar ve on saniye içinde içeri dönüyorlar.
Ret Josh'u gerçekten yıpratıyor. Ertesi gün gizemli kapının açılmasını beklediğini ama hiçbir şey olmadığını, bunun hayatının en uzun ayı olması gerektiğini söylüyor; eve gitmek istediğini, delirecek gibi hissettiğini dile getiriyor.
Kalp şeklinde kahvaltı ve "Erkekler için kadın rehberi"
Suzie, morali bozuk olan Josh'a ertesi sabah pastırma ve yumurtayla kalp şeklinde kahvaltı hazırlıyor. Josh bu jestin ne anlama geldiğini merak ediyor ve anlatıcının deyişiyle "dünyada en nefret ettiği şeyi" yapıp bir kitap okumaya başlıyor: "Erkekler için kadın rehberi". Kitapta, biri sizden hoşlanıyorsa doğrudan göz teması kurduğu, gülümsediği ve tekrar tekrar size baktığı yazıyor. Josh'un çıkardığı sonuç, Suzie'nin ondan hoşlandığı.
Bu sırada Suzie'nin hâlâ Josh'un verdiği bir yüzüğü ara sıra taktığı ortaya çıkıyor. Josh da ilişkiden kalan hiçbir şeyi atamadığını söylüyor, ama bir şeyi satmak zorunda kaldığını ekliyor ve bunu yarışmadan çıkmadan önceki gece anlatacağını söylüyor. Suzie bu sırrı öğrenmek için yarışmanın sonuna kadar kalacağını söylüyor.
Yirminci gün: Gizemli kapı ve beş teklif
Yirminci gün Jimmy gizemli kapıyı açmanın beş yolunu sunuyor. Teklifler sırayla açılıyor; birine evet dendiğinde kapının arkasındakini alıyorlar, hayır denirse bir sonraki açılıyor. Risk, masadaki en iyi fırsatı reddetmiş olmak.
Birinci teklif 50 bin dolar ödemek; hayır diyorlar. İkincisi ödül havuzundan 100 bin dolar düşülmesi; son tabağın daha iyi olabileceği düşüncesiyle bunu da reddediyorlar. Üçüncüsü ise ödülden 25 bin dolar eksilmesi ve zincirin 1,5 metreye inmesi. Burada Jimmy, Suzie'ye önceki bir videoda içinde 50 bin dolar ve en sevdiği araba olan bir Tesla bulunan gizemli kutuyu reddedip yıkıldığını hatırlatıyor. Suzie daha önce, kapının ardında Tesla varsa sırf telafi olsun diye almaları gerektiğini söylemişti. Sonunda kabul ediyorlar.
Reddedilen seçenekler sonradan açıklanıyor: Dördüncüsü zincir değişmeden 25 bin dolar eksilmesi, beşincisi tamamen ücretsizdi. Yani üçüncü teklifi kabul ederek daha kötü bir anlaşma yapmış oluyorlar. Kapının arkasından ise ikisi için de birer yeni Tesla çıkıyor. Suzie bunun sadece bir araba olduğunu bildiğini ama inanılmaz minnettar olduğunu söylüyor; anlatıcı bunu Suzie için bir "telafi hikâyesi" olarak sunuyor.
Bir buçuk metrenin bedeli
Zincirin 1,5 metreye inmesi günlük hayatı çok zorlaştırıyor. Josh ellerini bile yıkayamadığını, zincirin aynı anda iki farklı şey yapmalarına izin vermediğini söylüyor; Suzie de zincirin duşa bile yetişmediğinden yakınıyor.
Josh banyoda beklerken yine kitaba dönüyor ve davranışlarını buna göre değiştiriyor: Sandalye çekmek, kapı açmak, sohbeti Suzie'nin etrafında kurmak, açık uçlu sorular sormak. Ancak Josh'a göre asıl önemli bölüm, özel hissettiren randevular planlamakla ilgili son bölüm. Josh, ilişkiyi bu yüzden batırdığını söylüyor: Suzie en ufak beklentisini bile açıkça söylemek zorunda kalıyormuş, üç aydır randevuya çıkmamışlarmış; Josh onu özel hissettirecek randevular planlamayı bırakmış ve ne istediğine dikkat etmemiş.
Josh yapımcıyla gizlice konuşunca ekip bir randevu hazırlıyor. Mumlu masada Suzie, ilkinin bitiş şekli yüzünden yeniden duygusal olarak yakınlaşmanın korkutucu geldiğini ama bunun doğru yönde bir adım olduğunu söylüyor. Josh, buradan çıkınca gerçek bir randevuya çıkmayı öneriyor; Suzie kabul ediyor. İkisi de bunu yarışmadaki en keyifli günlerden biri olarak anlatıyor.
Yirmi beşinci gün: Anahtarlar ve oyunun değişmesi
Yirmi beşinci gün Jimmy videoyu "baştan sona değiştirecek" bir kural getiriyor. İkisine de kelepçelerinin anahtarını veriyor. O ana kadar kelepçeyi çıkarmak ikisinin de kaybetmesi demekti; artık ise sona kadar herhangi bir anda kelepçesini çıkaran kişi 250 bin doların tamamını ve iki Tesla'yı alacak, diğerine hiçbir şey kalmayacak. Buna ek olarak zincir her gün 30 santim kısalacak. Suzie gerçekten korkmaya başladığını ve sürekli tetikte olacağını söylüyor.
Yalan makinesi
Ardından profesyonel bir yalan makinesi uzmanı geliyor. Sorular ekibin çektiği vlog görüntülerinden hazırlanmış. Önce Josh makineye bağlanıyor. Suzie'nin sadakatinden hiç şüphe edip etmediği sorusuna "hayır" diyor ve bu doğru çıkıyor. Buraya geldiklerinden beri bekâr olmanın daha iyi olacağını düşünüp düşünmediği sorusuna da "hayır" diyor; uzman grafikte "Everest Dağı" çıktığını söyleyip bunu yalan olarak değerlendiriyor. 250 bin doların tamamını alıp gitmek isteyip istemediği sorusunda ise Josh önce "hiç sanmıyorum" diyor, uzman bir tepki gördüğünü söyleyince net bir "hayır" veriyor. Uzman bunun kesinlikle doğru olduğunu söyleyemiyor. Suzie bu cevaplardan sonra biraz korktuğunu itiraf ediyor.
Sonra sorular Suzie'ye yöneltiliyor. Josh'a zarar verecek bir şey gizleyip gizlemediği sorusuna "evet" diyor, doğru çıkıyor; Suzie ayrı oldukları dönemde başka biriyle ne kadar yakınlaştığının Josh'a zarar verebileceğini söylüyor ama bunu o an konuşmak istemiyor. Josh'un onu kısıtladığını düşünüp düşünmediğine "evet", hayalindeki gelecekte Josh'un olup olmadığına da "evet" diyor; ikisi de doğru çıkıyor. Bu çelişki sorulduğunda Suzie, Josh'un ona yeniden biriyle çıkmanın ne demek olduğunu öğretecekmiş gibi hissettiğini söylüyor. Zinciri çıkarıp çıkarmayacağına "hayır", Josh'a karşı sevgisinin bitip bitmediğine de "hayır" diyor; iki cevap da doğru çıkıyor.
Makineden sonra Suzie'yi en çok şaşırtan şey, Josh'un parayı alıp almayacağı sorusuna verdiği cevap oluyor. Josh bunun dürüst bir cevap olduğunu savunuyor ve Suzie'nin zaten daha önce 200 bin dolar kazandığını, kendisinin de burada aynı emeği verdiğini söylüyor. Kameraya ise bütün parayı alarak çıkabileceğini, sonuçta onu terk edenin Suzie olduğunu ve bunun "harika bir intikam hikâyesi" olacağını söylüyor.
Son günler: 1 metreden 30 santime
Yirmi altıncı gün zincir 1 metreye iniyor ve ikisine, diğerinin duymayacağı ses yalıtımlı bir kabin veriliyor. Josh kabinde, Suzie'nin ilişki ve ayrılıkla ilgili bir dargınlığı varsa parayı alacağını söylemesinin bir tür intikam olabileceğini, onun kelepçeyi çıkarma ihtimalini düşündüğünü anlatıyor; Suzie'nin "evet alırım" cevabını çok hızlı verdiğini, sanki daha çok hak ediyormuş gibi davrandığını söylüyor. Suzie ise Josh'un bahsettiği büyük sırrı hâlâ söylemediğine dikkat çekiyor.
Kısa zincir sabırları tüketiyor. Josh, Suzie'nin yavaş olmasının onu deli ettiğini söylüyor; Suzie de Josh'un onu sürekli kendi yapmak istediği aktiviteye sürüklediğinden şikâyet ediyor. Yirmi yedinci gün zincir 90 santime, yirmi sekizinci gün 60 santime iniyor. Suzie, eskiden mutfaktaki ufak bir çarpışmada özür dilediklerini, şimdi ise her küçük çarpışmadan sonra oradan gitmek istediğini söylüyor. Josh'un durduk yere "istediğim zaman çıkabilirim" demesi Suzie'yi endişelendiriyor.
Sır açığa çıkıyor: Yüzük ve motosiklet
Son 24 saate girilirken, zincir 30 santime indirilmeden önce Jimmy, Josh'a sırrını söyleme zamanının gelmiş olabileceğini hatırlatıyor. Josh, birlikte oldukları son sekiz ayda nişan yüzüğü için para biriktirdiğini ve sonunda yüzüğü aldığını anlatıyor. Planı, ailesiyle tatildeyken bir şelalenin altında evlenme teklif etmekmiş; ama bundan önce ayrılmışlar. Ayrılınca yüzüğü satıp bir motosiklet almış.
Suzie, Josh'un kalbinin başından beri doğru yerde olduğunu artık bildiğini ve geleceği yeniden görebildiğini söylüyor. Ama aynı gün Josh kameraya kelepçesini çıkaracağını söylüyor: 250 bin dolar, yarısı olan 125 bine göre hayatını çok daha fazla değiştirir; ayrıldıklarında uzun süre kendini kaybolmuş ve yalnız hissetmiş, bu yüzden parayı Suzie'den almanın haksızlık olmayacağını düşünüyor. Suzie de yalan makinesinde kendisinin "hayır" dediğini ama Josh'tan hiçbir zaman net bir cevap alamadığını, son günlerde onun kelepçeyi çıkaracağından gerçekten korktuğunu söylüyor. O gece Josh, Suzie'ye üç yıl önce ondan ayrıldığını ve üç yıl hiç konuşmadıklarını hatırlatıyor ve şimdi paranın tamamını alıp onunla bir daha hiç konuşmayabileceğini söylüyor.
Son dakikalar
Final anında Jimmy parayı ikiye bölüyor: 125 bin Suzie'nin, 125 bin Josh'un, ta ki biri kelepçesini çıkarana kadar. Yalan makinesi cevaplarını da yeniden hatırlatıyor. Son bir dakikada Josh anahtarı kaldırıp "Al sana intikam" diyor, ama 16 saniye kala emin olup olmadığı sorulunca "Hayır" diyor. Suzie'nin de parayı hak ettiğini, hatta belki tamamını hak ettiğini söylüyor.
Videonun yayımlanacağı güne dair Suzie'ye söylemek istediği son söz sorulduğunda Josh, ayrıldıktan sonra ona olan sevgisinin hiç bitmediğini, bunu gittiği her yere taşıdığını ve kalbinde o kadar çok sevgi kaldığı için hayatına devam edip başka birini sevemediğini söylüyor. Buradan çıkınca gerçek bir randevuya çıkmayı yeniden teklif ediyor; Suzie kabul ediyor. Süre dolduğunda ikisi de kelepçelerinden kurtuluyor ve her biri 125 bin dolar alıyor. Kurgunun Josh'u sürekli "parayı çalabilecek" kişi olarak gösterdiği yarışma, onun kelepçeyi çıkarmamasıyla ve çiftin dışarıda randevuya çıkma sözüyle bitiyor. Bundan sonra ne olacağı ise videoda yanıtsız kalıyor.
Göz bağlarını çıkarın. Bu iki kişi eskiden sevgiliydi. Dört yıl birlikteydiler, şimdiyse eski sevgililer. Otuz gün birbirlerine zincirli kalırlarsa, onlara 250 bin dolar vereceğim.
Ne zaman çıkmıştınız? Üç yıl önce. Beni o terk etti. Hâlâ kızgın.
Sizi buna zorlayamam ama kelepçeyi takarsanız otuz günlük etap başlamış olur. Benimki tamam. İkisi de kelepçelendi.
Şu andan itibaren aranızdan biri bu kırmızı çizgiyi geçerse hemen kelepçelerinizi çıkarırım, video da biter ama hiçbir şey kazanamazsınız. İyi eğlenceler.
Eski sevgilim mi, ciddi misin? Kanka, bu ne? N'abersin? Merhaba. Bir sarılayım mı? Neredeyiz biz?
Burası 30 gün boyunca mutlu yuvanız. Burası mutfak. Takılabilir, spor yapabilirsiniz. Ayrı yataklarınız var. Bir de soru işareti kapısı var. Sonra bakarız. Ve en önemlisi, merak ediyorsunuzdur. İkiniz de kelepçeli olduğunuzdan tuvaleti nasıl kullanacaksınız?
Yok artık. Biri banyoya girsin. Kes şunu. Bununla mı duş alacağım yani? Bir an bile çıkarırsan video biter. Kelepçeyi kaydıralım. Nasıl ya? Çok iyiymiş. Ama ya tuvalete gitmesi gerekirse?
Şu an seninle aynı odada olduğuma inanamıyorum. Evet. Benden kurtuluş yok. Evet. Senden kurtuluş var mı?
Aslında Suzie bu tür bir etabı daha önce de yaşamıştı ve bir yabancıyla aynı odada yüz gün geçirmişti. Ama bu kez fazlasıyla iyi tanıdığı biriyle kapana kısılmış durumda.
Karar vermemiz gereken bir şey var. Birlikte yemek istiyor muyuz? Bilmem. Bilemiyorum.
Pekâlâ, Josh şu an duş alıyor. Bence düşüncelerimi dürüstçe paylaşabilirim. Bu yarışma beni geriyor. Dört yıl çıktık, üç yıldır ayrıyız. Şimdi bir kutuda zincirliyiz. Bir noktada birimizin konuşmaya başlaması gerekecek.
Affedersin. Neyse, artık açık kalsın bari.
İkinci günün sabahı. Eski sevgililerimiz hâlâ ritimlerini bulmaya çalışıyor. Beni besledin, bu mutlu kadın demek.
20 metrelik zincirle ayrı hayatlar yaşayabiliyorlar ve tam da bunu yapmayı seçiyorlar.
Kafamda ya zincir daha kısa olursa diye düşünmüştüm. Bu da beni korkuttu. Yakın olmak mı korkuttu?
Aslında korkmalı da. Çünkü zamanla zincir kısalacak ve bu iki eski sevgili birbiriyle yüzleşmek zorunda kalacak. Çıkarın beni buradan. Resmen ölsem daha iyi diyorum. Ama şimdilik birlikte yaşamak bile oldukça zor görünüyor.
Islandın mı? Affedersin. Tavadaki o iğrenç yağın hepsi üstüme bulaştı. Affedersin. Bu durumda ben kendimi duşa kilitleyeceğim.
Şöyle ki, bugün Suzie'ye biraz sert davrandım. Çünkü hak etti. Çünkü beni sen terk ettin. Bence sorunlarımızı konuşmak zorundayız. Ama biraz alışmak istiyorum. Sonra oturur, bık bık konuşuruz.
Jimmy'yi burada görmeyeli birkaç gün oldu. Aksiyon istiyorum çünkü şu anki durum bu. Her daim sessizlik.
Araları o kadar kötü ki daha kısa bir zincir onları birbirine yaklaştırır mı yoksa tamamen ayırır mı acaba? Beşinci gün ve ilk teklif zamanı geldi.
Beşinci gündeyiz. Neden farklı köşelerdesiniz öyle? İmkân var diye. Hadi yanıma gelin. Bir hafta olmak üzere. Nasıl gidiyor?
Suzie'nin burada olmasına biraz alışmaya başladım. Ama bazı konularda konuşmak bile çok zor oluyor.
Beş gündür birbirinize zincirli olmanızın şerefine size çok özel bir teklif geliyor. Zinciriniz her hâlükârda kısalacak. Kanka ya. Birinci teklif, 15 metrelik bir zincir. Şimdikinden 5 metre daha kısa. Evet, tamam.
İkinci teklifimiz, 10 metrelik zincir. Şu anki zincirin yarısı kadar. Ama bu zinciri seçerseniz ödül havuzunuza 25 bin dolar ekleyeceğiz. Yani odada öyle otururken 25 bin daha kazanmak isterseniz, o zaman 10 metrelik zinciri seçmelisiniz. Hayır, çok kısa ama. Bu zinciri seçerseniz daha yakın olmanız gerekecek. Of!
Sonuçta dört yıl boyunca yanındaydım. Hem de bedavaya. Biraz daha yakın durabilirim. Deli midir nedir? Ekstra on bin için değer bence. Zinciri yarıya düşürelim mi peki? Ben evet diyorum. Ben de varım. Hadi yapalım. Tamam. Nolan, zinciri yarıya indir.
Zincirleri resmen yarıya indi. İkinize de bol şans. Teşekkür ederim.
Daha fazla para aldığım için pişman değilim. Daha yirmi beş günümüz var ama zincirin kısaldığını henüz tam hissetmedik. Henüz kısa olması yüzünden fazla sorun çıkmadı. Ama çok kısa sürede sorun çıkacak gibi bence. Şu an olduğu gibi.
Zincir uzunluğu yarıya ineli yirmi dört saat bile olmadı ama şimdiden sorun yaşıyoruz. Şu an Josh duş alırken ben masada oturuyorum. Yatağa gitmek isterdim ama zincir artık yetişmiyor. Sabah dörtte Josh tuvalete gitmek için beni uyandırdı. Tuvalete gitmem gerekiyor.
Zincirin kısalması aşırı rahatsız edici oldu. Of ya! Hep iki metre mesafede olsun lütfen. Josh! Bütün terin resmen alnıma bulaştı. Hey! Yürüyorum, ne var?
Ben Josh. Olgun değilim. Benim adım Suzie. Çok iğrenç görünüyorsun. Sağ ol. Pislik.
Bence bu yarışma hiç tanımadığım biriyle çok daha kolay olurdu. Çabaladığını biliyorum. Elinden geleni yaptığını da biliyorum. Ama çatlağın dibisin sen. Bana saygısızlık ediyorsun. Bu saygısızlık değil. Kabasın ama.
Bu sabah bir cümle kurdum diye bütün gün tartışmasını yaşadık. Gerçek şu ki sorun yorumun kendisi değil de benimle dalga geçmen ve başkalarının da bana gülmesini istemendi. Gerçekten hayal görüyorsun.
Suzie tımarhanede.
Bu işin sonunda sana karşı ne hissedeceğimi bilmiyorum. Tam bir fiyaskoydu. Suzie olayı büyütüyor bence. Hâlbuki sadece bir yorumdu. Sana nefret kusmuyorum. Asıl deli olan kim dersin? Sensin. Komik.
Hadi bakalım, Josh'un beni sinirlendirmediği bir gün görebilecek miyiz? Ne dedin? Hep beni küçük düşürecek şeyler söylüyorsun. Bundan hoşlanmıyorum. İyi de şakaydı ama. Hayır.
Bu kadar insan izlerken birini bu kadar küçük düşürmek utanç verici bence. Saygısızlık olayını alıp şakaya çevirdin. Ben şu an şakayı değil, ne hissettiğimi ve nasıl muamele gördüğümü düşünüyorum.
Her şey seninle ilgili. Değil. Sen yıldızsın, ben dekorum. Hiç de öyle değil ama. İkimiz de eşitiz. Yapan Josh'tı... Beni sinirlendiren Josh'tı. Suç Josh'ın... Çünkü öyle şeyler söylüyorsun ki içimden ölsem daha iyi diyorum.
Özür dilerim. Çok anlaşılır bir durum. Ama bunu aşmanın tek yolu var. O da dünü dünde bırakmak. Otuz günü tamamlamak istiyorum. Eminim sen de istiyorsundur. Evet.
Aslında beklediğimden daha zor geçiyor. Olur da bugün yaptığımız gibi devam edersek, bu iş asla yürümez. Ama denemeliyiz. Kesinlikle denemeliyiz. Hayatta kalıp parayı kazanıp sonra da bir daha konuşmamak için buradayız.
Yeni bir başlangıç? Olur.
Her ne kadar yarışmayı kazanma uğruna anlaşmaya çalışsalar da, ben sonraki kontrol gününde ne kadar kararlı olduklarını görmek istedim.
10. gün! Evet! Bunu kutlamak için de... Hayır! Zinciriniz artık 6 metre! Yaşasın! Ücretsiz!
Ama bunu yapmadan önce son kısaltma sonucunda kişisel alan sorunları çıktığını biliyoruz. Ve önümüzdeki günlerde zinciri kısaltarak çok daha fazla para kazanma fırsatınız olacağı için sadece bu seferlik eşyaların cıvatalarını söküp taşımanıza ve sonra da tekrar yerine sabitlemenize izin vereceğim. Ama önce zincir değişsin. Yaşasın.
Ve eşyaları taşıyabilmek için... Hadi bakalım, hadi bakalım! Uzman ekibiniz. Tamamdır. Bu gece yarısına kadar istediğiniz her şeyi taşıyabilirsiniz. Başlayalım mı? Evet. Döndür, döndür, döndür.
Çocukları çalıştırdıktan sonra Suzie ve Josh bütün eşyaları birbirine daha yakın olacak şekilde yerleştirdi. Özellikle de bir bölgeye ağırlık verdiler.
Burası bizim banyomuz ve yatağımız. Bugün nasıl yerleştirirsek 20 gün boyunca öyle kalacak. Bence yapılır.
Ve anlaşmayı tatlandırmak için onlara bir sürpriz daha verdim. Suzie, Josh! Chandler! Yepyeni Feastables ürünlerimizle dolu bir buzdolabımız var. İnanmıyorum! İşte bu! Üzgünüm millet, çikolatalı sütümüz ilk kez ekranlarda.
Şerefe! Çok iyiymiş. Gerçek yağlı sütle üretildi ve tam bir A ve D vitamini, potasyum deposu. Ağzımdan aldın. Tadı da harika. Feastables çikolatalı sütü ekranda gördüğünüz marketlerde bulabilirsiniz. Bu bütün etabın en güzel kısmı.
Zincir kısalsa da eşyaları taşımak Josh ve Suzie'nin moralini düzeltti. Zincirimiz artık 6 metre ve bugün şu ana kadar hiçbir sorun yaşamadık. Endişelendiğin bir şey var mı? Fazla yakın olmak. Tamam.
Kavgaları sürse de zincir onları aslında birbirlerine yaklaştırıyordu. Ve tekrar arkadaş oldular.
Bugün çok sıkıldık ve bir sürü Lunchly yedik. O yüzden duvara kalp şekli yapacağız. Ve sizlere dünyanın ilk Lunchly kalbini gururla sunuyoruz.
Josh uzanıp günlük yazmak istedi. Ben de aynı anda koşu bandında yürümek istedim. Böyle uzlaşıyoruz. Sağ ol Josh. Kurtulmak için iş birliği yapmalıyız. Evet, her şeyi birlikte aşmalıyız. İyi miyiz? İyiyiz.
Ama sonunda anlaşmaya başlamışken Josh kendini tutamadı. İlişkileri neden yürümemişti acaba?
Baksana Suzie, konuşalım mı? Aslında biz seninle kötü ayrılmadık. Sen istediğini yapmak istedin ve isteklerin benimkilerle örtüşmüyordu.
Geçmişte sürekli tekrar eden bir sorun vardı. Sanki her istediğimi sana durmadan anlatmak zorundaymışım gibi hissediyordum. İşin aslı eğer yeniden bir şey deneyecek olsaydım, öncekinden çok daha farklı olacağını hissetmem gerekir.
Ayrıldığımızda ne yaptın? Yalnızlıktan, ağlamaktan gözlerim şişmişti. Sen ayrılınca ne yaptın peki? Ağlamaya başladım.
Seni takip etmedim ama Instagram hesabını asla unutmadım. Her hafta arayıp tekrar baktım ama çok garipti. Uzun süre bir parçası oldum. Hayatını dışarıdan izlemek çok tuhaf geldi. Kalbim ikiye bölünmüş gibi hissettim. Ağlama sakın.
Aslında ayrıldığımda hâlâ deli gibi aşıktım sana. Ayrılmak istememiştim, hiç istemedim. Sanırım seni tamamen sevmeyi hiç bırakmadım. Ne? Şimdi ne yapacağız?
Bu yarışma bana Josh'ı bambaşka bir şekilde görme şansı verdi. Bu deneyim aklımı başıma getirdi. Tek sorun şu ki bu odada olan biten şeyler gerçek hayattaki yaşamın iyi bir yansıması değil.
Josh ve Suzie ilişkilerinde ilerleme kaydetse de bu hâlâ 30 günlük bir yarışmaydı ve dış dünyadan kopuk olmak Josh'ı zorlamaya başlamıştı.
Burada olmak için dışarıdaki hayatımdan vazgeçtim ve şimdi gerçekten kafama dank etti. Resmen iki haftadır dışarı çıkmadım ama hayatım dışarıda. Eğer dışarı çıkmak için para ödemem gerekseydi asla yapmazdım. Dışarı çıkmak istiyorum. Ne oldu? İyi hissetmiyorum, mental olarak.
İşte bu yüzden 15. günde en büyük soruna mükemmel bir çözüm bulduk. 15. gününüzde size açık havada bir alan vermek istedik. Dışarıyı açma ve alanınızı ikiye katlama şansı veriyorum. Yani bahçenin tamamına istediğiniz zaman erişebileceksiniz. Ama şu da var. Tamam, eğer bu açık alanı tutmak istiyorsanız üç metrelik zincire geçmek zorundasınız.
Dışarıyı çok özledim. Belki arada gün batımını ya da gün doğumunu falan görebiliriz. Evet ama bence zinciri yarıya indirmeye değmez. Sırf dışarı çıkmak için bunu yaparsak hep bu kadar yakın olacağız. Yapmamalıyız. Güneş görmemeyi kolayca tolere edebiliriz.
İleride elimizdeki fırsatı kaçırdığımızı düşünmemizi istemem. Teklifi kabul etmek istiyorum. Ama 15 gün boyunca 3 metre zincir mi? Ne kadar hareket alanımız kalır, kim bilir?
Konuşmak için vaktiniz oldu. 15. gün teklifini kabul ediyor musunuz? Hayır, etmiyoruz. Pekâlâ, o zaman içeri dönelim. Bir dakika daha tadını çıkaralım. Evet, ama 10 saniyeniz var. Kalktım. Giriyorum, giriyorum, giriyorum. 10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1. Yakında görüşürüz.
Pekâlâ, içeri girdikten sonra pişman oldun mu? Bilmiyorum. Dışarıyı özlüyorum.
15. gün teklifini reddetmek Josh'ı gerçekten yıprattı ve ertesi gün dışarı çıkma düşüncesi hâlâ kafasındaydı.
Bugün biraz moral bozucu. Daha yeni uyandın. Gizemli kapı çıkar sanmıştım ama çıkmadı. Günlük hayatımız hiç değişmedi. Hayatımın en uzun ayı bu olmalı. Büyük bir şey olacak diye beklediğimiz gün hiçbir şey olmadı. Neden bugün bu kadar uzun sürdü? Umarım gizemli kapı neyse güzel bir şeydir. Sence o odada ne olabilir? Ne bileyim, Tesla olabilir. Çok acayip olur.
Aslına bakarsanız Suzie daha önce de bir gizem etabında yarışmıştı. Önceki bir videoda içinde tam 50 bin dolar ve en sevdiği araba olan Tesla'lı bir kutuyu reddetmişti ve yıkılmıştı. Ağlayacağım. Bu gerçekten hayalimdi. Tesla vermişler!
Eğer o kapının arkasında Tesla varsa sırf telafi olsun diye almak zorundayız. Hadi ama. Ama Josh için gizemli kapının heyecanı bile keyfini yerine getirmeye yetmemişti.
Deliriyorum gibi geliyor. Sakin ol kanka. Eve gitmek istiyorum.
Josh bugün zorlanıyordu ve bazen partnerin kötü bir gün geçiriyorsa onu kendine getirmek gerekebilir elbette.
Josh hâlâ uyuyordu. Ama ben bu sabah ona kahvaltı hazırlamaya karar verdim. Çünkü dün morali çok bozuktu. Senin için. Vay be! Pastırma ve yumurtayla kalp mi yaptın? Evet. Vay be! Kalp ha? İyi miyiz? İyiyiz.
İçimden bir ses bunun ne anlama geldiğini merak ediyor. Durduk yere birine kahvaltı götürmezsin ki.
Josh'ın kafası çok karışmıştı ve Suzie'nin jestinin anlamını merak ediyordu. Bu yüzden sonunda akla hayale sığmayacak inanılmaz uç bir şey yaptı. Yani dünyada en nefret ettiği şeyi yaptı.
Sanırım erkekler için kadın rehberini okumam gerek. Erkekler ve kadınlar birbirinden hoşlandığında, başlattıkları o karmaşık dansta kontrol kadınlardadır. Davranışları genellikle ince ama nettir ve yakınlaşmaya açık olduğunu gösterir.
Josh, Suzie'nin bu nazik hareketinin sebebini anlamaya çalışırken, Suzie gizemli kapının ardında ne olduğunu merak ediyordu. Hiçbir şey göremiyorum. Ya küçük bir Tesla varsa? Acaba Jimmy'ye muzlu ekmek mi yapsak?
Aferin. Seninle gurur duyuyorum. Sağ ol. Sağ ol. Görüşürüz. Ne?
Erkekler için kadın rehberi kitabındaki bölümün bunun ne olduğunu açıklamasını sabırsızlıkla bekliyorum. Kitap diyor ki eğer seni istiyorsa şu sinyaller vardır. Direkt göz teması, bir gülümseme, tekrar tekrar sana bakması. Tahminim şu. Benden hoşlanıyor.
Bu yüzük benden mi? Evet. Hâlâ takıyor musun? Ara sıra. Ben de ilişkimizden kalan tek bir şey bile atamadım. Ben bir şeyi satmak zorunda kaldım. Nasıl yani? Buradan çıkmadan önceki gece sana söyleyeceğim.
Sanırım ona anlatmadım. Çok korkmuştum. Çıktığımız zamandan beri kalan her şeyi saklamış. Ama benden sakladığı bir şey vardı. Diyelim ki bunun gizli olmasının bir nedeni var. Çok ciddiyim. O sırrı öğrenmek için ölüyorum. Bu yarışmanın sonuna kadar beni burada tutacak olan tek şey o bilgi.
20. gün geldi ve şimdi biraz heyecan katma zamanı. 20. gününüz kutlu olsun. Nasıl gidiyor? Şu anda önünüzde bu gizemli kapıyı açmanın beş ayrı yolu var. Hadi canım.
Şimdi şöyle, sağdan sola doğru gideceğim ve her tabağın altındaki teklifi açıklayacağım. Bir teklife evet derseniz, gizemli kapının arkasındaki şey sizin olacak. Hayır derseniz, ancak o zaman bir sonraki teklif açılır. Ama unutmayın, belki de masadaki en iyi fırsata hayır demiş olursunuz. Çok acımasız ama.
Birinci seçeneğinizi görelim. 50 bin dolar ödüyorsunuz. Çok gerildiğim için kabul edeceğimi düşünüyorlar. Ne dersin? Bence hayır diyelim. Tamam.
İkinci teklifimiz... Ödül havuzundan 100 bin dolar eksilir. Muhtemelen son tabak daha iyidir. Bence bunu da eleyelim.
Üçüncü teklifimiz. 25 bin dolar eksiliyor ve zinciriniz bir buçuk metre oluyor. Böyle olacaksınız. Yarışmada hâlâ 10 gününüz var. Hayır derlerse sadece iki teklif kalacak. Çok zor. Evet derlerse bu kapının arkasındaki şey onların olacak.
Karar vermeden son videonda gizemli kutuya hayır deyip Tesla'yı kaçırdığını hatırlar mısın lütfen? Evet. Sence bu kapının arkasında ne var? Hiçbir fikrim yok. Bir şey göremiyorum. Başını yere koysana. Ya küçük bir Tesla varsa?
Kapıyı görmek istiyorum. Kabul edelim. Senin için. Evet. Tamam, kabul ediyoruz. Tamam, resmî olarak kabul ettiler.
Bir sonraki teklifim 25 bin dolar eksiltmekti ama zincir aynı kalacaktı. Son teklifimizse... Ücretsizdi, sorun yok. Zincir bir buçuk metreye indi ve 25 bin dolar kaybettiler.
Ya iki Tesla varsa? Tesla, Tesla, Tesla, Teslalar. Teslalar! İkiniz de yepyeni Tesla kazandınız! Jimmy! Hadi buyurun!
Gerçekten ağlayacağım. Biliyorum sadece bir araba ama inanılmaz minnettarım. Ama 40 bin dolarlık bir araba! Sarılabilir miyim? Tabii ki! Josh'a dikkat et! Tam bir telafi hikâyesi. Aynen öyle! Çok heyecanlıyım!
Suzie çok heyecanlı. Ben de heyecanlıyım çünkü Feastables'ın yeni ürününü piyasaya çıkardık. Sour Strikes Gummies. Buna inanamıyorum. İnanılmaz bir şey. Hiçbir yapay boya ya da tatlandırıcı yok. Sadece temiz, yüksek kaliteli içerikler. Resmen rüyadaymışım gibi geliyor. Sour Strikes Gummies artık ekranda görmüş olduğunuz marketlerde satışa sunulmuş durumda. Hayatımın en güzel günü.
Ama unutmayın, bu Tesla'ların da bir bedeli var. Zincirleri sadece bir buçuk metre olduğundan bakalım banyo işi nasıl olacak. Tamam. Hadi duşu deneyin. Tamam. Daha kısasını bulamadınız mı? Bulabiliriz.
Sana Feastables'la muzlu ekmek yaptık. Gerçekten iyi görünüyor. Bence bunu yemenin en iyi yolu şu an ekranda gördüğünüz tüm mağazalarda bulunan Feastables çikolatalı sütle olur. Tadı mükemmel. 13 gram protein içeriyor. Yeni Feastables çikolatalı sütü deneyin.
Zinciri tekrar kısaltmak için
Beş gün sonra geleceğim. Harika. Yaşasın. Dört gözle bekliyorum. Görüşürüz.
Günaydın. Tamam, yavaş hareketler. Ellerimi bile yıkayamıyorum.
Suzie ile bir buçuk metrelik zincirin ne kadar berbat bir fikir olduğunu fark ettik. Bu zincir çok sinir bozucu. Elimi bile kaldıramıyorum. Beni de deli ediyor.
Evet, oturmak zorundasın. Bu zincir iki farklı şeyi aynı anda yapmamıza izin vermiyor.
Bu işten çok yakında sıkılacağız. Hey! Zinciri biraz salsana! Kanka! Duşa bile yetişmiyor. Artık yeni gerçeğin bu.
Josh banyoda sabırla beklerken aklı yine kitaba kaydı. Nazik bir adam ol. Sandalyesini çek. Bu da gün boyunca davranışlarını değiştirmesine ilham verdi.
Kapıları aç. Her sohbet konusunun merkezinde o olsun. Arabana ne isim koydun? Suzie.
Dansa davet ederken koluna hafifçe dokun. Açık uçlu sorular sor. Buradan çıkınca ne yapacağız peki? Bilmiyorum. Yine kelepçelenmek isteyeceğiz belki.
Ama asıl sorunlara odaklanan bölüm ise son bölümdü. Onu özel ve önemli hissettirecek bir randevu planlamazsan yandın. Ben güzelim ilişkimi bu yüzden batırdım.
En ufak beklentilerimi bile seninle paylaşmak zorunda kalıyordum. Mesela üç aydır randevuya çıkmamıştık.
Onu özel hissettirecek randevular planlamaya devam etmedim ve Suzie'nin asıl ne istediğine dikkat etmedim. Sanırım bir randevu istiyor.
Josh, yapımcıyla gizlice randevu hakkında konuşmak isteyince bunu gerçekleştirmem gerektiğini anladım.
Çok yakışıklı olmuşsun. Sen de çok güzelsin. Teşekkür ederim. Mum bile var. Gerçek mum var. İyi iş çıkardın. Kabul etmeliyim. Gerçekten çok hoş. Lütfen şöyle otursana. Teşekkür ederim.
Çok hoşuma gitti. Randevudaymışız gibi. Yeniden duygusal olarak yakınlaşıyoruz. Doğru. Korkutucu gelmesinin sebebi ilkinin bitiş şekli. Ama bence bu doğru yönde bir adım.
Buradan çıkınca gerçek bir randevuya çıkabilir miyiz? Yani buranın dışında mı? Evet. Evet, gerçek bir randevuya çıkmayı ben de isterim. Tamam.
Feastables çikolatalı sütümüzle kadeh kaldıralım mı? Şerefe. O zaman MrBeast randevumuza. Evet.
Bu barışmak için iyi bir fırsat oldu bence. Makyajım bulaşmış mı? Üç yıl sonra birbirimizi yeniden tanımak. Hayır. Merhaba. Merhaba.
Bu ilişki tekrar ilgimi çekiyor. Üç yıl sonra ilk kez randevuya çıktığım için mutluyum. Buradaki en keyifli günlerden biriydi bence. Randevumuz mükemmel bir şekilde bitti. Gerçekten çok gerginim çünkü bundan sonra ne olacağını bilmiyorum.
Yirmi beşinci gün geldi. Bu videoyu baştan sona değiştirmek üzereyiz ve değişiklik bu kapağın altında.
Sinir bozucu, kalbim küt küt atıyor. Kapağı açıp gösterin hadi. Sen aç bakalım.
Evet doğru, ikinizin de kelepçesinin anahtarını getirdim. Buraya kadar kelepçeyi çıkarmak ikinizin de kaybetmesi demekti. Ama şimdi videonun sonuna kadar herhangi bir anda kelepçesini çıkaran kişi hem 250 bin doların tamamının hem de iki Tesla'nın sahibi olur.
Al anahtarını. Sen de al hadi. Eğer kelepçeyi çıkarırsan her şeyi sen alıyorsun. Diğer kişiye hiçbir şey kalmaz. Yapacak mısın?
Gerçekten korkmaya başladım. Hep tetikte olacağım. Hep bir adım uzağında olacağımı sanmıştım.
Ve buna ek olarak bugünden itibaren her gün zinciriniz 30 santim kısalacak. 30. günde bu kadar yakın olacaksınız. Olamaz. Ama yapmak zorunda değilsiniz. Çünkü artık istediğiniz an kelepçeyi çıkarabilirsiniz.
Bu deli işi. Bu gerçekten çılgınlık. Josh'ın aklından ne geçtiğini merak ediyorsundur. Ve sen de Suzie'nin aklından geçenleri. Yalan makinesini gönderin.
Şaka mısın sen? Hayır, profesyonel bir yalan makinesi uzmanı getirdik. Sonrasında biriniz kelepçeyi çıkarmak isteyebilirsiniz. Video burada eğlenceli hale geliyor.
Josh! İlk olarak seni makineye bağlıyoruz. Vlog görüntülerini didik didik edip sorular hazırladık. Bu da Suzie'nin bu videoya devam edip etmeyeceğine karar vermesine yardımcı olacak. Hazırsan başla. Tamam.
Sana sadakatimden hiç şüphe ettin mi? Hayır. Seni terk etmesine rağmen mi? Etmedim. Doğru. Vay be. Sana güveniyor demek. Vay be.
Peki. Tamam. Kendini hazırla. Tamam. Burada olduğumuzdan beri bekâr olmanın daha iyi olacağını düşündün mü? Hayır. Hayır mı? Hayır. Gerçekten mi? Harika.
Bunu doğru kabul edemiyoruz dostum. Grafikte resmen Everest Dağı çıktı. Yani yalan mıydı? Evet, yalandı. Pekâlâ. Hadi devam edelim. Sorular gittikçe daha da güzelleşiyor.
250 bin doların tamamını alıp gitmek ister miydin? Hiç sanmıyorum. Evet, buna biraz tepki verdin. Soruyu düşünmek ister misin? Hadi evet ya da hayır de. Hayır. Sence doğruyu mu söylüyor? Kesinlikle doğru diyemem, hayır.
Bana darılmayacağını bilsem... Tabii ki darılırım. Peki bu yüzden zinciri çıkarır mısın? Sorgulamama neden oldu. Aldığın bu sert cevaplardan sonra ne düşünüyorsun? Biraz korktum aslında.
Şimdi sıra Josh'un Suzie'ye bazı sorular sormasına geldi. Josh! Hazır mısın? Hazırım.
Bana zarar verecek bir şeyi benden gizledin mi? Evet. Doğru. Birlikte olmadığımız dönemde bir başkasına ne kadar yakınlaştığımı öğrense ona zarar verebilirdim.
Tamam. Bunu sonra konuşuruz. Şimdi konuşmak istemiyorsun galiba. Hayır. Tamam. Sıradaki soru.
Seni bir şekilde kısıtladığımı düşünüyor musun? Evet. Doğru. Buradan çıkınca ne olacağını söylemek çok zor. Pekâlâ. Şu anda tam olarak görmek biraz zor.
Hayalindeki gelecekte ben var mıyım? Evet. Doğru. Cevapların çelişiyor olması çok komik. Biraz deşmek ister misin? Hayalindeki gelecekte ben varım ama seni kısıtlıyorum. Yani hayalinde seni kısıtlayacak mıyım? Sanki bana tekrar biriyle çıkmanın ne demek olduğunu öğretecekmişsin gibi geliyor.
Doğrusu ilginç cevaplar geliyor. Ona bağlandın. Öğrenmek istediğin bir şey var mı? Zincirini çıkartacak mısın? Hayır. Doğru.
Bana karşı sevgin bitti mi? Hayır. Doğru. Josh bu fırsatı sonuna kadar kullanıyor. Tamam, belki de onu çözmeliyiz. Josh resmen... Evet, beni sorguya çekiyor.
Tamam, artık konuşmanız gereken çok şey var bence. Olamaz. Yarın zinciri kısaltırken görüşürüz.
Yalan makinesi çok acayipti. Beni en çok şaşırtan cevabın, parayı alır mısın sorusuna evet demendi. Bence dürüst bir cevaptı. Suzie, sen zaten 200 bin dolar kazandın. Ne olmuş yani? Ben de burada aynı emeği veriyorum. Biliyorum biliyorum, düşündüm sadece. Alalım ve buradan kurtulalım.
Bugün bize bir şans verildi. Bu odadan bütün parayı alarak çıkabilirdim. Sonuçta beni terk eden oydu. Harika bir intikam hikâyesi olurdu.
Merhaba. 26. gün. Merhaba. Bir metrelik zincir mi? Bir metrelik zincir. Aslında bir sürprizimiz daha var. Vay canına. Bu da ne?
Ses yalıtımlı bir kutu. Gerçekten ne hissettiğinizi burada söyleyebileceksiniz ve diğer kişi sizi duymayacak. Josh, önce sen gel. Peki. Zinciri çekeyim mi? Kanka! Josh! Tamam!
Dün geceden sonra nasılsın? Biraz zordu aslında. İlişki ve ayrılık konusunda bana karşı bir dargınlığı olsa, parayı alacağını söylemesi falan. Belki de bir çeşit intikam almak istiyordur. Aklımdan geçen başka bir şey de şu an kelepçemi çıkarma ihtimali. Çok hızlı şekilde evet alırım dedi. Sanki daha çok hak ediyormuş gibi.
Tamam Suzie, sıra sende. Görüşürüz. Hoşça kal, görüşürüz.
Bu etabın bitmesine sadece birkaç gün kaldı ve Josh hâlâ bana bahsettiği o büyük sırrı henüz söylemedi. 250 bin dolar alıp gitmeyi düşünüyor musun? Çok iyi bir soru.
Josh, gerçekten 250 bin dolarlık ödülün tamamını çalabilir. Eğer yaparsa, o parayı yatırmak için Current'dan daha iyi bir yer bulamaz. En az iki yıl, üç yıl çalışmadan yaşayabilirim.
Bir sonraki maaşından 750 dolara kadar avans alabilmek ister misin? Evet. O zaman Current indir. Ya da kredi notunu yükseltmek? O zaman Current indir. İndiriyorum Jimmy.
Bu karekodu ya da açıklamadaki linki kullanırsanız, current.com/beast ile Current'i indirirseniz hesabınıza bizzat bir dolar yollayacağım. Keşke sürekli yapabilsem. Millet, son dört yılda Current üzerinden resmen yüz binlerce dolar para dağıttım.
Current, tüm para ihtiyaçlarınız için yardımcı olur. Maaşınız için en iyi bankacılık uygulaması. Ben de böyle yapacağım.
Josh ödül parasını çalarsa ve siz de Current indirip BEAST kodunu kullanırsanız bu videodan Suzie'nin kazanacağından daha fazla para kazanacaksınız. Hem de 30 gün boyunca bir odada kalmadan.
Hemen Current'ı indirin. Bundan iyi bir zaman olmaz. Hemen 1 dolar göndereceğim. Current indirin ve size bunun için ödeme yapayım. Maaşınız için en doğru yer Current.
Pekâlâ, yalnız kalmak istersiniz diye kutuyu burada bırakıyoruz. Güle güle. Görüşürüz. Yarın geliriz. Olamaz. Tamam.
Kısa zincir onları çok zorlamaya başlamıştı. İkisinin de aklında çok fazla şey vardı.
Gerçekten sabırlı olmaya çalışıyorum. Suzie, yavaşsın ve bazen bu beni deli ediyor. Şu an biraz sinirliyim. Josh sürekli olarak kendi yapmak istediği aktiviteye beni kaldırıp sürükleyerek götürüyor. Bu hiç hoş değil.
Günaydın! Yirmi yedinci gün. Bir metreden doksan santime.
Burada hiçbir şeyi Josh'ın başımın tepesinde dikilip durmadan yapamamak beni resmen deli ediyor artık. İnanamıyorum Josh! Yeter artık! Josh! Çıkar beni!
Neden mutfaktayız? Bitti mi? Şimdi bitti bu adam... Susadım da! Ciddi misin? Affedersin. Sadece bir şey içmek istedim. Çok sinir bozucu.
28. gün! Ne bu, çok kısa. Nasıl, hoşunuza gitti mi?
Şunu söyleyeyim, 60 santimle yaşamak çok zor. Mutfakta ufak bir çarpışmada eskiden affedersin, benim hatam derdik. Şimdi ise her küçük çarpışmadan sonra buradan gitmek istiyorum.
Buradan çıkmak istiyorum. Söylediklerimizle hiç ilgisi yoktu. Çıkıp gidebilirim. Josh bugün durduk yere ben istediğim zaman çıkabilirim falan diye konuşmaya başladı. Bu da beni endişelendirdi. Her an çekip gidebilir.
24 saat kaldı. Nasılsınız? Hadi bakalım. Evet. Kısa zincirle hayat nasıl geçiyor? Oldukça zor. Evet. Dün gece hiç uyuyamadım.
Zinciri otuz santime indirmeden önce, Josh... Bilmiyorum ama belki de Suzie'ye söyleyeceğin şeyi söylemenin zamanı gelmiştir. Özellikle bir şeyi satmak zorunda kalmıştım. Söyle hadi. Tamam.
Birlikte olduğumuz son sekiz ayda... Evet. Sana yüzük almak için para biriktiriyordum. Sonunda da aldım. Planım şuydu. Ailemle tatildeyken, şelalenin altında evlenme teklif edecektim.
Gerçekten mi? Ve bu olmadan önce ayrıldık. Şimdi ağlayacağım ama. Ayrıldığımızda da yüzüğü sattım ve bir motosiklet aldım.
Ne diyeceğimi bilmiyorum. Bana gerçekten yüzük mü almıştın? Özür dilerim. Sorun değil. Sonuçta bir motoru oldu. Motosikletim oldu. Aynen. Olamaz.
Bu 30 santimlik zincir ve son olarak... Hadi bakalım. Buradaki sayaçta da tam olarak kalan süre yazıyor. Yaşasın. İyi eğlenceler. Güle güle.
Bugün çok yoğundu. Sonunda Josh'un sırrını öğrendim. Meğer benim için bir nişan yüzüğü almış. Meğer bana sürpriz yapmak istemiş. Artık kalbinin başından beri doğru yerde olduğunu biliyorum, Josh'ta. Geleceği tekrar görebiliyorum.
Tamam. Hadi bu gece paraların yanında uyuyalım. Olur mu? Harika. 12 saat 43 dakika. Nasıl hissediyorsun?
Genel olarak bu deneyim inanılmazdı diyebilirim. Ama sanırım en çok buradan çıkmayı istiyorum.
Önümüzdeki 24 saatten korkuyorum. Yalan makinesinde bana kelepçeni erken çıkarır mısın diye sordular. Ben de hayır dedim. Doğru. Ama ondan hiçbir zaman net bir cevap alamadım. Son birkaç gündür gerçekten kelepçesini çıkaracak diye korkuyorum.
Kelepçemi çıkaracak mıyım? Evet. Bu çok para. 250 bin dolar. Yarısı olan 125 bine kıyasla hayatımı daha çok değiştirir. Ayrıldığımızda uzun süre kendimi kaybolmuş ve yalnız hissettim. Parayı ondan almam haksızlık olmaz bence.
Bu gece dünyanın en güzel manzarası önümüzde. Geri sayım saatimiz. Eğer on iki saat tam uyursak, uyandığımızda Jimmy'nin gelmesine sadece on yedi dakika kalacak.
Ne düşünüyorum biliyor musun? Ne? Üç yıl önce benden ayrıldığını hatırlıyor musun? Evet. Ve üç yıl hiç konuşmadığımızı. Çünkü şu an paranın tamamını alıp bir daha seninle asla konuşmayabilirim. Kanka. Bil diye dedim. Üç saniye kalmış mesela.
Josh, eğer süre dolmadan zinciri çıkarırsa, 250 bin doların tamamını ve iki Tesla'yı birden kazanacak. Geri sayımda 10 dakika kaldı. Bakalım biri her şeyi çalacak mı?
Nasıl gidiyor? Olamaz, çok gerginim. Sonuçta zamanı geldi. İnanmıyorum. Suzie, bu senin 125 binin olabilir. Josh, bu da seninki. Ta ki biriniz kelepçeyi çıkarana kadar.
Ve hatırlatmak gerekirse, yalan makinesinde şöyle demiştin. Seni bir şekilde kısıtladığımı düşünüyor musun? Evet. Doğru. 250 bin doların tamamını çalmak ister miydin? İstemezdim. Buna biraz tepki verdi.
1 dakika 12 saniye. Parayı çalmak için son şansınız. Yapacak mısın? Al sana intikam. Olamaz. Josh uzun vadeli mi oynuyor? Dur. Yapacak mısın? 16 saniye. Emin misin? Hayır. O da yarısını hak ediyor. Hepsini hak ediyor da olabilir. Vay canına. Josh!
Bu video yayınlandığında Suzie'ye söylemek istediğin bir şey var mı? Ayrıldıktan sonra sana olan sevgim hiç bitmedi ve bunu gittiğim her yere taşıdım. Kalbimde o kadar çok sevgi kalmıştı ki hayatıma devam edip başka birini sevmeme izin veremedim.
Buradan çıkınca gerçek bir randevuya çıkalım mı? Evet. Tamam, anlaştık.
Tamam. Hayır, dalga geçiyor. Suratından belli zaten. Yapmayacağım. Üç, iki, bir, süre doldu! Tamamdır.
Artık buna ihtiyacın yok. Ama özgürsünüz. Nasıl bir his? İnanmıyorum. İşte yüz yirmi beş bin dolarınız. Suzie, Josh... Şimdi ne yapacaksınız bakalım?
Vay canına. Bunu hiç beklemiyordum. Tamam. Görünüşe göre artık mutlular. Umarım hoşunuza gitmiştir. Abone olun.
Makale yayınlanma tarihi
